Block title
Block content

"Kur’ân hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı davet olduğundan, içinde tekrar müstahsendir, belki elzemdir ve eblâğdır." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur'an'ın irşat maksadıyla yaptığı tekrarlar, muhatapların kalbine gerçekleri güzelce yerleştirmek içindir. Bu tekrarlar, muhatapların öğrenme ihtiyaçları nazara alınarak yapıldığı için usanç değil, lezzet verir.

Kur'an, kalplere gıdadır, ruhlara şifadır. Gıdanın tekrarı lezzeti artırdığı gibi, manevî gıdanın tekrarı da insanların ruhî lezzetlerini artırır.

İnsan maddî hayatında her an havaya, her vakit suya, her zaman ve her gün gıdaya, her hafta ışığa muhtaçtır. Bunların tekerrürü, haddizatında tekrar olmayıp tekerrür eden ihtiyaçların giderilmesi içindir. İhtiyacı gideren şeyler ise tekrar sayılamazlar.

İnsan maddî hayatında, her anda havaya, her vakit suya, her zaman ve hergün gıdaya, her hafta ziyaya muhtaçtır. Bunların tekerrürü haddizatında tekerrür olmayıp, ihtiyaçların tekerrürü içindir. Kezâlik, insan, hayat-ı ruhiyesi cihetiyle Kur'ân'da zikredilen bütün nevilere muhtaçtır. Bazı nevilere her anda muhtaçtır: Hüvallah gibi. Çünkü ruh bununla nefes alıyor. Bazı nevilere her vakit, bazılarına her zaman muhtaçtır. İşte, hayat-ı kalbiyenin ihtiyaçlarına binaen, Kur'ân tekrarlar yapıyor. Meselâ, Bismillâh, hava-i nesîmî gibi kalbi ve ruhu tatmin ettiğinden, kesret-i ihtiyaca binaen Kur'ân'da çok tekrar edilmiştir."

"Kıssa-i Musa gibi bazı cüz'î hadiselerin tekrarı, o hadisenin büyük bir düsturu ihtiva ettiğine işarettir. Hülâsa: Kur'an, hem bir zikir, fikir ve hikmet kitabıdır; nem bir ilim, hakikat ve şeriat kitabıdır; hem de akıl ve gönüllere şifa, müminlere hidayet ve rahmettir."(1)

"Kur'an'da, sarihan ve zımnen ve işareten olmak üzere, ahiret ve tevhidi ve beşerin mükâfat ve mücazatını binler defa nazara verip ispat etmenin; her surede, her sahifede ve her makamda ders vermenin hikmeti nedir?" şeklindeki soruya Üstad Hazretleri şöyle cevap vermektedir:

"Elcevap: Daire-i imkânda ve kâinatın sergüzeştine ait inkılâplarda ve emanet-i kübrayı ve hilâfet-i arziyeyi omuzuna alan nev-i beşerin şekavet ve saadet-i ebediyeye medar olan vazifesine dair en ehemmiyetli, en büyük, en dehşetli meselelerinde, en azametlilerini ders vermek ve hadsiz şüpheleri izale etmek ve gayet şiddetli inkârları ve inatları kırmak cihetinde, elbette o dehşetli inkılâpları tasdik ettirmek ve o inkılâpların azametinde büyük ve beşere en elzem ve en zaruri meseleleri teslim ettirmek için, Kur'ân, binler defa değil, belki milyonlar defa onlara baktırsa yine israf değil ki, milyonlar kere tekrarla o bahisler Kur'ân'da okunur, usanç vermez, ihtiyaç kesilmez."(2)

Büyük emaneti ve hilâfet görevini omuzlayan insanoğlunun şekavet ve saadetini netice verecek olan imtihanında en önemli meselelerini ona ders vermek, hadsiz şüpheleri izale etmek, inatları ve dehşetli inkârları kırmak; diğer taraftan ölümün bir hiçlik, bir idam, bir dipsiz kuyu olmadığını, aksine bir terhis tezkeresi olup cennet gibi bir mükâfat yerinin ilk kapısı olduğunu ispat etmek cihetiyle Kur'an, binler defa değil, milyonlar defa o meseleleri tekrar edip gözler önüne serse, yine israf sayılmaz.

Duada, anlam ön planda değil yalvarıp yakarmak ön plandadır. Bu yüzden anlam açısından kusur olarak telakki edilen  tekrar yakarmak ve dua açısından kemal sayılır. İnsanlar genelde meselelere anlam cihetinden bakmayı âdet edindiği için, bu incelikleri kavramakta zorluk çekiyorlar. Zikir ve davette benzer mana ve incelikler bulunuyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Habbe.

(2) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Emirdağ Çiçeği.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...