Buna göre, C. Kutay’ın “Tarih Sohbetleri”nde olsun, “Aydınlar Konuşuyor”daki yazısında olsun ve “Çağımızda bir Asr-ı Saadet Müslümanı” kitabında olsun ileri sürdüğü ve güya kendisinden başka kimsenin bilmediği “Bediüzzaman’ın hayatının meçhul tarafı” tarzında iddia ettikleri hususlardan bir çoğunun delilsiz, vesikasız ve mesnedsizliklerini ve Bediüzzaman’ın hayat seyrinde o iddialarının yerlerinin bulunmasının mümkün olmadığını her yeri geldikçe ortaya koymaya çalışacağız. Belki hatırlar kırılabilir. Lakin Bediüzzaman’ın hatırı, şerefi, haysiyeti bizce daha âlidir. Onun hayatının böylesi delilsiz mübalağalara, mesnedsiz iddialara tahammülü yoktur.

Sadedimize dönüyoruz:

Evet, Bediüzzaman, nadire-i cihan Said-i Kürdî Hazretleri yukarda bahsi geçmiş şekerci Hanı’ndaki odasının kapısına bir levha asarak bütün ilim âlemini münazara meydanına davet etmesi üzerine, herkesin bila-tefrik her çeşit ilimden sordukları suallerine doğru cevablar vermesinden ve umum İstanbul ahalisinin, özellikle ulemâ ve talebeler kesiminin nazar-ı hayretleri ona teveccüh etmekte iken; Mabeyn Hükümeti bir plânla onu akıl hastahanesine sevk etti. ilh...

Bir Hâtıra Daha

Bir zamanlar Ankara’da münteşir Uhuvvet Gazetesi 9.12.1964 tarihinde neşrettiği “Bediüzzaman kimdir” başlıklı bir yazı ve altında da “Hasan Fehmi Başoğlu’nun kıymetli bir hâtırasıdır” diye yazılı olan mühim hâtıra:

Eski Diyanet İşleri Müşavere Kurulu Reisi, muhterem ve merhûm Hasan Fehmi Başoğlu, Bediüzzaman Hazretleri ile tanışmasını şöyle anlatıyor:

“Ben, zaman-ı Meşrutiyet’te Fâtih medresesinde okurken, Bediüzzaman Hazretleri’nin İstanbul’a gelip, bir handa yerleştiğini ve hatta odasının kapısında “Burada her müşkül hal olunur, her mes’eleye cevab verilir. Fakat sual sorulmaz” diye levha asıldığını işittim.. Ve bir türlü akıl erdiremiyerek böyle bir Ievhayı asanın mecnun olması lâzım geldiğini düşünüyordum. Hazret-i Bediüzzaman hakkında sitayişkâr sözleri kabul etmek istemezdim. Fakat tevalî edegelen tavsiye ve cemaatlarla ulemâ ve talebe gruplarının kendisini ziyaret ve hayranlıklarını işittikçe, bende de bir ziyaret arzusu uyandı.. Ve kat’î karar verdim ki; en güç ve ince meselelerden sualler tertip edip sorayım. Ben de o zaman medresenin ileri gelenlerinden sayılıyordum.

« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Yükleniyor...