Block title
Block content

"Küfür ise, hakaik-ı imaniyeyi inkâr ve nefy olduğundan ademdir. Enâniyetin vücudu ise, haksız temellük ve aynadarlığını bilmemek ve mevhumu muhakkak bilmekten ileri geldiğinden, vücud rengini ve suretini almış bir ademdir." Bu konuyu açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Vücut, binlerce sebebin bir araya gelmesi ile oluşan bir durumdur. Bu sebeplerin bir araya gelip, ölçü ve uyum içinde çalışması da ancak ilim, irade ve kudreti sonsuz bir zatın tedbir ve idaresi ile mümkündür.

Mesela bir sineğin, bir mevsim hayatta kalması için bütün kainat çarklarının dönmesi ve işlemesi gerekiyor. Güneşin doğması, bitkilerin yeşermesi, suyun oluşması vs, bütün unsurların hazır olması ile ancak hayatı devam edebilir. Bütün bunların oluşabilmesi de ancak sonsuz ilim, irade ve kudret ile mümkündür. Bu yüzden bütün güzellikler, vücut temeli üzerine bina edilmiştir.

Varlık bütün nimetlerin temeli ve esası hükmündedir. Bir insanın güzellikleri yaşayıp tadabilmesi ancak varlık kazanması ile mümkündür. Bütün güzelliklerin kaynağının vücut olması bu manayadır. Bu vücut temeli üzerinde kurulan güzelliklerin ve nimetlerin iyi anlaşılıp idrak edilebilmesi için Allah,  hakikatte vücut gibi  var olmadığı halde, var gibi görünen bazı şer şeyleri de  kıyas için tasarlamıştır. Bunların esasen vücutları yoktur. Ama bir vücut gibi varlık alanında görünüyorlar. Yani sadece görüntü olarak vardırlar, hakikati halde  varlıkları yoktur. Bu şerlerin vücut gibi görünmesi hissi bir yanılsamadır. Etraflı ve derin düşünüldüğünde, varlıklarının olmadığı kati olarak anlaşılır. Üstad'ın

“Küfür ise, hakaik-ı imaniyeyi inkâr ve nefy olduğundan ademdir,”

demesi bu manaya işaret içindir. Yani küfür, gerçekliği olmayan, hakikati halde olan bir şeyi yok saymaktan ibaret olduğu için, varlık sınıfından sayılmazlar.

Mesela melekler hakikati halde olduğu halde ve vücutlarına binlerce delil ve işaretler bulunduğu halde, kafirin melekleri, yok deyip inkar etmesi, gerçekliği ve varlığı olan bir durum değildir. Varlığın var olma halini yok saymadır. Böyle olunca, bu yok sayma eylemi varlık sınıfına girmeyi hak etmiyor, demektir.

Aynı şekilde insandaki benlik ve sahiplenme dürtüsü de vehmi bir haldir. İnsanın bir şeye gerçek manada sahip olması, o şeyin bütün hal ve keyfiyetlerini bilip onları tedbir ve idare etmesinden geçer. Yoksa her şeyini Allah yaratsın, bütün gereklerini Allah yoktan var edip tanzim etsin, ama sahiplenmeye gelince, insan sahiplensin. Bu tam bir safsatadır. Bir şeye gerçek manada sahip olabilmek için, o şeyin her şeyini yaratmak gerekir.

İşte insan, vehmi ve hayali olan sahiplenme dürtüsü ile kendinin olmayan şeylere, kendininmiş gibi sahipleniyor. Bu ise haksız ve yersiz bir temellük (sahiplenme) davasıdır. Hakikati halde olmayan, ademi bir durumdur. Halbuki bu benlik ve sahiplenme duygusu insana; Allah’ın mutlak sıfatlarına farazi bir kıyaslama yapabilmesi ve o sıfatları idrak edebilmek için verilmiş hayali ve farazi bir hattır. İnsan bu farazi ve hayali hali temellük ile amacının dışına çıkarıyor, hakikati hale uygun olmayan bir hale sokuyor. Bu ise hakikatte olmayan ademi bir durumdur.

Özet olarak; küfür ve enaniyet hakikati halde olmayan şeyler olduğundan, varlık sınıfından sayılmazlar. Bu yüzden küfür ve enaniyetin varlıktaki görüntüleri hakiki olmadığı için, bütün güzelliklerin menbaı, vücuttur, önermesine bir zarar vermezler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...