Block title
Block content

Kudretin levazımıyla hikmetin levazımı bir değildir. Birisine ait levazımı ötekinden talep etmek hatadır. Ve keza daire-i esbabın iktizasıyla daire-i itikad ve tevhidin iktizası bir değildir. Onu bundan istememeli...

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kudretin levazımıyla hikmetin levazımı bir değildir. Birisine ait levazımı ötekinden talep etmek hatadır. Ve keza daire-i esbabın iktizasıyla daire-i itikad ve tevhidin iktizası bir değildir. Onu bundan istememeli. Ve keza kudretin tallukatı ayrı, vücudun cilveleri veya sair sıfatın tecelliyatı ayrıdır. Birbirine iltibas edilmmeli...

Allah’ın her bir isim ve sıfatının mana ve hükümleri birbirinden farklıdır. Mana ve hükmünün farklı olması, tecelli ve taallukun da farklı olmasını iktiza eder. Onun için bir ismin hüküm ve manasını başka bir isimden beklemek veya tecellisini istemek yanlış olur.

Mesela kudret, bir şeyi ani ve defi yaratır. Zamansız ve sebepsiz yaratmak, kudretin bir vasfıdır. Hakim ismi ise, sebep ve zamanla iş görmek ister. Hakim ismi, hikmet ve hünerlerini tanıtmak ister. Bu da başka nazarlara sergilemek ile olur. Başka nazarlar ise, ani ve defi bir yaratmadan hiçbir şey anlayamayacağı için, sebeplerin ve zamanın devreye girmesini iktiza eder.

Bu yüzden kainata hikmet nazarı ile bakarken, kudretin ani ve defi yaratmak tarzını aramak yanlış olur. Kudrete nazar ederken de, Hakim isminin tecelli ve taalluku aranmaz. Bazılarının; neden Allah şu meyveyi zamanlı ve sebepli yaratıyor. Halbuki O, bir şeye ol dese oluverir, diye itirazına bir cevaptır bu bahis.

Allah’ın bir ismi mutlak tecelli etme kabiliyetinde iken, başka isimler o ismi kayıtlandırır. Yoksa kainatta bir isim hüküm sürerken, diğer isimler atıl kalırdı. Onun için Allah’ın bütün isim ve sıfatları koordine ve uyum içinde tecelli eder. Mesela Mümit ismi her canlıyı hükmü itibarı ile öldürmek iktiza ederken, Muhyi ismi onu takyit eder. Kudret sıfatı her şeyi sebepsiz ve zamansız, defi ve ani bir surette yaratma kabiliyetinde iken, Hakim ismi devreye girip, sebep ve zamanı devreye sokuyor ki, her isim ve sıfat tecelli edip kendini izhar etsin.

Bu sebepten, bir ismi tefekkür ederken, başka isimleri de tefekkür edip, hükümlerini ve manalarını ayırmak lazımdır. Yoksa, yanlış olur. Hatta eşyanın, sadece oluşumuna dikkat kesilip, aradaki hikmetli süreci görmemek, insanı tabiat bataklığına sürükler. Zira sanatkarı  zahir kılan hikmettir.

Sebepler dairesinde iken, itikat dairesi hükmederse, yani yersiz tevekkül galip olursa, hata olur. Cezası dünyevi sefalettir. Sen, mahsul için, ekip biçmen gerekirken, tevekkülü tembellikle karıştırıp çalışmazsan, aç kalırsın. İtikat makamında ve dairesinde de eşyayı ve olayları sebeplere verirsen, şirke düşersin. Bu iki dairenin hükümlerini bir birine karıştırmak çok acıklı bir netice doğurur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Katrenin Zeyli | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4264 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...