"Kur’ân, bazen tagayyüre maruz ve muhtelif keyfiyâta medar maddî cüz’iyatı zikreder." Devamındaki misaller ışığında izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kur’ân, bazen tagayyüre maruz ve muhtelif keyfiyâta medar maddî cüz’iyatı zikreder. Onları hakaik-ı sabite suretine çevirmek için sabit, nuranî, küllî esmâ ile icmal eder, bağlar. Veyahut tefekküre ve ibrete teşvik eder bir fezleke ile hâtime verir."(1)

Meleklerin Âdem (as)’a secde etmesi küçük, basit ve maddi bir olaydır, ama olayın arkasında yatan değerler ve gerçekler çok büyük ve çok küllidir. İnsan soyut olarak bu değer ve gerçekleri anlamakta güçlük çekmesin diye Kur’an küçük ve anlaşılır bir hadise ile olayı izah ediyor.

Evet, Hz. Musa (as) o zaman insanlarının âdeta tapacak kadar yücelttikleri ineği kesmesi, zahiren basit ve cüz'i bir olaydır. Oysa o emirle insanların Allah'tan başka taptıkları ne kadar batıl mabutlar varsa, onların kesilmesi gerektiğini zihinlere getirir.

Bu sebeple Kur’an'da anlatılan hadise ve hayat kesitlerine -haşa- basit ve önemsiz bir hikaye nazarı ile bakılamaz. Aksine hepsinin arkasında külli ve büyük değerler ve gerçekler yatmaktadır.

Mesela meleklerin Âdem (as)’a secde olayında, insanın mahlukat içinde rüçhaniyet ve hilafet gibi muazzam gerçekleri ve değerleri bulunmaktadır.

Tagayyür olayını bir örnek üzerinden şöyle açıklayabiliriz:

"Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız." (Enfal, 8/60)

Bu ayetin sabit ve değişmeyen hükmü, düşmanlarınıza karşı güçlü olun emridir. Tagayyüre ve değişime mecbur olan kısmı ise kainattaki tekamül kanunu gereği "at beslemek"tir. O zaman koşullarında düşmana karşı at beslemek çok önemli bir kuvvet vesilesi idi, ama şimdi at beslemenin bir anlamı kalmadı. O zaman ayetteki at ifadesi yerine, şimdinin silahı olan tank, zırhlı araçlar, makinalı tüfek, iha ve siha yapmayı anlayacağız.

Ayetlerin sabit ve değişmeyen anlamları yanında, bir de dinamik ve sürekli değişen anlamları da bulunuyor.

Burada asıl önemli olan konu, zahiren değişken, basit ve ehemmiyetsiz olan meselelerin arakasında bunları sabitleştiren ve kıymetleştiren esma-i İlahiye ile perçinlemek ve sağlamlaştırmaktır. Mesela;

وَعَلَّمَ اٰدَمَ اْلاَسْمَاۤءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰۤئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُنِى بِاَسْمَاۤءِ هٰۤؤُلاَءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ - قَالوُا سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

“Âdem’e bütün isimleri öğrettikten sonra eşyayı meleklere gösterdi. ‘Eğer iddianızda doğru iseniz, bunların isimlerini bana söyleyin.’ buyurdu. Melekler ‘Seni her türlü noksandan tenzih ederiz.’ dediler. ‘Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Alîm ve Hakîm olan sensin.’ (Bakara, 2/31, 32)

"İşte, şu âyet, evvelâ 'Hazret-i Âdem’in hilâfet meselesinde melâikelere rüçhaniyetine medar, ilmi olduğu' olan bir hadise-i cüz’iyeyi zikreder. Sonra, o hadisede, melâikelerin Hazret-i Âdem’e karşı ilim noktasında hadise-i mağlûbiyetlerini zikreder. Sonra bu iki hadiseyi, iki ism-i küllî ile icmal ediyor-yani اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ Yani, 'Alîm ve Hakîm sen olduğun için Âdem’i talim ettin, bize galip oldu. Hakîm olduğun için bize istidadımıza göre veriyorsun, onun istidadına göre rüçhaniyet veriyorsun.”(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, İkinci Şule.
(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Yusuf123321

Peki adem olayında değişen nedir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Adem (as)'ın üstünlüğü eşyanın isimlerini zikretmesi ile sağlanmıştı şimdi insanlığın ulaştığı teknik seviye ve kurmuş olduğu medeniyet ona ilave yeni bir mana oluyor. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...