Block title
Block content

Kur’an’ın, şerî meseleleri ders verirken aynı anda tevhid dersi vermesi hakkında izahta bulunabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şeriat" denildiğinde, daha çok dinin ahkâm kısmı anlaşılır. Kur'an-ı Kerîm, dinin hükümlerini beyan ederken sadece “şu helaldir, bu haramdır” şeklinde bırakmaz, o hükümlerin beyanı içinde tevhid hakîkatini de ders verir. Numune olarak, boşanma ile ilgili hükümlerin yer aldığı Talak Sûresinin ilk sayfasına bakalım:

يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ

1. “Ey Peygamber!”

 إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ “Kadınları boşadığınızda onları iddetleri içinde boşayın.”

Âyette nida Hz. Peygambere, hitap ise hüküm itibarıyla umumadır. Çünkü O, ümmetinin önderidir, O’na olan nida, onlara yapılmış gibidir.

Âyetteki “boşadığınızda” ifadesi, “boşamak istediğinizde” manasınadır.

وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ “Ve iddeti de sayın.”

Bu, üç hayız müddetidir.(1)

وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ “Rabbiniz Allah'tan korkun.”

لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ  “Onları evlerinden çıkarmayın.”

İddetleri bitinceye kadar onları meskenlerinden çıkarmayın.

وَلَا يَخْرُجْنَ “Ve kendileri de çıkmasınlar.”

Ama karı-koca bu hususta aralarında anlaşırlarsa, kadın bu süreyi kocasının evi dışında da bekleyebilir. “Onları evlerinden çıkarmayın ve kendileri de çıkmasınlar.” ifadesi, onların iddet müddetince kocalarının evinde durma hakları olduğuna delâlet eder.

إِلَّا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ “Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali müstesna.”

Bu, “çıkarmayın” hükmünden bir istisnadır. Böyle bir hâl, -serkeşlikte olduğu gibi- onların evde kalma haklarını ortadan kaldırır.

وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ “Bunlar Allah'ın sınırlarıdır.”

İşte bu bahsi geçen hükümler, Allah’ın koyduğu sınırlardır.

وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ “Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz nefsine zulmetmiş olur.”

Her kim Allah’ın koyduğu sınırları aşsa, kendini cezaya maruz bırakmakla nefsine zulmetmiş olur.

لَا تَدْرِي لَعَلَّ اللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذٰلِكَ أَمْرًا  “Bilemezsin, olur ki Allah bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.”

Âyette “olur ki…” ile ifade edilen durum, kişinin boşamak istediği hanımına rağbetidir.(2)

فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ

2. “Sürelerinin sonuna vardıklarında onları güzelce tutun.”

Onlar iddetlerinin sonuna yaklaştıklarında ya güzel bir muaşeret ve uygun bir infakla onlara dönün.

أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ “Yahut güzellikle onlardan ayrılın.”

Veya haklarını vererek ve zarar vermekten kaçınarak güzellikle ayrılın, iddeti biterken kendileriyle beraber olup iddet müddetini uzatmak gibi hâllerden kaçının.

وَأَشْهِدُوا ذَوَى عَدْلٍ مِنْكُمْ “İçinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun.”

Onlara dönmenizde veya evlilik bağını kesmenizde, şüpheden uzak kalmak ve çekişmeyi kesmek için içinizden âdil iki kimseyi şahit tutun.

وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلّٰهِ “Şahitliği Allah için yapın.”

Ey şahitler! İhtiyaç olduğunda Allah rızası için şahitlik yapın. Bununla şahit tutmak ve şahitliği hakkıyla yapmak hususunda bir teşvik yapılmaktadır.

ذَلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ “İşte Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimseye öğütlenen budur.”

Bu öğüdün “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse için” olması, bundan faydalananın böyle kimseler olması ve âyetin onlara hitap etmesinden dolayıdır.

وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا  “Kim Allah'tan korkarsa, ona bir çıkış yolu açar.”

وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ

3. “Ve ummadığı yerden onu rızıklandırır.”

