Block title
Block content

"Kur-ân’ı Hakîm’in hikmet-i kudsiyesi ile felsefe hikmetinin icmâlen muvazenesi"nden ne anlamalıyız, bu iki ekol, mahiyeti itibari ile insan terbiyesinde farklı mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yirmi Beşinci Söz'de Kur’an hakkında yapılan bir dizi tariften birisi de şudur: “Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi…”   Yani, “Bu kâinatı kim ve  niçin yaratmıştır ve bu âlem ve içindeki eşya ne gibi manalar ifade ediyor?” sorularının en mükemmel cevabı Kur’an-ı Kerim'dedir. Bu hikmet kutsîdir. Zira, kâinattan Allah namına ve onun esması hesabına bahsetmektedir.

Öncelikle bir noktayı  belirtmek isteriz: Bu sözde ve diğer birçok risalede geçen “felsefe” kelimesiyle, bir sosyal bilim dalı olan felsefeyi birbiriyle karıştırmamak gerekiyor. Risalelerde felsefe kelimesi, “kâinattaki varlıklara ve hadisata vahy-i semaviyi hiç nazara almadan, sadece aklı esas alarak bakma” manasında kullanılmaktadır.

Nur Külliyatı'nda dünyanın üç yüzünden söz edilir. Birisi Allah’ın isimlerine ayna olma yüzü, diğeri ahirete tarla olma yönü, üçüncüsü de ehl-i hevesatın mel’abegâhı, yani oyun ve eğlence yeri olmasıdır. Bunlardan ilk iki gaye kutsidir, mukaddestir. Kur’an-ı Hakîm, müminleri bu iki cihete nazar ettirir.

Felsefenin bakış açısı ise tamamen dünyevidir ve menfaat esasına dayanır. Yani ehl-i felsefe  için güneşin nasıl harika bir İlâhî sanat olduğu değil, insanlara ne gibi faydalar sağladığı önemlidir.

Her iki bakış açısının meyveleri de birbirinden çok farklı olur. Birincisi mümin, mütefekkir, İlâhî eseleri hayretle seyreden, rahmani nimetlere karşı şükürle mukabele eden “sevgili kullar” yetiştirirken, ikincisi bu âlemdeki harikalara karşı donuk nazarlı, iç âlemi gafletle ve isyanla kararmış, sadece kendi nefsini düşünen, egoist ve merhametsiz insanlar yetiştirir.

“Fünun-u hikmetten gelen zulümat-ı ruhiye, ruhumu kâinata boğduruyordu. Hangi cihete baktım, nur aradım; o mes'elelerde nur bulamadım, teneffüs edemedim. Tâ Kur'an-ı Hakîm'den gelen ve "Lâ İlahe İlla Hu" cümlesiyle ders verilen tevhid, gayet parlak bir nur olarak bütün o zulümatı dağıttı; rahatla nefes aldım.” (Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem’a, On Birinci)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...