Block title
Block content

Kıssa-i Musa, çok meziyetleri ve hikmetleri müştemildir. Her makamda o makama münasib bir vecihle zikredilmesi, ayn-ı belâgattır. Bu manada, Kur'an'daki ayetlerden örnek verebilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mesela; Bakara Suresi'nde makam, geçmiş kavimlerin hayatlarından örnekler vererek, hali hazırdaki insanları irşat ve terbiye etmektir. Bu sebeple Musa (as)’in kıssası geniş ve kapsamlıca izah edilmiştir.

"47. Ey İsrail’in evlatları! Size ihsan ettiğim nimetimi ve vaktiyle sizin atalarınızı diğer insanlara üstün kıldığımı hatırlayın. (Kendi zamanlarında yaşayan insanlara üstün kılınmışlardı.)"

"49. Hem sizi en feci işkencelere uğrattıkları zaman Firavun’un adamlarından kurtardığımızı da hatırlayın. Onlar sizin dünyaya gelen erkek çocuklarınızı kesiyor, kız çocuklarınızı ise kötülük için hayatta bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbiniz tarafından çetin bir imtihan vardı."

"50. Yine hatırlayın ki sizin geçmeniz için denizi yarmış, sizi kurtarıp, siz bakıp dururken gözlerinizin önünde Firavun hanedanını boğmuştuk."

"51. Ve bir vakit Mûsâ’ya kırk gecelik bir süre ayırmıştık. Ama siz Mûsâ’nın ayrılmasından az sonra, buzağıyı ilah edinip öz canınıza kıymıştınız." (Bakara Sûresi)

Tur Dağındaki vahiy sırasında Allah, Hz. Musa’ya lütuf olarak kardeşi Hz. Harun’u destekçi kılacağını müjdelemiştir. Bundan sonra da Allah, Hz. Musa’ya daha önce verdiği nimetleri kendisine hatırlatmıştır: 

"Andolsun, Biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk."

"Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyle ki:)"

"Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim."

"Hani kız kardeşin gezinip; 'Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?' demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni esaslı bir denemeden geçirip denemiştik. Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa. Seni kendim için seçtim."
(Taha Suresi, 37-41)

Bu ayetlerde insanların çoğunun habersiz olduğu veya tam olarak kavrayamadığı kader sırrı açıklanmaktadır. Hz. Musa (as), bebekliğinden elçi oluncaya kadar hayatının her anında, Allah tarafından ezelde belirlenmiş olan kaderi doğrultusunda yaşamıştır. Bu kaderin içinde, Allah’ın takdiri dışında hiç bir şey yoktur. Örneğin önce de belirttiğimiz gibi, Hz. Musa (as)’ın bebek iken nehre bırakılan sandık içinde Firavun ailesine ulaşması, Allah’ın kaderde belirlediği binlerce detayla gerçekleşmiştir.

Bu hakikate işaret edecek bir yazıyı burada takdim edelim.

Bu  Kıssalardandan Alacağımız Dersler:

Kur'an kıssaları, tarihin derinliklerinden seçilerek ders almamız için, Allah tarafından açıklanan hikmetli vak'alardır. Bu kıssalar, aslında, insanlara hükmeden ilahi kanunların icraatından ibaret olan birtakım hareketler, görüntüler ve sesler halindeki tarih manzaralarıdır. Kur'an kıssalarının gerçek kahramanı, olayların etrafında döndüğü şahıs değildir. Kıssanın gerçek kahramanı, insanın inanç, ahlak ve davranışlarına sıkı şekilde bağlı olan tarihi kanundur.

Mesela Hz. Musa kıssasının kahramanları Hz. Musa ve muhatapları değil, tevhit ve şirkin tarihi realiteleridir. Yahut Yusuf kıssasının kahramanları Hz. Yusuf ile ev sahibesi değil, Yusuf'taki iffet ve emanet ile kadındaki şehvet ve hıyanet vasıflarıdır. Gerçi Kur'an'da hayat, unutamayacağımız bazı şahsiyetlerde hareket eder, fakat Kur'an üslubu, kıssa kahramanlarını olayın mihveri yapmaya layık bulmamıştır. Kıssalar tezli kıssalardır, güdümlü hikâyeler değildir. Kur'an hadiseye dikkati çektiğinden zaman ve mekân unsurlarına zikre değer bir yer vermez, onları bildirmez. Zira hadiselerin, ibret vermek gayesine hizmet etmeyen ayrıntılarına girmek, meseleyi teferruata boğarak kıssadan çıkacak hisseye gölge düşürebilir.

Müşahhaslaştırılmış mücerret kanunlar olan Kur'an kıssaları, kanun olduklarını göstermek için tekrarlanmıştır. Gerçekten de, aralarında itibari bazı farklar olsa dahi, herbir hadisenin bir benzeri vardır. Çünkü kâinatta kanun birliği vardır. Dikkatle bakacak olursak, her asrın bir Firavun'u, bir de Musa'sı olduğunu, yoldan çıkmış zenginleri temsil eden bir Karun'u ve dini, menfaatlerine alet eden din adamlarının timsali olan bir Bel'am'ı olduğunu görürüz.

