"Kur’ân-ı Kerîm öyle bir mâide-i semâviyedir ki, binler muhtelif tabakada olan efkâr ve ukul ve kulûb ve ervah, o sofradan gıdalarını buluyor,.. Hattâ pek çok kapıları kapalı kalıp istikbalde geleceklere bırakılmış." bu risaleden sonra açılan kapı var mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Elhasıl: Nasıl Elhamdü lillâh gibi bir lâfz-ı Kur'ânî okunduğu zaman, dağın kulağı olan mağarasını doldurduğu gibi, aynı lâfız, sineğin küçücük kulakçığına da tamamen yerleşir. Aynen öyle de Kur'ân'ın mânâları, dağ gibi akılları işbâ ettiği gibi, sinek gibi küçücük, basit akılları dahi aynı sözlerle talim eder, tatmin eder. Zira Kur'ân bütün ins ve cinnin bütün tabakalarını imana davet eder. Hem umumuna imanın ulûmunu talim eder, ispat eder. Öyleyse, avâmın en ümmîsi, havassın en ehassına omuz omuza, diz dize verip beraber ders-i Kur'ânîyi dinleyip istifade edecekler. Demek Kur'ân-ı Kerîm öyle bir mâide-i semâviyedir ki, binler muhtelif tabakada olan efkâr ve ukul ve kulûb ve ervah, o sofradan gıdalarını buluyorlar, müştehiyâtını alıyorlar, arzuları yerine gelir. Hattâ pek çok kapıları kapalı kalıp istikbalde geleceklere bırakılmıştır."(1)

Evvela, Kur’an’ın mânâsındaki bu vüs’at ve ihata, Allah’ın kelamı olmasından dolayı ebedidir, bu sebeple hiçbir âlim ve müçtehid bu genişlik ve ihatanın sonunu getiremez. Yani Kur’an bütün akılların hocası bütün kabiliyetlerin terbiye edicisi ve bütün zamanların mutlak rehberidir.

İkincisi, Üstad Hazretlerinden sonra her meslek sahibi kendi sahasında o kapalı kapıları aralayabilir, bu imkân dâhilindedir. Bu hususu imkân dışı görmek yanlış ve hata olur. Lakin bilinen bir “kapı aralama” da henüz yok.

Üçüncüsü, her sahada mütehassıslardan müteşekkil bir heyetin ileride Kur’an’ın küllî bir tefsirini yazacağını Üstad Hazretleri müjdeliyor. Bu da gösteriyor ki ileri dönemlerde zemin müsait hale geldiğinde bu tarzda çalışmalar olabilecektir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...