Önceki âyetlerde sarih ve zımnî olarak bazı nehiyler yer almıştı. Hayız hâlinde iken hanımını boşamak, iddetini bekleyen hanımına zarar vermek, evden çıkarmak, Allah’ın koyduğu sınırları aşmak, şahitlikte bulunurken bazı şeyleri gizlemek, yapacağı şahitlikten dolayı menfaat teminine çalışmak gibi... Bu cümle ve evvelindeki cümle ile bunlardan sakınmaya bedel Allah’ın eşlere sıkıntı ve gamlardan bir çıkış yolu göstereceği ve sakınan kimsenin hatırına gelmez bir şekilde rızıklandıracağı vaat edildi.

Hz. Peygamber'den bu âyetle ilgili şöyle rivayet edilir: 

“Ben Kur’anda bir âyet biliyorum, şayet insanlar onu alsalar kendilerine yeter.” Hz. Peygamber bu âyeti okumuş ve ardından da tekrarlamıştır.

وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ “Kim Allah'a tevekkül etse, O kendisine yeter.”

 إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ “Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir.”

Allah’ın murat ettiği bir şeyin gerçekleşmemesi düşünülemez.

قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا  “Allah her şey için bir ölçü koymuştur.”

Âyet, tevekkülün vücubunu beyan eder ve daha önce nazara verilen boşamanın belli bir zaman dilimine yayılması ve bu müddeti sayma emrini de takrir eder. Bu âyetin devamında bildirilen miktarlara da bir hazırlık mahiyetindedir.

وَاللَّائِي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِنْ نِسَائِكُمْ إِنْ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ وَاللَّائِي لَمْ يَحِضْنَ

4. “Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdetini görmemiş bulunanlardan eğer şüphe ederseniz (iddetlerinin nasıl olacağında tereddüt ederseniz), onların bekleme süresi üç aydır.”

Rivayete göre “Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli beklerler...”(3) âyeti nazil olunca “Hayız görmeyenlerin iddeti ne kadar?” diye soruldu, âyet bu münasebetle nazil oldu.

وَأُوْلَاتُ الْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ “Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıdır.”

Bu hüküm, hem boşanmış hanımlara, hem de kocası ölmüş hanımlara geneldir.

“İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler.” (Bakara, 2/234)

âyetinde, kocası ölmüş hanımların dört ay on gün beklemeleri nazara verilir. Buradaki âyeti geneli üzere değerlendirmek, diğerini geneli üzere değerlendirmekten daha evlâdır.(4)

وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا  “Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.”

Her kim Allah’ın hükümlerinde O’ndan korkar ve o hükümlerin hukukunu gözetirse, Allah ona işini kolaylaştırır ve onu hayırda muvaffak kılar. 

ذٰلِكَ أَمْرُ اللَّهِ أَنزَلَهُ إِلَيْكُمْ

5. “Bu, Allah'ın size indirdiği emridir.”

وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُعْظِمْ لَهُ أَجْرًا  “Kim Allah'tan korkarsa, onun kötülüklerini örter ve mükafatını büyütür.”

Çünkü başka bir âyetin bildirdiği gibi, “İyilikler kötülükleri giderir.”(5)

Görüldüğü gibi, boşanmayla alâkalı hükümlerin yer aldığı bu kısım, sadece emir ve yasakların ardarda sıralanması şeklinde olmayıp tevhid, tevekkül gibi çok önemli dersler de verilmektedir.

Dipnotlar:

(1) bk. Bakara, 2/228.
(2) Yani, hanımı iddet süresini evde geçirirken, kocası fikir değiştirebilir, böylece evliliklerini devam ettirirler.
(3) bk. Bakara, 2/228.
(4) Çünkü kocası ölmüş bir hanım şayet hamile ise, bebeğinin dünyaya gelmesi dört ay on günü aşabilir.
(5) bk. Hûd, 11/114. Beydâvi, III, 537-541.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Onuncu Mes'ele | Yazar: Şadi EREN ( Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 621 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...