Block title
Block content

"Kur’an’ın altı ciheti var." deniliyor; bu cihetler nelerdir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir şeye, başlıca altı cihetten bakılabilir. Kur’an’a da altı cihetten baktığımızda, onun kemalini görürüz. Şöyle ki:

Dayanma noktası: Kur’an vahye dayanır. O vahy-i semavi ve kelam-ı ezelidir.
Önünde saadet-i dareyn, yani dünya ve ahiret saadeti var.
İçi: Halis hidayet.
Üstü: İman nurları.
Altı: Delil ve bürhan.
Sağı: Kalp, vicdan onu tasdik ediyor.
Solu: Aklı istihdam ediyor.

Bunları kısaca açıklamakta yarar görüyoruz:

Kur’an vahye dayanmış olmakla en etkin kelam konumuna gelir. Çünkü “Allah böyle söylüyor.”  dediğimizde kelamın gücü zirveye çıkar. Bir muhtarla bir devlet başkanı aynı sözü söyleseler, güç itibariyle aynı olmaz. Dünyevi ideolojiler ve felsefi sistemler genelde dünya mutluluğu vaat ederler, ama hemen hiçbirinde ahiret mutluluğu vaadi yoktur.  Kur’an ise hem dünyada mutlu eder, hem de ahirette… Mesela, günahlar fıtrata bir isyandır. Günah işleyenler, en azından vicdan azabı olarak azabını çekmeye başlar. Kur’an ise bunları yasakladığı cihetle, müntesiplerini dünyada da mutlu eder, ahirette de…

Kur’an’da yer alan bütün ayetler yol göstericidir, yönlendiricidir. Mesela, Firavun kötülüğü veya Karun’un cimriliği anlatılırken, “Siz bunlar gibi olmayın.”; Hz. Yusuf’un iffeti ve Hz. Musa'nın mücadelesi anlatılırken, “Siz de Yusuf gibi iffetli olun, Musa gibi hak yolunda mücadele edin.” mesajı vardır.

Kur’an’ın üstünde iman nurları parlar. O bize hem Allah’ı hem de diğer iman esaslarını anlatır. Felsefeciler kendi akıllarıyla Allah’ı bulur ve ona göre anlatırlar. Kur’an’da ise, Allah’ın kendini anlatması vardır. Böyle olduğu için, Allah’ı bilmenin en iyi ve kolay yolu, Kur’an’ı dikkatle okumaktan geçer.

Kur’an, meselelerini delillerle anlatır. “Şunlara inanın" demekle bırakmaz, inanılması gereken esasların delillerini de söyler. Mesela, Yasin suresinin başında Cenabı-ı Hak önce hikmetli Kur’an’a yemin eder, devamında Hz. Peygambere hitaben “Şüphesiz sen Allah’ın gönderdiği rasullerdensin.” der.[Yasin, 36/2-3] Çünkü Hz. Peygamberin peygamberliğine en büyük delil, Kur’an-ı Hakîmdir. Böyle bir kelam elbette insan sözü olamaz. Öyleyse, bu kitabı tebliğ eden zat, peygamberdir.

Kalp ve vicdan, Kur’an’ın esaslarını kabule müheyyadır. Hatta “Vicdan ve Kur’an, birbiriyle ikizdir.” denilir. Yani, Kur’an’da hangi hükümler varsa, vicdanda bunların tasdiki vardır. Mesela, Kur’an adaleti, iyiliği, yakınlara vermeyi emreder. Fuhşiyatttan, münkerattan, azgınlıktan ise nehyeder.[Nahl, 16/90]

İnsanın bozulmamış fıtratının ifadesi olan vicdan, bu emir ve nehiyler karşısında tam bir teslimiyetle “Evet, evet, böyle olmalıdır.” der. Kur’an içkiyi yasaklarken, bazılarının “İçki, medeniyetin bir lazımıdır, içki içmeyen kimse çağdaş olamaz.” demeleri Kur’an’ın fıtratla barışıklığını cerh etmez. Çünkü böyle diyenler fıtrata isyan etmiş kimselerdir. İçkinin bu kadar zararı gözler önünde iken, onu medeniyetin bir lazımı görmek akl-ı selimin kabul edeceği bir durum değildir.

Kur’an, akla hitap eder, meselelerini akla havale eder. Pek çok ayette “Aklınızı kullanmıyor musunuz?” denilmesi bunu açıkça göstermektedir.[Mesela, bk. Yasin, 36/68; Bakara, 2/44-76; En’am, 6/32;  A’raf, 7/169; Yunus,  10/16; Hûd, 11/51; Yusuf, 12/109;..]

Onun anlattığı yüksek hakikatler, akılla anlaşılır. Gerçi bazı meseleleri aklı aşar, ama bu onların akla aykırı olduğu anlamına gelmez. Mesela, miraç ve kader konuları böyledir. Akıl, başlangıçta bu meseleleri anlamakta zorlanır, fakat zamanla kademeli olarak anlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Kur'an'ın Tarifi, Üçüncü Cüz | Yazar: Şadi EREN ( Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1037 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...