Block title
Block content

Kur'an okuyan ve anlayan büyük âlimler vardır. Peki, bu kadar alim Kur'an'da Risale-i Nur talebelerini işaret ettiğini anlayamıyor mu, okuyamıyor mu da Nur camiasına girmiyorlar? Sadece Üstad mı görebilmiş bunu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Öncelikle "Kur’an’ı sadece Said Nursi anlamış, diğerleri hiç anlamamış ya da eksik anlamış." düşüncesi yanlış bir düşüncedir. Ne Üstad'ın ne de Risale-i Nurların böyle bir tezi ya da iddiası yoktur.

Kur’an-ı Kerim; Allah’ın ezeli ve ebedi olan sıfatlarından süzülüp geldiği için, elbette içinde nihayetsiz manalar ve incelikler bulunacaktır. Nitekim âyette bu husus şu şekilde ifade edilmektedir:

"... Ne yaş, ne de kuru hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta yazılmış olmasın."(En'âm, 6/59).

Demek Kur’an'ın içinde, insanların bitirip tüketemeyeceği manalar ve incelikler vardır. Yalnız bu incelik ve manaların veriliş formatları farklılık arz eder. Bazı manalar herkesin kavrayacağı şekilde açık ifade edilirken; buna muhkem ve zahir mana denilir, bazı manalar da müphem ve kapalı olarak ifade edilir ki; buna işari ve remzi manalar denir. Yani manalar inceliğine ve kabalığına göre ifade kalıplarına ayrılır ve ona göre işaret olunur. Bazı manalar vardır ki kökü derindir, her insan bunu kavrayamaz, bunun için derin düşünecek ve köke ulaşabilecek uzman bir nazar ister.

İnsanların idrak ve anlayış kapasitesi muhteliftir. Her insan Kur’an'dan kendi kabı kadar mana doldurur. Ekser insanlar avamdır, derin ve ince meseleleri göremezler. Kur’an idrak noktasından muhtelif olan bu tabakaları ihmal etmeyip, hepsine kabı kadar manalar ve işaretler koymuştur. Bu yüzden her insan Kur’an'dan istifade noktasında çapı ve kabı kadar faydalanır. Demek anlayış noktasında herkesi aynı kefeye koymak ve herkesi eşitlemek sosyal gerçeklere aykırıdır.

Mesela; İmam Azam ilmi donanım olarak çok harika bir kıvamda olmasından dolayı, Kur’an’ın o eşsiz derinliğine inip oradan bize ince ve latif fetvalar çıkarıyor. Çoğu insanlar hatta alimler, hatta ve hatta müçtehidler, bu çıkarılan fetvaların kök ve delillerini kavramaktan aciz kalıyorlar. Said Nursi Hazretleri de bu meyanda bir dalgıçtır, o da kabı kadar çıkarıyor. Bizim çapsız ve zahiri nazarlarımızın yüzeysel bakışı ile Üstad'ın o derin ve engin bakışı arasında elbette çok farklar olacaktır. Bu alimler arasında da böyledir. Yani alimler arasında Kur’an’ı anlamak noktasında mutlak bir eşitlik yoktur. Hepsinin derecesi muhteliftir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 4.156
Word indir Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)

Tabiki herkez mutlak aynı değildir her alim farklı yorumlamalar yapar ama burada binlerce alimden bahsediyoruz ve Kuranı kerimdeki birçokşeyi şekil itibariyle farklı olsada anlam bakımından benzer yorumlamışlar.Ki çok farklı yorumlar oluşsa çok farklı anlayışlar çıkar.üstadında kendi yazmıs oldugu bir kitabın ve talebelerine kuranda işaret etmesi elbet tabiki doğruda olsa insanı şüpheye düşürücü sonuçta insan haşa Peygamberden kurandan dahi aklına gelen şüphelere cevap arıyorki bir alimin kitabında hayli hayli düşünebilir üstad kendi eserleri ve talebeleri değilde tesadüfü baska bir konuyla ilgili işarete deyinse idi bu daha tatminkar edici objektif olurdu Üstadın elbetteki böyle bir işaret görmüştür görmeden görmedim dedi manası çıkartılmasın ama dediğim gibi osmanlı döneminden tutun şimdiki döneme kadar türkiyede islm ülkelerinde binlere tefsircinin rastlamaması tabiki hemen emin birşekilde inanmamızı engellemekte.Ki bu konuda kati olmadıgınızı biliyorum üstad bile dörtdörtlük olmadıgını belirtmiştir.insanların hala kuranı kerimi ya hz muhammedle arkadaşları yazdıysa(haşa)diye şüphesinin oldugu bir yaratılışla beyinle veya insanlıkla birkişinin bazı ayetleri kendi talabelerine işaret ediyor demesi tabiki hemen eminolunacak bir nokta değildir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
allame 87
her insanın istidadı ve kabı farklıdır.Milyonlarla alimin içinde 12 kişi Kuran dan hüküm çıkarabilmiştir(fıkhı mevzularda)Bu da gösteriyorki herkes herşeyi göremez.Velayet-i kübra feyizlerini KuRAN HER ZAMAN EHLİNE İFAZA EDEBİLİR.Ama böyle bir yolu ASR-ı SAADET TEN sonra açan kimse olmamıştır.Ta zamanımıza kadar.. ALLAH cc un inayetiyle Said NURSİ hazretleri velayet-i kübra makamını,Kuran dan istinbat ettiği RİSALE-İ NURLARLA umuma açmış.Bu da Said Nursi HAZRETLERİNİN havaslarında havası olduğunu hiç bir alimin Kuranı anlamada ona yetişemediğini gösterir.Sözlerimi mübalağalı buluyorsanız TARİHÇE-İ HAYAT a ve RİSALE-İ NUR A insafla bakmanız, mütaala etmeniz yeterlidir
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Bediüzzamanın şu ifadeleri güzel bir cevaptır:
"O risalede, biz demiyoruz ki, “âyetin mânâ-yı sarîhi budur;” tâ hocalar “Fihi nazarun” desin."
"Hem dememişiz ki, “Mânâ-yı işârînin külliyeti budur.” Belki diyoruz ki, mânâ-yı sarîhinin tahtında müteaddit tabakalar var; bir tabakası da, mânâ-yı işârî ve remzîdir. Ve o mânâ-yı işârî de, bir küllîdir; her asırda cüz’iyatları var. Risale-i Nur dahi bu asırda o mânâ-yı işârî tabakasının külliyetinden bir ferttir. Ve o ferdin kasten bir medar-ı nazar olduğuna ve ehemmiyetli bir vazife göreceğine, eskiden beri ulema beyninde câri bir düstur-u cifrî ve riyaziyle karineler, belki hüccetler gösterilmişken, Kur’ân’ın âyetine veya sarahatine değil incitmek, belki i’câz ve belâğatine hizmet ediyor. Bu nevi işârât-ı gaybiyeye itiraz edilmez. Ehl-i hakikatın, nihayetsiz işârât-ı Kur’âniyeden had ve hesaba gelmeyen istihracatlarını inkâr edemeyen, bunu da inkâr etmemeli ve edemez."
(1)
(1) bk. Kastaomu Lahikası, (111. Mektup)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...