Block title
Block content

"Kelâmın kanaat ve istiğnası ve asabiyeti ise makamın haricinde üslûbu aramamaktır. Şöyle ki: Mananın kametine göre bir üslûbu kestirmek istediğin vakit, dâhil-i makamda olan menbadan ve mevzuun fabrikasından lâakal kelâmın tazammun ettiği,.." izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Manaya kesilip biçilecek üslup elbisesinin esası üç sınıftır:

Birincisi: Üslub-u mücerrettir. Daha çok ilmi ve teknik konuları içeren eğitim ve talim yönü galip olan üsluptur. Bu üslupta sadelik, fıtrilik, kısa ve öz olarak meseleyi en kolay yolla izah etmek güzeldir. Bu üslupta selaset, yani akıcı, açık ve kolay anlatım tarzı hükmeder.

 Seyyid Şerif'in ve Nasıruddîn-i Tûsî'nin sade olan ma'raz-ı kelâmları gibi. Bu zatların eserleri talim açısından sade, teknik ve ilmidir, bilimseldir.

İkincisi: Üslûb-u müzeyyendir. Hitap ve ikna makamında isen, yani birini ikna etmeye, onu etkilemeye çalışıyorsan sözün parlak, gösterişli olanı efdaldir. Ama avami ve zoraki bir gösterişten ve yapmacık sakil, süslemelerden kaçınmak kaydıyla. Abdülkahir'in Delâilü'l-İ'câz ve Esrarü'l-Belâga'sındaki müşa'şa ve parlak kelâmı gibi.Edebidir.

Üçüncüsü: Üslûb-u âlîdir.  Aziz ,celil ve yüksek bir üsluptur. Bu üslupta heybet, kuvvet ve azamet hakimdir. İmani konularda söylenmesi gereken bir üsluptur. Zira bu üslupta Allah’ın haşmet ve kibriyası ön plana çıkmaktadır. Sekkâkî ve Zemahşerî ve İbn-i Sina'nın bazı muhteşem kelâmları gibi. Veyahut şu kitabın mealindeki Arabiyyü'l-ibare, lâsiyyema Makale-i Sâlisedeki müşevveş, fakat muhkem parçaları gibi. Zira mevzuun ulviyeti, şu kitabı üslûb-u âlîye ifrağ etmiştir. Yoksa benim san'atımın tesiri cüz'îdir. Korku, ümit, ürperti ve hayret veren nadir üsluptur.

Bu meselenin hâtimesi: Kelâmın kanaat ve istiğnası ve asabiyeti ise, makamın haricinde üslûbu aramamaktır. Şöyle ki:

Mânânın kametine göre bir üslûbu kestirmek istediğin vakit, dahil-i makamda olan menbadan ve mevzuun fabrikasından, lâakal kelâmın tazammun ettiği mevzuun veya kıssatın veya san'atın levazımının parça parçasından ve tevabiinin kıt'a kıt'asından bir üslûbu dikmek, zaruret olmadan harice medd-i nazar etmemek, tâbir hata olmasa, harice boykotaj etmekle, elbette kelâmın kuvveti tezayüd ettiği gibi, servetin dağılmamasına en büyük esastır. Demek, mânâ ve makam ve san'at ise, kelâmın delâlet-i vaz'iyesine yardım edebilir. Nasıl kelâm, delâlet-i vaz'iye ile mânâyı gösterir, öyle de, böyle üslûp ise tabiatıyla mânâya işaret eder. Eğer bir nümune istersen, Dokuzuncu Meseledeki Arabî parçalarına bak.

Üslup mananın dış cephesi ve elbisesi hükmündedir. Mananın boyutuna göre bir üslup dikmek gerekirse, mananın içindeki öz ve konuları içine alacak bir genişlikte ve ihatada olmak gerekir. En azından sarf edilen kelamın genişliği, mananın konu ve gereklerini içine dahil etmesi gerekir. Şayet kelam manaya dar gelip, mananın bir çok noktasını ve konusunu harice atarsa, o zaman kelam ile mana uyuşmaz. Kelamın kuvveti manaya sahiplenme derecesine göredir. Yani bir kelam ne kadar manayı içine alıp sahipleniyorsa o nispette kuvvettedir demektir. Manaları sağa sola dağıtıp sadece kendi nazım güzelliğine dikkat çeken bir kelam, zahiren mutantan batınen kof bir kelam olur. Öyle ise mana ile kelam arasında mükemmel bir ahenk ve uyum olmak lazımdır.

 Üslup, manayı zahir kılan semboller makamıdır. Üslup ile mana arasında irtibatı sağlayan şey ise delalet ve işaret vasıtasıdır. Yani üslup manaya ne kadar işaret ve delalet vasıtası veriyorsa o nispette kuvvet kazanır demektir. Üslup manaya münasip bir doğallıkta ve güzellikte olmalıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

ilyas26125
Yukarıdaki izahlar güzel olmuş ama kelamın kanaat, istiğnası ve asabiyeti manalarını anlayamadım.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Kanaat israfı kelam etmemeyi, istiğna hariçten gereksiz ve silik söz kullanmamayı, asabiyet ise ifadenin kökeni demektir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...