Block title
Block content

"Kur'an-ı Hakim'de peygamberlere en mühim ihsanın mağfiret olduğunu gösteriyor ve onları istiğfar etmeye davet ediyor." cümlesini, peygamberlerin günahsız oldukları halde istiğfar etmeleri, Gafur isminin peygamberlerde de tecellisini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız bu konuyu özet bir cümle ile ifade etmiştir. Biz de bu cümleyi buraya alıp, üzerinde değerlendirme yapalım:

"Sûrenin başı -hakikî günahlardan mağfiret değil; çünkü ismet var, günah yok- belki makam-ı nübüvvete lâyık bir mânâ ile Peygambere müjde-i mağfiret ve âhirinde sahabelere mağfiret ile müjde etmekle, o imaya bir letâfet daha katar.”(1)

Aslında günah ve gaflet kavramları nispidirler. Nispet edildiği şeye ve şahsa göre şekillenirler. “Ebrarın hasenatı Mukarribinin seyyiatı gibidir.” yani, makamı avam olan salih insanların yaptığı bazı iyilik ve ibadetler vardır ki, büyük zatların yanında gaflet ve günah gibidirler. Bizce mübah ve normal olan hal ve durumlar, büyük zatlar için gaflet ve huzuru taciz eden haller olarak değerlendirilmiştir.

Bu tespit ışığında meseleye bakacak olursak, Peygamber Efendimiz (asm) manen sürekli bir terakki ve tekemmül içinde olduğu için, her terakkisinde bir önceki makamı gaflet addediyor. Tabi bu gaflet nispidir; bizim anladığımız bir gaflet değildir. Hal böyle olunca, tövbe ve istiğfar manası Peygamber Efendimiz (asm)'in manevi aleminde de bulunuyor. Ama onun gafletine çok büyük peygamberler bile yetişemiyor. Bu gaflet Allah ile Resulü (asm) arasında özel bir makam özel bir terimdir. Ama avam adamla aynı isme muhatap yapıyor. Yani Gaffar ve Settar isimleri avamda avam olarak tecelli ederken, havasta havas bir format ile tecelli ediyor.

Her halin bir üst hali oldukça, o hal alta kalmaya ve istiğfar edilmeye mahkumdur. İmanın hakkalyakin  mertebesinde de gaflet makamları vardır. Hatta Allah’ı ihata ile idrak etme noktasında bütün mahlukat peygamberlerde dahil, hepsi mutlak bir gaflet içindedir. Zira sonsuz bir cemali  ancak sonsuz bir nazar ihata ile idrak eder ki, bu nazar ancak İlahi bir nazar olabilir. Peygamberler İlah olamayacağına göre bu mutlak ihatalı nazardan gafildirler. Nitekim Efendimiz (asm), "Ben seni hakkıyla bilemedim." diyerek bu noktayı izah etmiş olmaktadır.

(1) bk. Lem'alar, Yedinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...