"Kudreti nihayetsiz olan Seyyidinin kuvvetine istinad eden bir zaif-i kavîdir ki, Kur’ân hakikî bir şakirdine Cennet-i ebediyeyi dahi gaye-i maksat yaptırmadığı halde..." İzah eder misiniz? Kur’ân cennetin gaye yapılmamasını hangi âyeti ile ta’lim ediyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah’ın sonsuz kudretine, kuvvetine ve zenginliğine dayanan bir mümin, dünyanın gelip geçici ve fani nimetlerini kendine gaye yapmaz

Kâmil bir mümin; cenneti bile maksat yapmazken, bir zindan hükmünde olan olan dünyayı ve dünya menfaatlerini esas gaye yapması düşünülemez. Hakiki bir mümin olabilmenin birinci şartı da; Allah’ın sonsuz kudretine, kuvvetine ve rahmetine sığınmaktır.

Allah’ın sonsuz kudretine ve zenginliğine dayanabilmenin birinci yolu da insanın acizliğini, fakirliğini ve zayıflığını idrak etmesidir. Yani acizliğini idrak edemeyen, sonsuz kudreti idrak edemez; sonsuz kudreti idrak edemeyen, sonsuz kudrete dayanamaz; sadece dünyaya hasr-ı nazar eder ve ona çalışır.

"Kur’ân’ın halis ve tam şakirdi ise, bir abddir. Fakat azam-ı mahlûkata karşı da ubudiyete tenezzül etmez ve cennet gibi en büyük ve azam bir menfaati gaye-i ubudiyet yapmaz bir abd-i azizdir."

Kur’ân’ın halis bir talebesi yani Kur’ân terbiyesi ile yetişmiş bir Müslüman Allah’a halis bir kuldur. Öyle aziz bir kuldur ki; amelinde ve ibadetinde cennet gibi büyük bir nimeti bile gaye edinmez. Kulluğunu ve ibadetini sadece Allah’a yapacak kadar yüce ve ulvî bir ahlaka sahiptir.

Hem mütevazıdır, alçakgönüllüdür. Fakat imanın verdiği izzet ile Allah’tan başka hiçbir şeye boyun eğmez, kulluk yapmaz.

Hem kendi nefsinde bir kudret görmez, her hayrı Allah’tan bilir. Sadece Allah’tan istediği için başka kimseye ihtiyaç bildirmeyecek kadar da zengindir ve minnetsizdir.

Dünyada hedefi ve gayesi ise, yalnız Allah’ın rızasını kazanmaktır. İşte vahyin talebesi ile felsefenin talebesi arasında böyle azim bir fark vardır.

Sorunun ikinci şıkkı:

Bütün ibadetlerde asıl gaye Allah’ın rızasını kazanmaktır. Cennet, Allah’ın razı olduğu kullar için hazırladığı, saadet yurdudur.

Kur’ân-ı Kerim’de iman edip salih amel işleyenler için cennet va’d edilmekle birlikte, Allah’ın rızasının ondan daha üstün oluğunu bildiren âyet-i kerimeler vardır. Mesela şu ayetlere bakalım:

"İman edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar murada ermiş olan mutlu kullardır. Rabb'leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle müjdeler ki, o cennette onlar için bitmez tükenmez nimetler vardır." (Tevbe Suresi, 9/21-22)

Dikkat edilirse burada sırasıyla "Allah'ın rahmeti, rızası ve cennet" nazara verilmektedir.

Yine aynı surede şöyle bildirilir:

"Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur."(Tevbe Suresi, 9/72)

Burada açık bir şekilde Allah'ın rızasının daha büyük olduğu ifade edilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...