Kur'an'da âdetullahın asla değişmeyeceğine dair ayetler var. Peygamber mucizeleri âdetullahı değiştirmek değil midir? Mucizeler veya kerametler ile bu ayetlerin hükmünün vech-i tevfiki nasıldır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinattaki bütün icraatlar kısaca sünnetullah denilen küllî kanunlarla ve umumî düsturlarla icra edilmektedir. Yani ezelî iradesi ile her şeyi bir kanun tahtında tedbir ve idare ediyor. Ve bu kanunlar sabit ve daimîdirler. Allah bu kanunları değiştirip bozmuyor. Buna tekvinî veya fıtrî şeriat deniyor.

Allah’ın sünnetullah denilen ve hiçbir değişikliğe uğramayan küllî kanunları vardır. “(Hayır) sen Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.” (Fatır Sûresi, 43)

Meselâ, “Her nefis ölümü tadacaktır (tadıcıdır)” küllî bir kanundur. Ölümün tazyikından feryad eden fertlere Rahîm ismi imdat eder. Mü’mine, ölümün hiçlik olmadığını, kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu bildirir.

Meselâ, her şeyin önce bir kemâl noktasına doğru hareket etmesi, kemâlini bulduktan sonra zevale meyletmesi ve kader ile takdir edilmiş ömrünü tamamladığında da ölümü tatması küllî bir kanundur. Kâinat da bir ilk noktadan itibaren tekâmül etmiş, insanın yaratılmasıyla kemâle ermiş, daha sonra kıyamete doğru yol almaya başlamıştır.

Havanın kanı temizlemesi ayrı ve küllî bir kanundur.

Her şeyin çift yaratılmış olması bir başka kanundur.

Cazibe kanunuyla gezegenlerin güneşe bağlanmaları ve şefkat kanunuyla da annelerin yavrularına imdat etmeleri ayrı birer kanundurlar.

İşte böyle sayılamayacak kadar kanunla Cenab-ı Hak, mahlûkatını yaratmakta, büyütmekte, sevk ve idare etmektedir.

Bütün bu faaliyetler Allah’ın, yaratmak, hayat vermek, büyütmek, rızıklandırmak, ikram etmek, ihsan etmek, zevale meylettirmek, öldürmek gibi sayısız fiillerinin icrasıyla ve onlara taalluk eden isimlerinin tecellileriyle tahakkuk eder.

Mu’cize de bu âdetullah kanunlarının dışında vuku bulan, Allah’tan başka kimsenin yapmaya güç yetiremediği harikulade işlerdir. Allah’ın kâinatta değişmeyen sünnetullah kanunları hususî durumlarda ve hususî kulların hatırı için deliniyor ve değiştiriliyor. İşte peygamberlerin mucizeleri, evliyaların kerametleri bu kanun ve kaidelerin delinmesidir ki, buna hilaf-ı adet denir.

Mesela, insanın parmaklarından tatlı ve leziz bir suyun şarıl şarıl akması, Allah’ın kâinattaki sünnetullah kanunlarına aykırı bir durumdur. Ama Allah, Habib-i Ekrem olan Hazret-i Peygamber Efendimizin (asm) hatırı için o kanunun ve âdetin hilafına çıkarak, onun mübarek parmaklarından tatlı ve leziz bir suyu şarıl şarıl akıtıyor. İşte parmaklardan akan bu harikulade hâdiseye hilaf-ı adet, yani mu’cize denir.

Mu’cizelerin verilmesinin hikmeti ise, peygamberlerin diğer insanlardan üstün olduklarını ve Allah tarafından seçilmiş elçiler olduklarını gösterip isbat etmek içindir. Yoksa onların imtiyazlı birer resul oldukları bilinemezdi. Bu noktadan bakacak olursak, mu’cize de bir âdetullahtır. Yani Allah’ın seçtiği elçileri sair insanlardan mu’cizeler ile temyiz etmesi de bir adet, bir sünnetullahtır. Dolayısı ile ayette ifade edilen değişmemezlik ifadesi mu’cizeler için de caridir. Hâsılı, Allah’ın, makbul kulları için adetlerini delmesi ve değiştirmesi umumî bir kaide ve sağlam bir teamüldür.

Fen ilimleri insanlığın müşterek aklının bir mahsulüdür. Kâinatta tekâmül kanunu olmasından dolayı her şey basitten mükemmele doğru gelişip büyüyor. Hususen müsbet ilimler tamamen tekâmül kanuna tâbidir. Bu ilimler bir bina gibidir, her devir insanları bu binaya bir tuğla koymuştur. İşte bu tuğlalar üst üste birikince fen ve ilim bugünkü vaziyetini almıştır. Her bir ilmin banileri peygamberlerin mu’cizeleridir.

Mesela demir Hz. Davud (as)’in eliyle insanlığa ikram edilmiştir. Saat Hz. Yusuf (as)’in vasıtası ile insanlığa verilmiştir. Terzilik sanatı Hz. İdris (as) eliyle verilmiştir ve hakeza. Ardından gelen insanlar bu nimetleri işleyip tekemmül ettirmişlerdir. Bu mucizeler aynı zamanda insanlığın varacağı veya yaklaşabileceği son sınırlardır. Yani her peygamberin mucizesi insanlık için bir hedef ve bir numunedir. Onlar mu’cize eseri olarak o hallere kavuştular, siz de çalışmak ve gayret ile onların benzerlerine mazhar olursunuz denilerek, insanlığa cesaret verilip teşvik ediliyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...