Block title
Block content

"Kim bir şeyde çok tevaggul etse; galiben başkasında gabileşmesine sebebiyet verir." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tevağğul; bir şeye aşırı derecede dalma ve meşgul olma anlamına gelir. Gabileşmek ise; yabancılaşmak ve uzaklaşmak anlamındadır. İnsan sınırlı ve dar özellikli olduğu için, bir şeye tam dalarsa, diğer konularda ister istemez tam uzman olamayabilir.

Burada vurgulanan mana şöyledir; kim bir işe kendini ciddi kaptırırsa ve çok dalarsa, diğer mesleklerde geri kalıp uzaklaşır. Bu konuyu Üstadımız farklı sahalara tatbik etmiştir. Şöyle ki;

Maddiyata çok dalan insanların maneviyattan gittikçe uzaklaşacakları nazara verilir:

“Bir fennin veya bir san’atın medar-ı münakaşa olmuş bir mes’elesinde, o fennin ve o san’atın haricindeki adamlar ne kadar büyük ve âlim ve san’atkâr da olsalar, sözleri onda geçmez, hükümleri hüccet olmaz; o fennin icma-ı ulemasına dahil sayılmazlar."

"Meselâ, büyük bir mühendisin, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde bir küçük tabip kadar hükmü geçmez. Ve bilhassa, maddiyatta çok tevağğul eden ve gittikçe mâneviyattan tebâud eden ve nura karşı gabîleşen ve kabalaşan ve aklı gözüne inen en büyük bir feylesofun münkirâne sözü, mâneviyatta nazara alınmaz ve kıymetsizdir."

"Acaba yerde iken Arş-ı Âzamı temaşa eden, harika bir deha-yı kudsî sahibi olan ve doksan sene mâneviyatta terakki edip çalışan ve hakaik-ı imaniyeyi ilmelyakîn, aynelyakîn, hatta hakkalyakîn sûretinde keşfeden Şeyh Geylâni (k.s.) gibi yüz binler ehl-i hakikatın ittifak ettikleri tevhidî ve kudsî ve mânevî meselelerde, maddiyatın en dağınık ve kesretin en cüz’î teferruatına dalan ve sersemleşen ve boğulan feylesofların sözleri kaç para eder? Ve inkârları ve itirazları, gök gürültüsüne karşı sivrisineğin sesi gibi sönük olmaz mı?”(1)

Medeniyet fantaziyelerine, felsefeye ve dünya zinetlerine dalanların kalplerinin dağılacağını ve içtihada kabiliyetlerini kaybedeceklerini şöyle ifade eder:

“Amma şu zamanda, medeniyet-i Avrupa’nın tahakkümüyle, felsefe-i tabiiyenin tasallutuyla, şerâit-i hayat-ı dünyeviyenin ağırlaşmasıyla efkâr ve kulûb dağılmış, himmet ve inâyet inkısam etmiştir. Zihinler mâneviyâta karşı yabanîleşmiştir."

"İşte bunun içindir ki, şu zamanda birisi, dört yaşında Kur’ân’ı hıfz edip âlimlerle mübahase eden Süfyan ibni Uyeyne olan bir müçtehidin zekâsında bulunsa, Süfyan’ın içtihadı kazandığı zamana nisbeten, on defa daha fazla zamana muhtaçtır. Süfyan on senede içtihadı tahsil etmişse, şu adam yüz seneye muhtaçtır ki tahsil edebilsin.”
(2)

Felsefeye ciddi dalan insanların, maneviyatta düşük dereceli bir müminin derecesine ulaşamayacaklarını şöyle zikreder:

“İşte, felsefenin şu esâsât-ı fâsidesinden ve netâic-i vahîmesindendir ki, İslâm hükemasından İbn-i Sina ve Fârâbî gibi dâhiler, şâşaa-i suriyesine meftun olup, o mesleğe aldanıp o mesleğe girdiklerinden, âdi bir mü’min derecesini ancak kazanabilmişler. Hattâ, İmam-ı Gazâlî gibi bir Hüccetü’l-İslâm, onlara o dereceyi de vermemiş.”(3)

Netice: Madem insanın kabiliyeti sınırlıdır. Aynı anda birkaç meslekte tamamen derinleşemez. Ve madem insan bu dünyaya ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek ve Allah’ı razı etmek için gelmiştir. Öyleyse Allah’ın razı olduğu noktalara dalıp orada derinlik kazanıp, diğer alanları da buna hizmetçi eylemek lazımdır. Yoksa dünyaya asıl geliş hikmetimiz yerine gelmemiş olacak ve ahirette mesul olacağız...

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, Yedinci Şua, Mukaddime.

(2) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz.

(3) bk. age., Otuzuncu Söz, Birinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Makale, İkinci Mukaddeme | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2219 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...