"Kebairi işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki hiss ve hevesin ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir."; "Büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir." İki cümle zıt?..

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“O imandan hissesi olmadığına delildir.” cümlesindeki “o iman” ibaresinde işaret edilen iman, tahkiki imandır. Yoksa imanın en alt birimi olan taklidi iman kastedilmiyor. Şayet taklidi iman kastedilmiş olsa, Ehl-i sünnetin, "Kebair imansızlıktan değildir." hükmüne ters olmuş olur. Bir insan bütün günahları serbestçe işlemiş de olsa, inkar etmedikçe imansız olmaz.

Tahkiki İman, Allah’ın isim ve sıfatlarının kainattaki tecellilerini okuyarak, her şey üzerinde Allah’ın Rablık ve ilahlık unvanını görerek, Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmek demektir. Kainatta her şeyin Allah’a açılan bir pencere olduğunu ve bu pencerelerden Allah’ın isim ve sıfatlarını seyrederek, sağlam ve kuvvetli bir iman getirmek anlamındadır. Yani tahkiki iman, sarsılmaz ve şüphelere mağlup olmaz derecede ispat ve deliller ile Allah’a ve onun bildirdiklerine iman etmek anlamına geliyor ki, böyle bir iman, kebairi serbest bir şekilde işlemeye manidir.

Günahı serbest ve gizli işlemek tabirlerinde şöyle bir nükte var: Günahı serbest işleyen adamın iman ve hayası öyle bir dejenere olmuş ki, âdeta yok olma derecesine yaklaşmış, ama yok olmamış. Fakat imanın kemali ve güzelliği namına hiçbir şeyi hissedemiyor. Bu adamın imanı ne kadar var ve sahih de olsa, çok tehlike ve risk içindedir, her an imanı kaybetmek ile yüz yüzedir.

Günahı gizli işleyen adam ise, imandan gelen haya ile utanır, çekinir, ama tam da hissiyatını terk edemediği için, o günahı gizli saklı işler. Bu adam imanın kemalinden ve güzelliğinden bazı şeyleri tadıyor ve hissediyor demektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...