Block title
Block content

"Kendini havas zanneden zâlimlere mazlûmîn ve avamın hücumuyla, Hıristiyanlık havassın tahakkümüne yardım ettiğinden parçalanabilir. İslâmiyet ise, dünyevî havastan ziyade avamın malı olduğundan,.." Devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sofiye meşrebinden kat-ı nazar, İslâmiyet vasıtayı red, delili kabul ve vesileyi nefiy, imamı ispat eder. Başka din vasıtayı kabul eder."

"Bu sırra binaendir ki, Hıristiyanda servet ve rütbece yüksek olanlar, ziyade dindardır. İslâmiyette avam ise, servet ve rütbece yüksek olanlardan ziyade dine merbuttur. Zira bir zîrütbe enaniyetli bir Hıristiyan, ne derece dinde mütesallip ise, o derece mevkiini muhafaza ve enaniyeti okşar, kibrinde imtiyazından fedakârlık etmez. Belki kazanır."

"Öyleyse, kendini havas zanneden zâlimlere mazlûmîn ve avamın hücumuyla, Hıristiyanlık havassın tahakkümüne yardım ettiğinden parçalanabilir. İslâmiyet ise, dünyevî havastan ziyade avamın malı olduğundan esasat itibarıyla müteessir olmamak gerektir."
(1)

İslam dini ile diğer dinler arasında vasıta, vesile ve aracı gibi kavramlara bakış açısı farklılık arz eder. Diğer dinlerde, özellikle Hristiyanlık dininde vasıtalar ve vesileler Allah ile kul arasında bir İlah, bir Rab gibi tasavvur edilmiştir, bir nevi ilahlaştırılmıştır. Allah ile kul arasına ruhban sınıfı, yani kilise ve papazlar girerek bir nevi ilah gibi otorite kurmuştur ve şu ayete massadak olmuşlardır:

“Allah'ı bırakıp da birbirimizi rab edinmeyelim."(Âl-İ İmrân, 3/64.)

Mesela uygulamada Hristiyanlığa göre kilise ve papaz insanları affeder, insanlara cennetten arsa verebilir, insanları kutsayabilir; bu gibi inançlar gösteriyor ki papaz adeta bir ilah gibi vasıtalık yapıyor, araç olması gerekirken amaç oluyor. Bu gibi inançlar insanın benlik ve kibrini besleyen inançlardır.

İslam dininde ise bu çeşit vasıtalar ve vesileler ret ve nefiy edilmiş, onun yerine delil ve imam gibi kavramlar yerleştirilmiştir. İslamiyet'te imam, yani alimler ve ehil olan salih zatlar, ancak ilmi ile ümmeti irşat ve aydınlatma ile görevlidirler. Bu irşat ve aydınlatma görevini yaparken de delil ve ispat ile hareket etmek zorundalar, yoksa onların hiçbir baskı ve dayatması söz konusu olamaz, yani delilsiz ve ispatsız iddiaları ümmeti bağlamaz.

Hristiyanlıkta ise ruhbanların her sözü tartışmasız kabul edilmek zorundadır, onlar iddialarını ispat etmeye de gerek duymazlar. Hristiyanlıkta tevazu sahibi olmayan rütbeli ve mevki sahibi havas tabaka dindar olabilir, ama İslam dininde bu şekliyle dindar birisi olamazlar. Zira İslam dini vasıta ve vesilelere tevazu sahibi olmayı emrediyor, bu yüzden maddi bakımdan mevki ve makam sahibi kibirli tabaka İslam dininden yüz bulamadığı için dindarlık ile o kibirli vaziyetlerini muhafaza edemiyorlar. Ya dindar olacaklar ya da o kibirli makamlarını tercih edecekler. İkisi aynı anda cem olmaz. Ama Hristiyanlıkta ikisini cem etmek mümkündür. Bu yüzden  Hristiyanlıkta servet ve rütbece yüksek olanlar, ziyade dindar olabiliyorlar. İki hal bir birini nakzetmiyor, tam aksine besliyor.

Özet olarak İslam, avam ve mazlumların yanında iken, Hristiyanlık ise zalim ve havas tabakanın yardımcısıdır ve yanındadır. Böyle olunca yok olmaya ve parçalanmaya müsait olan İslam değil Hristiyanlıktır. Zira zulüm ve haksızlık ilelebet payidar olamaz, bir yerde çöker.

(1) bk. Sünuhat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Sünuhat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3165 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

baybarshan
Maaşallah...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...