Block title
Block content

Kur'an'da âdetullahın asla değişmeyeceğine dair ayetler var. Peygamber mucizeleri âdetullahı değiştirmek değil midir? Mucizeler veya kerametler ile bu ayetlerin hükmünün vech-i tevfiki nasıldır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah kainatta âdetullah ile iş görüyor. Yani ezeli iradesi ile her şeyi bir kanun tahtında tedbir ve idare ediyor. Ve bu kanunlar sabit ve daimidirler. Allah bu kanunları değiştirip bozmuyor. Buna tekvini veya fıtri şeriat deniyor.

Mucize, kural dışı ve kuralı delmek demektir. Allah’ın kainatta değişmeyen ve değiştirmediği adet ve kuralları vardır. Bu kurallar ancak özel durumlarda ve özel kullar için deliniyor ve değiştiriliyor. İşte peygamberlerin mucizeleri, evliyaların kerametleri bu kuralların delinmesi ve o adetlerin geçici bir şekilde rafa kaldırılması anlamındadır ki, buna hilaf-ı adet denir. 

Mesela, insanın parmaklarından tatlı ve leziz bir suyun şarıl şarıl akması, Allah’ın kainattaki adet ve kurallarına aykırı bir durumdur. Yani parmaklardan suyun akmaması şu kainatın esaslı bir kuralı ve sabit bir adetidir. Ama Allah, Habib-i Ekrem olan Hazreti Peygamber Efendimizin (asm) hatırı için o kural ve adetin hilafına ve dışına çıkarak, onun mübarek parmaklarından tatlı ve leziz bir suyu şarıl şarıl akıtıyor. İşte parmaklardan akan bu olağanüstü hadiseye hilaf-ı adet, yani mucize denir.

Mucizelerin verilmesinin hikmeti ise, peygamberlerin diğer insanlardan imtiyazlı ve Allah tarafından seçilmiş elçiler olduklarını gösterip ispat etmek içindir. Yoksa, onların imtiyaz ve elçilikleri bilenemezdi. Bu noktadan bakacak olursak, mucize de bir âdetullahtır. Yani Allah’ın  seçtiği elçileri sair insanlardan mucizeler ile temyiz etmesi de bir adet, bir sünnetullahtır. Dolayısı ile ayette ifade edilen değişmemezlik ifadesi mucizeler için de caridir. Hasılı, Allah’ın, makbul kulları için adetlerini delmesi ve değiştirmesi umumi bir kaide ve sağlam bir teamüldür. 

Fen ilimleri insanlığın kolektif aklının bir mahsulüdür. Kainatta tekamül kanunu olmasından dolayı her şey basitten mükemmele doğru  gelişip büyüyor. Özellikle maddi ilimler tamamen tekamül kanuna tabidir. Maddi ilimler bir bina gibidir, her dönem insanları bu binaya bir tuğla koymuştur. İşte bu tuğlalar üst üste birikince fen ve bilim bugünkü vaziyetini almıştır. Hatta maddi ilimlerin banileri peygamberlerin mucizeleridir.

Mesela demir Davud (as)’in eliyle insanlığa ikram edilmiştir. Saat Yusuf (as)’in vasıtası ile insanlığa verilmiştir. Terzi sanatı İdris (as) eliyle verilmiştir ve hakeza. Ardından gelen insanlar bu nimetleri işleyip tekemmül ettirmişlerdir. Bu mucizeler aynı zamanda insanlığın varacağı veya yaklaşabileceği son sınırlardır. Yani her peygamberin mucizesi insanlık için bir hedef ve bir modeldir. Onlar mucize eseri olarak o hallere kavuştular, siz de çalışmak ve gayret ile onların benzerlerine mazhar olursunuz denilerek, insanlığa cesaret verilip teşvik ediliyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...