Block title
Block content

"Kur’ân’ın tafsilâtla, izahatla, tekrarla beyan ve ispat ettiği hakikat-i haşriyeyi asırlarına ve zamanlarına göre o hakikatı kat’î kabul ile beraber, tafsilâtsız ve perdeli ve muhtasar bir surette beyan..." İzahını yapar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainatta tekamül kanunu hükmettiği için, her şey basitten mükemmele doğru tedricen ilerliyor. Nasıl bir insan bebeklikle başlayıp ihtiyarlık ile biten bir hayat sürecinden geçiyor ise, aynı şekilde umum insanlıkta böyle basitten mükemmele doğru bir süreci yaşayıp geçiyor. Bebeklik döneminde insan çat pat konuşur, basit şeyleri ancak anlayabilir, ama yaşı ilerledikçe idrak ve anlayışı tekamül eder.

Aynı şekilde insanlıkta buna benzer süreçlerden geçtiği için Allah insanlığın bu geçtiği sürece, uygun hitaplarla insanlığı eğitip talim ediyor. Mesela Hz. Âdem (as)’in dönemindeki bir insan ile şimdiki bir insan arasında ciddi anlayış ve idrak farkları vardır. O dönem insanına tafsilat ve akli delil yerine basit, sade ve tesirli bir üslup kullanılır. Eski dönemdeki kutsal metinlerin basit, sade ve yüzeysel olmasını anlamak için bu kanun kafidir.

Ayrıca Kur’an-ı Kerim, eski metinlerin içeriği hakkında ciddi ipuçları vermektedir. Hatta her peygambere ait özel dualara kadar bir çok husus, model olarak bu zaman insanına takdim edilmiştir. Bu takdim edilen örnek ve modellerden hareket ederek, o zamanlar hakkında bir izlenim oluşabilir.

Müfessirler bu hususta şunları söylüyorlar: İlk semavi kitaplar; suhuf, peygamberlere verilen sahifenin çoğulu. Sahife, yazılı veya yazılacak kâğıttan, kırtastan bir parçadır. Bu da bizim sahife dediğimiz, safhadan daha genel olarak yaprak ve varak adı verilen parçadan ibarettir. Çoğulu "sahaif" ve "suhuf"tur. Bu sûretle sahife ve suhuf, mektuba, risâle ve kitaba da denir (Elmalılı, Hak Dini Kur'an Dili, VIII, 5578). Peygamberlere verilen bu suhuflardan 10 sahife (Suhuf) Hz. Âdem'e, 50 sahife Hz. Şit'e, 30 sahife Hz. İdris'e ve 10 sahife de Hz. İbrahim'e verilmiştir.

Kur'an-ı Kerim'de "Suhuf-u Ûla (ilk sahifeler)"den bahsedilmektedir. Bunların yukarıda bildirilen sahifeler olduğu anlaşılmaktadır (Taha, 20/133). Ayrıca A'lâ Suresi'nin 18. ve Necm Suresi'nin 36. ayetlerinde Suhufu İbrahim'den ve Suhuf-u Musâ'dan bahsedilmektedir. Bu iki suhufun içerdiği hükümlerle ilgili olarak Necm Suresi 38. ayet ve devamında bilgi verilmektedir. Musâ'nın sahifeleri ifadesiyle Tevrat kastedilmekle beraber, İbrahim'in sahifeleri hakkında Kur'ân'ın dışında, her hangi bir yerde yeterli bilgi yoktur. Hattâ Yahudilerin ve Hristiyanların kutsal metinlerinde bile bunlardan söz edilmez. Sadece Kur'ân-ı Kerim'de birisi Necm Suresi 36. ayetinin devamında, birisi de A'lâ Suresi'nde olmak üzere iki yerde Hz. İbrahim'in getirdiği talimattan bazı bölümler zikredilmiştir. (Mevdûdî, Tefhimül-Kur'an, terc, heyet, VI, 32).

Hz. İbrahim (a.s)'e indirilen sahifelerin mübarek ramazan ayının ilk gecesi indirildiğine dair Vâsıle b. el-Eska' (r.a)'den gelen bir rivayet vardır. (Ahmed İbn Hanbel, IV, 107).

Bu sahifelerin ihtiva ettiği hakikatlerin tevhid, ibadet, ahlâk, muamelât ve ahkâm esasları olduğunu anlamak için herhangi bir vesikaya gerek yoktur. Çünkü Cenabı Hakkın risâlet ve nübüvvetle ilgili koyduğu şartlardan ve Kur'ân-ı Kerim'den bunu anlamak kolaydır. Nitekim Necm Suresi 38-49 âyetlerinde ilk sahifelerin yani Hz. İbrahim ve Hz. Müsâ sahifelerinin ihtiva ettiği gerçekler şöyle maddelendirilebilir. Bunlar her peygamberin getirdiği şeriatte temel esasların aynılığını, değişmezliğini göstermesi bakımından da önemlidir:

- Herkes yaptıklarından mesuldür. Bir şahsın yaptıklarından ancak kendisi sorumludur.
- Hiç kimse başkasının cezasıyla cezalandırılmaz.
- Her şahıs yaptığının karşılığını görecektir.
- Başkasının yaptığı amellere kimse ortak olamaz.
- Hiç kimse yapmadığı amelin karşılığını alamaz (Mevdûdî, Tefhimül-Kur'ân, VI/32).

"Dönüş Allah'adır. Güldüren ve ağlatan, dirilten ve öldüren; çiftleri, erkek ve dişiyi, döl yatağına düşen meniden yaratan O'dur. Öldükten sonra dirilten O'dur. İhtiyaçları veren ve zenginleştiren O'dur. Gökte ve yerde olanların Rabbı O'dur." (Necm, 53/38-49).

Kur'ân'da peygamberlerin sözlerini ve mücâdelelerini incelediğimiz zaman, kendilerine indirilen sahifelerin içeriği ile ilgili örnekleri çoğaltmak mümkün olur. Taberi'de Hz. Şit'e verilen sahifelerden şöyle bir cümle nakledilmektedir:

"Âdem oğullarına söyle ki, bir şart koştuklarında ona şâhid tutsunlar, ta ki inkar edemesinler. Nitekim Âdem, benim ahdimi unuttu İblis de onu aldattı ve cennetten çıkmasına sebep oldu." (Taberi, Tarih, I/93).

Hem bu sahifelerin, hem de diğer semavi kitapların; kitap gönderilmeyen peygamberlerin tebliğ görevinde hükümlerine tabi oldukları metinler olduğunu ifade bakımından da şöyle denilmektedir:

"İdris (a.s) Şît aleyhisselâmın suhufunu okurdu ve ahaliyi o kitabın hükmüne davet ederdi. Hak Teâlâ ona da otuz sahife gönderdi. O bu sahifeleri kendi eliyle yazdı. Âdem (a.s)'dan sonra ilk kalem tutup yazı yazan İdris (a.s)'dır."

İdris (a.s) şöyle dedi: "Ya Rıdvân, ben Hak Teâlânın peygamberiyim. Benim makamımın cennet olacağını suhufta gördüm." (Taberî, Tarih, I/95, 97).

(Bu cevap www.sorularlaislamiyet.com web sayfasından alınmıştır.)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...