"Küfür ve dalalet, tuğyan ve masiyet,... Sair mevcudatın netaic-i amellerine halel verdiği gibi esma-i İlâhîyenin cilve-i cemallerine perde çeker.” Bu cümleyi nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu konuyu Üstadımızın şu ifadelerinin ışığında değerlendirmek gerekiyor:

“Şu görünen umumî âlemde her insanın hususî bir âlemi vardır. Bu hususî âlemler, umumî âlemin aynıdır. … Her hususî âlemin anahtarları o âlemin sahibinde olup letâifiyle bağlıdır. O şahsî âlemlerin safveti, hüsnü ve kubhu, ziyası ve zulmeti, merkezleri olan eşhasa tâbidir.” (Mesnevî-i Nuriye, Habbe)

Bu cümlede geçen halel verme ve perde çekme, o kişinin hususî dünyası içindir. Güneş, küfür ve dalalet içinde bulunan bir kişiye de ışık vermekte, yer küresi bineklik etmekte, hava onun kanını temizlemektedir… O kişiye de ağaçlar meyvelerini takdim etmekte, arılar ballarını sunmaktadır. İşte ona hizmet eden bu varlıkların amellerinin neticesinde, o kişi Rabbine iman ve ibadet etmek yerine, küfür ve isyan yolunu tutarsa, bu varlıkların bütün çalışmaları neticesiz kalır. Böyle bir kişi, kendine hizmet eden bu varlıklarda ve onların takdim ettikleri bu nimetlerde tecelli eden İlâhî isimleri de okuyamaz olur. O güzel isimlerin güzel tecellilerine kendi âleminde perde çekmiş olur. Dünyada hayvan gibi, hatta ondan daha aşağı bir hayat sürer ve bütün bu nimetlerin hesabını vermek üzere öte âleme göçer.

"Madem küfür ve dalâlet, tuğyan ve mâsiyet, esasları inkârdır ve reddir, terktir ve adem-i kabuldür. Suret-i zahiriyede ne kadar müsbet ve vücutlu görünse de, hakikatte intıfâdır, ademdir. Öyle ise cinayet-i sâriyedir. Sair mevcudatın netâic-i amellerine halel verdiği gibi, esmâ-i İlâhiyenin cilve-i cemâllerine perde çeker."

Küfür ve inkar: Mevcudat ile yaratıcısı arasına bir perde koymaktadır. Mevcudatın kemâllari ise yaratıcısına bakan yüzdedir. Perde konmakla o kemâlat iptal olur, baş aşağı düşer.

Mesela; bir çiçeğin amelinin neticesi, Esmâ-i İlahiye'yi göstermektir. Kafir, çiçeğe bu nazar ile bakmadığı için, kafirin nazarında solup giden bir bitki olmaktan öteye gidemez. Ama, bir mü'minin nazarında ise, Esmâ-i İlahiye'yi dile getiren bir mektub-u Rabbâni derecesine teâli eder.

Ders anlatan bir öğretmeni dinlememek, nasıl ki öğretmenin emeğini boşa çıkarmış olur. Aynen öyle de; Allah'ı, sana hal diliyle anlatan bir hayvanı, bitkiyi, yıldızı dinlememek ve onları yalnız bir kuru varlık olarak görmek, o varlığın yaratılış gayesini iptal etmek demektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...