Block title
Block content

Kelama üstünlük katan meziyetler Kur’an’da en ileri derecedir şüphesiz; bunun örneklerini verebilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kelâmın kalitesi yemeğin kalitesi gibidir. Aynı malzemeyle yemek yapan kimselerin yemek kalitesi aynı olmaz. Kimisinin yağı eksik veya fazladır. Kimisinin tuzu az veya çoktur. Kimisi iyi pişmemiş, kimi de fazla pişmiştir. Kaliteli bir yemekte yemeğe kıvam katan bütün unsurlar ideal boyutlarda olur, bu da o yemeğe apayrı bir tat katar. İşte kelâmdaki kıvam da benzeri bir durumdur. Numune olarak şu âyete bakabiliriz:


“Kısasta sizin için hayat vardır.”(Bakara, 2/179)


Kısas, bir suç işleyenin aynı şekilde cezalandırılması, öldürme veya yaralamada suçlu olana aynı şeyin yapılmasıdır.


Hamdi Yazır, âyetin açıklamasında şu kıymettar değerlendirmelerde bulunur:


Kısas, hayat hakkının ve canı korumanın gereğidir. Kısasın meşru oluşunda akıl sahibi olan insanlar için büyük bir hayat vardır.


Kısasın meşruluğu, çok önemli bir yaşama sebebi olduğu gibi, “Kısasta sizin için hayat vardır.” vecizesi de belâğatın en yüksek derecesine ulaşmış, özlü bir î’câz ve îcâz kanunudur. Bunun, büyük bir mana topluluğunu, son derece özlü bir şekilde ifade edivermiş olduğunda Arab edebiyatçıları ve Beyan ilmi âlimleri ittifak etmişlerdir. Çünkü bundan önce Arapların bu konuda bazı vecizeleri vardı. Bunlardan bazıları şunlardır:


a) "Bir kısım insanları öldürmek, toplumu diriltmektir."

b) "Öldürmeyi çok yapınız ki, öldürme azalsın."

Bu gibi vecizeler arasında en güzel saydıkları da şu idi:

c) "Öldürme, öldürmeyi yok eder.”

Yani öldürmeyi en çok ortadan kaldıran şey, yine öldürmedir.


Hâlbuki “Kısasta sizin için hayat vardır.” prensibinin bundan da birçok yönlerden daha fasih ve daha beliğ olduğu gayet açıktır ve üzerinde ittifak edilmiş bir husustur. Şöyle ki:


1. Önce, bu ibare hepsinden daha kısa ve özlüdür.

2. Tekrardan uzaktır.

3. Bunda Bedî' ilminde "tıbak" denen tezat san’atı, "kısas" ve "hayat" kelimeleriyle en güzel ve makul bir tarzda tatbik edilmiş olduğu halde, diğerleri görünürde makul olmayan, imkânsız bir çelişki sûretindedir.
 

Öldürmenin yokluğu, öldürmeye; öldürmenin çokluğunun, öldürmenin azlığına sebep gösterilmesi, görünüş itibariyle, bir şeyi kendi yokluğuna sebep göstermek demektir. Bunda ise bazı zevklere göre bir şiir havası olsa bile, hiç bir hikmet yoktur.


4. Kısas, öldürmeden bir yönüyle daha genel, diğer yönüyle daha özeldir. Geneldir; çünkü yaralamaları da içine almaktadır. Özeldir; çünkü her öldürmede kısas yapılmaz ve öldürmelerin her çeşidi, öldürmeye engel olmaz. Bilakis saldırı şeklindeki öldürmeler, fitneyi şiddetlendirerek karışıklığa sebep olur.


O halde "öldürme" kelimesi, ahd lâmı (belirlilik ifade eden elif-lam) ile öldürmenin bir çeşidine yani kısasa tahsis edilmedikçe vecize sahih olmaz. Böyle olunca da, kısasın yaralar kısmı hariç kalır. Bu bakımdan “Kısasta sizin için hayat vardır” ifadesi, üç yönden daha beliğdir. Çünkü her yönüyle sahihtir, açıktır, daha kapsamlıdır.


5. Yokluk, menfi bir gayedir. Hayat ise istenen müsbet bir gayedir. Öldürme işinin yokluğu, hayatın varlığını içine aldığından, tabii ki arzu edilir. Bundan dolayı âyet, asıl maksat olan müsbet gayeye delalet ettiği ve dikkati ona çevirdiği için pek yüksektir.


6. "Hayat" kelimesi nekire (belirsiz isim) olarak ifade edilmiş bulunduğu için, "tenvin-i tazim" ile hayatın bir nevi büyüğüne, yani kamu hayatına, ahiret hayatına ve hayat hakkının büyüklüğüne işareti kapsamaktadır. Diğerleri ise pek ilmî olan bu hukukî ve dinî sırdan mahrumdur.


İşte bunlar gibi daha birçok yönden bu Kur'an vecizesinin, diğerlerine üstünlüğü, bu kadar geniş manasıyla i'câz haddindeki özlü ifadesiyle, Arab edebiyatçılarını büyüleyen sebeplerden biri olmuştur.(1)

 

(1) Yazır, I, 609-610.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...