Block title
Block content

"Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize; şerefte, makamda, teveccühte, hattâ menfaat-i maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz." Buradaki kelimelerin dizilişine göre sanki Nur talebelerinde menfaat-i maddiye şereften daha ehemmiyetli olduğu anlaşılıyor. Üstad neden "hatta şerefte" demiyor da bu şekilde söylüyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şeref, makam, teveccüh, gibi şeyler manevi şeylerdir; maddi menfaat ise maddi ve hazır bir lezzettir.

Nefis karakter açısından maddi menfaatleri daha bir önemser ve öncelikli olarak görür. Bu yüzden nefsin en çok hırgür / kavga, dalaşma çıkarttığı alan maddi menfaat alanıdır.

Nefis soyut ve manevi şeyleri daima ikinci planda görür.

Mesela, nefis çok aç olduğu bir anda 20 liralık hazır bulunan bir kebabı, otuz yıllık saltanat sürecek bir makama değişir. Çünkü nefsin ileriyi görmesi, uzun vadeli plan yapma gibi bir derdi yoktur. Nefis sadece o anı ve o andaki ihtiyacını düşünür. İnsanları ekseriyetle batıla saplayan, yanlışa yönlendiren de nefsin bu kör hissiyatıdır.  

Nefsin bu özelliğini yenmek diğerlerini yenmekten daha zor daha meşakkatli bir durum olduğu için, Üstadımız “hatta” ifadesini kullanıyor.

Kalabalık bir cemaate ders okunacak ve ders güzel olursa, cemaatin teveccühü hasıl olacak; bu konuda nefsi ikna edip dersi başka bir kardeşine yaptırabilirsin. Ama aynı fedakarlığı maddi menfaat konusunda yapmak çok zordur. Mesela, muhtaç durumda olduğu için elli bin liralık bir zekat verilecek ve seninle birlikte bir kişi daha bu paraya aday; işte bu parayı kardeşine bırakmak nefis açısından çok daha zor ve meşakkatli bir durumdur.

Özetle, menfaat-i maddiye önem ve değer açısından değil, terk edilmesinin zorluğu açısından takaddüm ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Düstur | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 610 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...