Block title
Block content

Kur’an'ın âyetleri, necm-i sakıp gibi küfür ve gaflet zulümatını nasıl aydınlatıyor; izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur'an'ın her bir âyeti, karanlığı delip geçen birer yıldız gibi, i'caz ve hidayet nurunu neşr ile küfür ve gaflet karanlıklarını dağıttığını görmek ve zevketmek istersen; kendini Kur'an'ın inişinden evvel olan o cahiliyet asrında ve o bedeviyet sahrasında farzet ki, her şey cehalet ve gaflet karanlığı altında cansız tabiat perdesine sarılmış olduğu bir anda, birden Kur'an'ın ulvî lisanından,

“Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. O, Azîz- Hakîmdir.”(Hadid, 57/1)

 

“Göklerde olan ve yerde olan her şey, Melik, Kuddüs, Azîz, Hakîm olan Allah’ı tesbih eder.”(Cum’a, 62/1)

gibi âyetleri işit bak: O ölmüş veya yatmış âlemdeki varlıklar “Allah'ı tesbih eder” sadâsıyla işitenlerin zihninde nasıl diriliyorlar, hüşyar oluyorlar, kıyam edip zikrediyorlar. Hem o karanlık gökyüzünde birer cansız ateş parçası olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlûklar, 

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tesbih ederler...”(İsra, 17/44)

sayhasıyla işitenin nazarında nasıl;

 

- Gökyüzü bir ağız; bütün yıldızlar hikmetli birer kelime, gerçeği gösteren birer nur,

- Ve arz bir kafa ve kara ve deniz birer lisan ve bütün hayvanat ve nebatat, tesbihte bulunan birer kelime suretinde kendini gösterir.
 

Yoksa bu zamandan tâ o zamana bakmakla, mezkûr zevkin dekaikini göremezsin.


Evet, o zamandan beri nurunu neşreden ve zamanın geçmesiyle herkesçe bilinen bilgiler hükmüne geçen ve İslâmın diğer nurlu hakikatleri ile parlayan ve Kur'anın güneşiyle gündüz rengini alan bir vaziyet ile veyahut sathî ve basit bir ülfet perdesi ile baksan; elbette her bir âyetin ne kadar tatlı bir i'caz nağmesi içinde ne çeşit karanlıkları dağıttığını hakkıyla göremezsin ve birçok i'caz türleri içinde bu nevi i'cazını zevkedemezsin.


Küfür ve Gaflet Karanlıkları

 

Küfür kelimesi, bir şeyin üzerini örtüp gizlemeyi ifade eder. Kâfir, hem Allahın varlığını hem de nimetlerini inkâr ve küfran perdeleriyle örttüğü cihetle kendisine “kâfir” denilmiştir. İman bir nur olduğu gibi, küfür dahi bir karanlıktır. Siyah gözlük takan birinin etrafı siyah görmesi misali, kâfirin de âlemi karanlıklar içinde görmesi kaçınılmazdır. Mesela, böyle bir kâfir, varlıkların gerçekte var olan tesbihatlarını göremez. Keza ölümden sonra devam eden hayatı göremez, ömrü karanlıklar içinde geçer.

 

Bir de gaflet karanlıkları vardır. Gafil insan etrafında olup biten şeylerden habersizdir, “farkındalık” özelliğini kaybetmiştir. Kâfir zaten gaflet içindedir, ama müminlerin de farklı derecelerde gafletten payları vardır. Oyun ve eğlenceye dalmak, gafletin tezahürlerinden biridir. Asli yaratılış gayesinden uzak kalmak, lüzumsuz, afakî, boş işlerle oyalanmak da yine gaflet göstergelerindendir. Kur'an şöyle bildirir:

“İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Onlar ise gaflet içinde yüz çevirmekte.”(Enbiya, 21/1)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Şule, Birinci Ziya | Yazar: Şadi EREN ( Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 906 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...