Block title
Block content

"Kur'ân'ın emrettiği ve hak ve hakikat ve maslahat ve insaniyet ve İslâmiyet iktizâ ve teşvik ettikleri olan, barışmak ve musâlâha etmektir." Barış ve musalaha ile, hem dünya hem de ahiret azabından kurtulmak nasıl oluyor, burayı nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"… Meselâ, birisi, birinin kardeşini veya bir akrabasını öldürmüş. Bir dakika intikam lezzetiyle bir katl, milyonlar dakika hem kalbî sıkıntı, hem hapis azabını çektirir. Ve maktülün akrabâsı dahi, intikam endişesiyle ve karşısında düşmanını düşünmesiyle, hayatının lezzetini ve ömrünün zevkini kaçırır; … Bunun tek bir çaresi var: O da Kur'ân'ın emrettiği ve hak ve hakikat ve maslahat ve insaniyet ve İslâmiyet iktizâ ve teşvik ettikleri olan, barışmak ve musâlâha etmektir." (Sözler, On Üçüncü Söz)

 

Barış ve musalaha ile, hem dünya hem de ahiret azabından kurtulmak nasıl oluyor? Kur’anın ve İslamiyet’in iktiza ettiği barış ve musalahayı nasıl anlamalıyız?

Musalaha, sulh içinde kavgasız bir hayat sürme konusunda, karşılıklı olarak anlaşmaya varmak demektir. Barış içinde yaşayanların dünya azabından kurtulmalarından maksat, o hapis hayatının  “intikam endişesiyle, düşmanı düşünmekle, korku ve hiddet ile” zehirlenmemesidir. Barış ve musalaha içinde yaşasalar,  hiç olmazsa hapis müddetince huzurlu bir hayat geçirirler. Üstad'ın da tavsiye ettiği gibi, o birkaç yıllık hapis hayatını ibadetle değerlendirseler hapsi, cehennem hapsinden kurtulmaya vesile yaparlar. Aksi halde, hapis içinde ayrı ve daha ağır bir hapis hayatı sürerler.

Ahiret azabından kurtulmayı şöyle anlayabiliriz: Hapiste sulh yolunu tutanlar, hislerini yenmeyi başaranlar yeni bir suç işlemek suretiyle ebedi hayatlarını tehlikeye atmayacak, azaptan kurtulacaklardır. 

Öte yandan, başkalarına endişe, korku, elem çektirmek de kul hakkına girdiğinden, hapisteki rakiplerine bu manada zulmetmek de ahiret azabını netice verir. Sulh ve barış içinde yaşamak onları bu azaptan da kurtarır.

Kur’an'ın ve İslamiyet’in barış ve musalahayı iktiza etmesi:

“Sulh, (daima) hayırdır.” ayet-i kerimesi İslâm’ın barış dini olduğunun simgesi haline gelmiştir. Ayetin tamamının meali şöyledir:

"Eğer bir kadın kocasının kötü muamelesinden ve kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir anlaşma yapmalarında  mahzur yoktur. Sulh, (daima) hayırdır. (es-sulhu hayr)...”  (Nisa, 4/128)

Sulhu emreden bir başka ayet-i kerime:

“Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah'a ( güven. Çünkü Allah, Semî’dir, Alîm’dir (her şeyi hakkıyla işitir ve bilir)” (Enfal, 8/61)

Peygamberimizi öldürmek ve İslam dinini ortadan kaldırmak için var güçleriyle çalışan, Müslümanları hicrete zorlayan, onları Medine’de de rahat bırakmayan, yaptıkları harplerde nice güzide sahabeyi katleden Mekke müşrikleri, sonunda mağlup düşerler ve sahabeler Mekke’yi fethederler. Müşrikler kendilerine nasıl bir işkence uygulanacağını merakla beklerken, Resûl-i Ekrem (aleyhisselam) bütün Mekkelilere;"Kim evinde kalırsa güven içindedir, kim Ebû Sufyân'ın evine giderse güven içindedir, kim Kâbe'ye girerse güven içindedir." şeklinde bir fermanda bulunur.

Daha sonra kendilerine hitap ederken, "Ben, size kardeşim Yusuf'un (a.s.) dediği gibi derim,.." diyerek aşağıda mealini verdiğimiz ayet-i kerimeyi okur:

“Bugün sizi kınayacak, serzenişte bulunacak değilim! Allah da sizi mağfiretiyle bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir." (Yusuf, 12/92)

Peygamberimizin bu davranışı, “Sulh daima hayırdır.” ayet-i kerimesinin harika bir uygulamasıdır.

 Müslümanların kendi aralarında sulh içinde yaşamaları konusunda, şu ayet-i kerime de çok önemli mesajlar ihtiva eder:

"İnananlar ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz." (Hucurât, 49/10).

Bu konuda bir de hadis-i şerif naklederek konuyu böylece özetlemek istiyorum:

“Birbirinizle ilginizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız ve haset etmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz. Bir Müslüman’ın, kardeşini üç günden fazla terk edip küs durması helâl değildir.”  (Buhari,  Edep 57,58,62)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...