Block title
Block content

"Küfrün mahiyeti bir inkârdır, bir cehildir, bir nefiydir. Sureten isbat ve vücudi görülse de manası ademdir, nefiydir..." ifadelerini misallerle açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Muazzez Üstadımız bu gibi ifadelerle; küfrün, isyanın ve günahların aslının ve esasının adem, terk ve yokluk olduğunu ifade ediyor.

İmanın, hayrın ve salih amellerin mahiyetlerinin ise; vücud, gayret ve çalışma olduğunu nazara veriyor.

Bu iki mesele; niyet ve ilk meyil açısından bakılırsa anlaşılabilir. Fiil ve muamelat açısından bakılırsa, yanlış değerlendirilmelere sapılabilir.

Müspette ve menfide, hayırda ve şerde, imanda ve küfürde; zatında; fiil ve muamelat açısından fazla bir fark yoktur.

Mesela, helal ve haram muamele, fiilen birbirine benzer. Yani aynı ticaret, aynı insan, aynı cihazlarla, aynı fiili işler. Burada zahiren bir fark yoktur. Ancak niyetler açısından; birinde iman ve takva, diğerinde küfür ve isyan cihetinde farklı olduğundan, birbirine benzeyen fiiller farklı niyetlerin sirayetiyle mahiyetleri değişir, ya hayır olur veya şer olur.

Mesela, iman ve küfür aynı kalpte çekirdekler gibi yeşillenir, aynı vücud da, aynı ağızdan aynı mekanizmalarla zuhur eder ve çıkar. Burada her ikisi de vücudi gibi görünür.

Yani cihazatın, eşyanın ve azaların bizzat mesuliyetleri yoktur. Haram ve helal lokma aynı şekilde yenilir, yutulur, vücuda taksim edilir. Bu muamelatın, bizzat haramlığı ve helalliği yoktur. Ancak niyet, arzu ve meyil hangi özelliğe sahip ise; muamelat da, niyete göre aynı mahiyeti taşır.

Mesela, namaz kılmak veya kılmamak. Her ikisinde de faaliyet ve vücud vardır. Namazda malum hareketler ve muamelat; kılmamada ise; yatma, oturma veya başka bir meşguliyet vardır. Ayrıca hırsızlık yapmak şerdir. Ancak vücudi muamelatla işlenebilir.

İşte bu cihetlere bakıldığında; sadece fiil ciheti nazara alındığında; küfrün ve günahların, terk ve adem olduğu anlaşılmaz. Çünkü şerde bile olsa; çalışma, faaliyet ve varlık cepheleri vardır. Öyle ise; imanın esasının vücudi, küfrün esasının ise; ademi olduğu; niyet ve irade noktasından değerlendirilir.

Mesela namaz kılmak, emr-i ilahi cihetiyle vücudidir. Kılmayan adam fikren emre muhalefet etmesi yokluktur, terktir ve ademdir.

İman emri ilahidir. Bu noktadan hayırdır ve vücudidir. Küfre giren insan küfürle vücudi bir mesuliyet işlese de; Allah’ın külli emrine muhalefet edip, imanı yoklukta bırakıp, terk ettiğinden dolayı edemi kabul edilir.

Demek ki bu mesele:

1. İnsanın niyet, irade ve meyli açısından,

2. Allah’ın emrettiklerinin vücud, nehyettiklerinin de adem açısından değerlendirmesi ile ilgilidir.

Cenab-ı Hak hırsızlığı yasaklamış. Burada hırsızlığın yapılmaması fiil açısından bir terktir. Ancak emri ilahi açısından hırsızlık yapmamak hayırdır, vücudidir ve müspettir.

Bu misalden de anlaşılacağı üzere bir şeyin müspet, vücudi ve hayır olması veya menfi, ademi ve şer olması; o işin muamelat ve fiiline değil; Allah’ın emir ve nehyi ile kulun niyet ve iradesine bakmaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Mukaddime | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4174 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

hakan
Allah razı olsun Abiler. İşte böyle izahlara muhtaciz. Cenab-ı Hak sizlere kamil İman ve hüsn-ü hatime nasip etsin. Amin
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...