"Keşke, birtek namaza bu kelime gibi muvaffak olsaydım, bir sene ibâdetten daha iyi idi." Cümlesini “Risale-i Nur mesleğinde zevk aranmaz.” kaidesine göre izah edebilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tarikatta bulunan seyr ü sülûkteki zevk ile namazın inkişaf etmesi farklı şeylerdir. Üstad Hazretleri “Ezvakı” şu şekilde izah ediyor:

"Sırr-ı tarikati anlamayan bir kısım mutasavvıfe, zayıfları takviye etmek ve gevşekleri teşcî etmek ve şiddet-i hizmetten gelen usanç ve meşakkati tahfif etmek için, istenilmeyerek verilen ezvak ve envar ve kerâmâtı hoş görüp meftun olur; ibâdâta, hidemâta ve evrâda tercih etmekle vartaya düşer."

"Şu risalenin Altıncı Telvihinin Üçüncü Noktasında icmâlen beyan olunduğu ve sair Sözlerde kat'iyen ispat edilmiştir ki, bu dâr-ı dünya dârü'l-hizmettir, dârü'l-ücret değil. Burada ücretini isteyenler, bâki, daimî meyveleri fâni ve muvakkat bir surete çevirmekle beraber, dünyadaki beka hoşuna gidiyor, müştakane berzaha bakamıyor. Âdeta bir cihette dünya hayatını sever; çünkü içinde bir nevi âhireti bulur."(1)

Tasavvufta velayet makamlarına ulaşmak ve nefsi terbiye etmek için, birtakım riyazî disiplinler vardır. Bu disiplinler hem uzun hem de meşakkatli olduğundan, Allah, manevî seyirde olan müride yardım ve teşvik olması için bir takım ezvak ve kerametler ikram ediyor. Yani o harikalar ve manevî lezzetler, o yolculuğu hem hafifletiyor hem de cazip hale getiriyor.

Bu seyr ü sülükte mücahede ve meşakkat olduğu için, salik yanılıp kerameti asıl maksat ve gaye yerine koyabilir ve ezvak ve kerameti kendi mücahedesinin bir neticesi olarak görebilir. Bu da bu manevî yolculuğun tuzaklarındandır.

"Zevkli ve halî" ifadeleri, bu manevî yolculuklardaki görünen harika haller ve makamlardır.

Halbuki namazın inkişaf etmesi imanî ve tefekkürî bir derinliktir ki, ne kadar açılsa, ne kadar ziyadeleşse o kadar kemale medar olur.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...