Block title
Block content

"Kur’ân-ı Kerim, bu âyet gibi çok âyetlerde terkiplerin, kelâmların muhtemel bulundukları ihtimallerden, vecihlerden bir ihtimalini veya bir vechini bir emare ile tayin etmemekle, nazm-ı kelâmı, mürsel ve mutlak bırakmıştır. Bu da i’câzı intaç eden îcâza menşe olarak lâtif bir sırdır..." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

( وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَاۤ اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَاۤ اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِاْلاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ )

"Kur’ân-ı Kerim, bu âyet gibi çok âyetlerde terkiplerin, kelâmların muhtemel bulundukları ihtimallerden, vecihlerden bir ihtimalini veya bir vechini bir emare ile tayin etmemekle, nazm-ı kelâmı, mürsel ve mutlak bırakmıştır. Bu da i’câzı intaç eden îcâza menşe olarak lâtif bir sırdır. Şöyle ki:"

"Belâgat, muktezâ-yı hale mutabakattan ibarettir. Kur’ân’ın muhatapları, muhtelif asırlarda mütefavit tabakalardır. Bu tabakalara mürâaten, muhavere ve mükâlemeyi o asırlara teşmil etmek üzere, çok yerlerde tâmim için hazf yapıyor, çok yerlerde nazm-ı kelâmı mutlak bırakıyor ki, ehl-i belâgat ve ulûm-u Arabiyece güzel görünen vecihler, ihtimaller çoğalsın ki, her asırda her tabaka, fehimlerine göre hissesini alsın."(1)

Bir cümle, içinde kaç mana barındırıyor ise, o kadar güçlü demektir. Bir cümlenin çok mana barındırması ise ancak müphem ve mutlak olması ile mümkündür.

Müphem ve mutlak bir şeyin etrafının belirsiz olması ya da açık bırakılmasıdır. Yani çerçevesi iyice belli olmayan, mutlak aşikâr olmayan, belirsiz ve gizli olan demektir. Kur’an bu yolu kullanarak bütün zamanlara ve mekânlara mesajını iletebilmiş. Kur’an’ın evrensel olmasında bu belagatinin büyük bir payı vardır.

Mesela, Kur’an'da ahlak ve salihat kavramları mutlak ve müphem, yani belirsiz ve genel bırakılmıştır.

Kur’an'da bu gibi kavramların tam belirtilmemiş olmasının sebebi, bu kavramda her kesim ve toplum, kendine ait bir şeyler bulabilsin ve ona göre amel edebilsin diyedir. Zira bazı değerler toplumdan topluma farklılık arz eder, mekândan mekâna değişime uğrar. Bazen erkekte güzel duran bir davranış, kadında çirkin durabilir. Cömertliğin zenginde, sabrın  fakirde, durması gibi.

Yani ahlaki kavramlar nisbidir; durduğu yere göre şekil alır. Onun için Kur'an, salihat ve ahlaki kavramları belirsiz ve mutlak bırakmış ki, her fert, her toplum, her cins, her sınıf kendine yakışanı oradan alabilsin. Şayet Kur'an, mutlak bırakmayıp belirtmiş olsa idi. Yani tek tip bir model ve yeknesak bir kalıp çizse idi. Kimine yakışan, kimine yakışmayacaktı. Elbise tek kalıp olduğu için kimine dar, kimine bol gelecekti.

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 4. Âyetin Tefsiri 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 4. âyetin tefsiri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 995 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...