"Kamerin bir menzili var ki, Süreyya yıldızlarının dairesidir... Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahrânişinlerin nazarında ne kadar münasip, güzel, lâtif, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu, zevkin varsa anlarsın." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şimdi, kelimelerin penceresiyle gösterdiği üslûba bak. Meselâ, وَالْقَمَرَ قَدَّرْناَهُ مَناَزِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَديِمِ deki كَالْعُرْجُونِ الْقَديِمِ kelimesine bak, ne kadar lâtif bir üslûbu gösteriyor. Şöyle ki: Kamerin bir menzili var ki, Süreyya yıldızlarının dairesidir. Kameri, hilâl vaktinde, hurmanın eskimiş beyaz bir dalına teşbih eder. Şu teşbihle, semânın yeşil perdesi arkasında güya bir ağaç bulunuyor gibi, beyaz, sivri, nuranî bir dalı, perdeyi yırtıp, başını çıkarıp, Süreyya o dalın bir salkımı gibi ve sair yıldızlar o gizli hilkat ağacının birer münevver meyvesi olarak, işitenin hayali olan gözüne göstermekle, medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahrânişinlerin nazarında ne kadar münasip, güzel, lâtif, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu, zevkin varsa anlarsın."(1)

Evvela tercümelerde belağatın bu nükteleri gösterilemez. Ayetlerin tefsir veya tercümesi, onlardaki hüsün (güzellik) ve belağatı tam gösteremiyor. Bu yüzden bu ayetteki belağatı tam zevk edip göstermek pek mümkün değildir.

"Bir de, Sekkâkî demiştir ki: 'İ’câz, zevkîdir; târif ve tâbir edilemez.' مَنْ لَمْ يَذُقْ لَمْ يَدْرِ Yani, fikriyle i’câzı zevketmeyen, târifle vakıf olamaz; bal gibidir."(2)

İmam Sekkâkî “Kur’an’nın i’cazı ancak belli bir ilmi mertebeye ve dereceye ulaşıp onu bizzat zevk ederek anlaşılır” diyor. “Hiç bal yememiş birisine balın tadını tarif etmek nasıl zor ve meşakkatli ise, i’cazı ilmi ile idrak edemeyen birisine de i’cazı tarif ve tabir etmek aynı derecede zor ve meşakkatli bir iştir” diyor. Belağat noktasından bu fikir bir ekoldür.

Abdülkahir-i Cürcânî bu fikrin aksine olarak i’cazın hiç ilmi olmayan birisine dahi tarif ve tabir edilmesinin mümkün olduğunu söyleyerek farklı bir ekol teşekkül ettirmiştir. Üstad Hazretleri de bu ekolü destekliyor ve eserlerinde bunun mümkün olduğunu ispat ediyor.

Yirmi Beşinci Söz ve İşârâtü'l-İ'câz bunun misalleri ile doludur. Üstad Hazretleri belağatın çok ince ve latif nüktelerini eserlerinde beyan ve ispat ederek ikinci ekolün daha isabetli olduğunu ortaya koymuştur. Nitekim hiçbir alt yapısı ve ilmî kariyeri olmayan birisi de Üstad Hazretlerinin eserlerinde i’cazı zevk edebilir ve ediyor.

Lakin bu zevk etme işinin de kendi içinde dereceleri ve makamları var, sahrâ-nişinlerin zevki ile bizim zevkimiz arasında çok fark var. Belli bir edebî ve ilmi değer de gerekiyor vesaire.

Ülker veya Süreyya bir açık yıldız kümesidir. Boğa takımyıldızında bulunur. Dünyaya en yakın açık yıldız kümelerinden ve çıplak gözle en güzel gözükenlerdendir. Ülker yıldız kümesinin yaklaşık 440 ışık yılı uzaklıkta olduğu bilinmektedir. (3)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.

(2) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 23-24. Ayetlerin Tefsiri.

(3) wikipedi web sayfasından alınmıştır. Erişim: 29.6.2016.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...