Block title
Block content

"Kelâmın elsine-i fahiresi veyahut cemali ve sureti, üslûb iledir. Yani kalıb-ı kelâm iledir." cümlesini devamıyla beraber izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kelamın güzelliği ve övünülecek tarafı; üslup ve nazımın yani lafzi kalıpların güzel tercih ve tanzim edilmesidir. Bu da ancak söylenecek saha ve alanda derinlik ve uzmanlık ile mümkündür. Yani kişi kelam edeceği alanda yeterince derin ve vakıf değilse, kelamı da ona göre sığ ve basit düşer. Demek kelam kuvvetini ilimden ve uzmanlıktan alıyor. Lafız ve cümleleri güzel tanzim etmek, iyi bir üslup seçmek yek başına yeterli değildir, onu hayatlandıracak bir ruhun da içinde olması gerekir ki; bu da ancak ilim, derinlik ve ihata ile olur.

Mesela; fizik sahasında bir nutuk hazırlanması gerekiyor, bu nutkun güzelliği ve mükemmelliği; ancak fizik sahasında uzman ve derinlik ile hazırlanabilir. Yani fizik ilminin inceliklerine vakıf olmayan birisi, nutku hazırlarken eksik ve yetersiz hazırlar, bu da muhatapları tatmin ve memnun etmez. Nutkun kalıp ve kelam olarak güzelliği içeriğindeki zenginliği ve derinliğinden geliyor.

Üstad'ın şu misali buna işaret ediyor:

"Ey meyhaneci, kelâm-ı belîğ nedir?" Elbette onun san'atı onu şöyle söylettirecek:"

"Kelâm-ı beliğ, ilim denilen çömleklerde pişirilen ve hikmet denilen büyük küplerde duran ve fehim denilen süzgeçle süzülen âb-ı hayat gibi bir mânâyı, zürefa denilen sâkiler döndürüp efkâr içer; esrarda temeşşî etmekle hissiyatı ihtizaza getiren kelâmdır."
(1)

 (1) bk. Muhakemat, Unsuru'l-Belagat, Üçüncü Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...