Kur'an kıssalarının bir gayesi de; muhatapların ders almalarını sağlamaktır. Zira insan, kıssalarda anlatılan iyi kişileri takdir edip onlara benzemek ister; kötülerden nefret edip huylarından sakınmak lüzumunu hisseder.

Bu girizgâhtan sonra, şimdi de Hz. Yusuf ile Hz. Musa kıssalarından alabileceğimiz bazı dersleri zikredelim:

1. Hz. Yusuf'un kuyuya atılması, köle olarak satılması, iftiraya maruz kalması, zindana atılması vs. imtihanlarla karşılaşması; babasının önce Yusuf sonra da Bünyamin'den ayrılması; Hz. Musa'nın annesinin Allah'ın emriyle bebeğini denize atması; Hz. Musa'nın Firavun'un sarayında büyümesi, istemeyerek de olsa bir adamın ölümüne sebep olması ve Medyen'e gitmek zorunda kalması... ve bütün bunlar karşısında bu büyük insanların sabretmesi... Bütün bunlar, kıyamete kadar gelecek mü'minlere sabır dersi vermektedir. Her devirde, kişi seviyesine göre imtihan edilecektir ve ona düşen de sabretmek olacaktır.

2. Gerektiğinde insan Allah için ana-babasından, gerektiğinde de ana-baba evladından ayrı kalmaya hazır olmalıdır.

3. Hz. Yusuf'un da, Hz. Musa'nın da sarayda yetişmeleri önemli bir noktaya dikkatimizi çekiyor; kuvvetli olan ve medeni hayat yaşayan insanlara gerçekleri anlatmanın diyalog ve ikna etmekten geçtiğini, onlara daha sonra bir şeyler anlatabilmek için onların bazı eza ve cefasına katlanmak gerektiğini anlıyoruz.

Aynı durum, kadına karşı Hz. Yusuf'u tebrie eden ve Firavun'a karşı Hz. Musa'yı koruyan Mü'min-i al-i Firavun (Firavun'un şeflerinden olan mü'min zat) için de geçerlidir; her zemin ve zamanda hakperest insanlar vardır. Yeter ki onlara ulaşacak hak bir tavır içinde olalım.

4. Hz. Yusuf'un kuyuda ölmemesi, kadın karşısında zor durumdan kurtulması vs...; Hz. Musa'nın diğer çocuklar gibi tespit edilip öldürülememesi, annesi tarafından denize bırakılınca ölmemesi, ileride ezeli düşmanı olacak Firavun'un sarayında büyümesi vs... hadiseleri de gösteriyor ki; Allah'ın inayeti ve yardımı hep inananlarla beraberdir. İnananlar belli bir zaman zahmet çekse de, hayırlı akıbet onlar içindir.

5. Hz.Yusuf, babasının ikazına rağmen rüyasını kardeşlerine anlatıyor ve başına bu hadiseler geliyor. Bu da bize; dostların gıbta damarlarını tahrik etmememiz gerektiğini gösteriyor.

6. Hz.Musa'nın Medyen'e hicretine gelince; mü'min hiçbir zaman kâfirden korkmaz ve ondan kaçmaz, fakat kuvvet dengesinin olmadığı bir yerde, gücünü artırmak ve takviye almak düşüncesiyle geri çekilebilir, fikrini veriyor.

7. Hz. Yusuf'un, hapishanede kendisine rüya tabiri soranlara cevap vermeden önce, yüce Allah'ın varlığını ve birliğini anlatması; en önemli meselenin O'nu tanıtmak olduğunu bize gösteriyor. Ayrıca; her zaman ve her yerde Allah'ın tanıtılması gerektiği, zaman ve mekânın önemli olmadığı, hatta gerekirse hapishaneleri dahi medrese-i Yusufiye'ye, yani Yusuf okulları haline çevirmenin mümkün olduğu ispat ediliyor.

8.
Özellikle günümüzde, Hz.Yusuf'un kadının karşısında düştüğü duruma düşme ihtimali olan gençlerin, Hz. Yusuf gibi "Maazallah, Allah'a sığınırım" diyerek her zaman Allah'a sığınmaları gerekir.

9.
Mü'min-i al-i Firavun'un Hz. Musa'yı müdafaa ederken, korkusuzca Firavun'a: "Rabbim Allah'tır dediği için, bir adamı öldürüyor musunuz?" (Mü'min, 40/28-35) demesi, yeri geldiğinde, ölümü göze alarak zorba idarecilerin karşısında hakkı söylemekten çekinilmemesi gerektiğini gösterir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Bakara Sûresi | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4703 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...