Block title
Block content

"Kur’ân-ı Mu'cizü’l-Beyan, hakikatleri durûb-u emsal ile beyan ediyor. Çünkü, dâire-i ulûhiyete ait hakaik-i mücerrede, dâire-i mümkinatta ancak misaller ile temessül ve tavazzuh eder. Mümkin ve miskin olan insan da, daire-i imkânda misallere bakarak, fevkinde bulunan dâire-i vücûbun şuûnatını, ahvalini düşünür." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Kur’ân-ı Mu'cizü’l-Beyan, hakikatleri durûb-u emsal ile beyan ediyor. Çünkü, dâire-i ulûhiyete ait hakaik-i mücerrede, dâire-i mümkinatta ancak misaller ile temessül ve tavazzuh eder. Mümkin ve miskin olan insan da, daire-i imkânda misallere bakarak, fevkinde bulunan dâire-i vücûbun şuûnatını, ahvalini düşünür.

Nuranîler maddeden mücerrettirler. Onlar ne şekille, ne renkle, ne tartıyla değil, ancak icraatlarıyla bilinirler.

Mıknatıs maddidir, onu görürüz, ama ondaki çekim kuvvetini ancak çivileri çekmesinde seyredebiliriz. Çiviye bakar, çekim gücünü görürüz. İnsanın da ruhu ancak bediyle ve onunla yaptığı işlerle bilinir. Ruhun, ilim, irade, kudret gibi sıfatları da  doğrudan bilinmezler.   Kitaba bakar, onda kendini gösteren ilmi seyrederiz,  ağır bir yükün omuzlandığını seyreder onda kişinin gücünü ölçer ve takdir ederiz. Bir yoksulun giydirilmesinde, bir fakirin doyurulmasında merhamet ve şefkati seyrederiz. Bütün bu mücerret sıfatlar ve güzellikler ancak müşahhas olan, şekil giymiş, maddeye bürünmüş şeylerde kendini gösterirler.

“Ete kemiğe büründüm. Yunus diye göründüm.” mısralarıyla Yunus Emre bize bu dersi çok veciz bir şekilde verir.  Et-kemik olmasaydı  Yunus’u bu dünya gözüyle görmemiz mümkün olmazdı.

Cenâb-ı Hakk’ın bir ismi Nur’dur, bütün isim ve sıfatları nuranîdir. “Ben gizli bir hazine idim bilinmeye muhabbet ettim ve mahlukatı yarattım.” hadis-i kutsîsi bu noktada bize ufuk açmakta, İlâhî sıfatları ve isimleri ancak mahlukattaki tecellilerinde  okuyabileceğimizi ders  vermektedir.

Otuzuncu Söz olan “Ene” bahsinde detaylı olarak işlendiği gibi, insan mahiyetine takılan birçok sıfatlar, haller, kabiliyetler,  Allah’ın sıfatlarını ve şuunatını bilmemiz için verilmişlerdir. İnsan bu yaratılışı sayesinde müşahhaslardan mücerretlere geçebilmektedir. Yıldızların direksiz duruşunda, gezegenlerin dengeli ve ihtişamlı seyirlerinde Allah’ın kudret ve hikmetini seyrettiği gibi, milyonu çok aşkın hayvan türlerinin her birinin bütün fertlerinin en küçük  ihtiyaçlarına kadar gözetildiğini düşünmekle de O’nun  rahmet ve inayetini seyretmektedir.

Kudretimiz Allah’ın kudret sıfatına delâlet ettiği gibi, ruhumuzun mahiyetinin bilinmezliği de O’nun mukaddes Zâtının akıl ile idrak edilemeyeceğini çok güzel ders verir.

Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellileri bir cihette sonsuz olduğundan, bu konunun da sonsuz denecek kadar çok örnekleri vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hubab | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 908 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...