Block title
Block content

Kur'an'ın tarifindeki "...içi bilbedahe halis hidayet; üstü bizzarure envar-ı iman; altı biilmilyakin delil ve bürhan; sağı bittecrübe teslim-i kalb ve vicdan; solu biaynilyakin teshir-i akıl ve iz'an..." ifadelerini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada iç-dış, alt-üst, sağ-sol  ifadeleri, Kur’an’ın her yönü ile mükemmel ve mucize olduğuna işaret eden birer teşbih, birer temsildirler. Yani; Kur’an’ı hangi yönü ile incelesek inceleyelim, harika ve mucize olduğu anlaşılır demektir. Nitekim Üstad Hazretleri, Kur’an’ın kırk yönü ile mucize ve harika olduğunu, İşaratü’l- İ’caz  ve Yirmi Beşinci Söz'de kati bir şekilde izah ve ispat etmiştir.

Şimdi tarifteki cümleleri ayrı ayrı izah etmeye çalışalım:

• Ve cihât-ı sittesi parlak ve evham ve şübehâtın zulümâtından musaffâ,

Bu cümlede, Kur’an’ın her yönü ile mucize olduğu beyan ediliyor. Öyle ki Kur’an’ı Allah’ın kelamı gibi okuyup dikkat ile nazar eden birisi, asla şüphe ve evham içinde kalmaz. İnkar ve küfür karanlığından temizlenir.

• Ve nokta-i istinadı, bilyakîn, vahy-i semâvî ve kelâm-ı ezelî,

Kur’an’ı bu derece mükemmel ve mucize kılan şey; onun dayanağının vahiy ve İlm-i İlahi olmasıdır. Allah’ın ilmi sonsuz olduğu için, kusur ve eksiklik onda olamaz; elbette sonsuz ilmin mahsulü olan Kur’an’nın da kusur ve eksiklikten münezzeh olması zaruri olur. Her şey dayandığı noktadan güç alır. Asker orduya dayandığı için nasıl ordunun gücünü arkasında zahir bulursa, Kur’an da Allah’ın sonsuz ilmine dayandığı için o sonsuz ilmi arkasında zahir olarak bulur ve gücünü ondan alır.

• Ve hedefi ve gayesi, bilmüşahede, saadet-i ebediye,

Kur’an’ın hedef ve gayesi gözle görüldüğü gibi, hem dünyada hem de ukbada saadettir. Evet Kur’an’ın hükümlerinin dünyada saadeti temin ettiğini, İslam’ın parlak bir şekilde insanlara hükmettiği dönemlerde bizzat görüyoruz. Ukbada ise ebedi saadeti temin edeceğini yüz yirmi dört bin peygamber ve milyonlarca evliya ve asfiya gönül gözleri ile görüp ittifak ile bize bildirmişler.

• İçi, bilbedâhe, hâlis hidayet,

Kur’an’ın içinden maksat; mana ve muhteviyatıdır. Yani her bir ayetin mana ve içeriği, halis ve katışıksız, doğruyu ve hakkı gösteren bir rehber gibidir. İnsanlar, Kur’an ayetlerinin mana ve içeriğine baktığı zaman, onda bir çelişki, onda bir tutarsızlık, onda bir bulantı, onda bir eksiklik, onda bir yetersizlik göremezler. Bu noktadan bütün ayetler aynı kapsama girdiği için, sadece Yasin Suresi değil, bütün ayetler aynı değer ve kıymet içindedirler. Yani her ayet ve suresinin içi, yani mana ve muhtevası aynı kudret ve mükemmelliktedir. Üstad Hazretleri akla kapı açmak için bu bahsin devamında, Kur’an ayetlerinin bütün yönlerine temsil ve örnekler vermektedir. Bizim hepsini buraya yazmamız mümkün olmadığı için, Yirmi Beşinci Söze bakmanızı tavsiye ediyoruz.

• Üstü, bizzarure, envâr-ı iman,

Kur’an’ın üstünden maksat; mana ve muhteviyatı içinde tutan kalıp ve nazmıdır. Yani cümle ve kelime kalıplarının diziliş ve kullanılış biçimleridir. Kur’an’ın en parlak mucizelerinden bir tanesi de nazım yapısındaki i’cazdır. Bir nevi içeriği muhafaza eden muhkem bir cild gibidir. İnsanlar içeriğini kavramasa, cildindeki harikalığa baksa, iman nurunu orada bulabilir, demektir. 

Nitekim Mekke toplumunda önemli bir kısım insanlar, bu cümle ve kelime yapısının harikasına meftun olup imana gelmişler. Yani Kur’an’nın nasıl mana ve içeriği halis hidayet ise, aynı şekilde bu mana ve içeriğin cildi ve kılıfı hükmünde olan nazım ve cümle yapısı da aynı şekilde iman nuru ve hidayet kaynağıdır demektir. Yine Üstad Hazretleri İşaratü’l-İ’caz  ve Yirmi Beşinci Söz'de bunun örneklerini geniş ve tafsili bir şekilde vermiştir.

• Altı, biilmilyakîn, delil ve burhan,

Kur’an’ın altından maksat; ayetlerin sunmuş olduğu akli ve mantıki delillerdir. Özellikle inayet ve gaye delillerini göstererek, bütün insanlığa davasının sağlam bir alt yapıya ve temele dayandığını gösterip ilan ediyor. Bu noktada kainat referans verilerek sunulan ayetlerin hepsi buna örnek ve timsaldir. Özellikle Rahman Suresi'nde bu deliller çok bariz olarak göze çarpar. Ama zahir veya batın, kati veya zımni binlerce ayetler bu deliller ile mücehhezdir. Risale-i Nurların tamamına Kur’an’i deliller nazırı ile bakabiliriz.

• Sağı, bittecrübe, teslim-i kalb ve vicdan,

Kur’an’ın sağından maksat; kalp ve vicdan gibi insani duyguların tatmin olup teslim olmasıdır. Kur’an sadece akla ve mantığa değil, insanın bütün mahiyetine hitap eden bir kitaptır. İnsanlık düşünce tarihinde, bu ölçü ve denge pek görülmez, her bir meslek insanın bir cihaz ve duygusunu esas alır, onun üstünde gider, diğer yönlerini ya ihmal eder ya da tatmin edemez. Bu sebeple akıl merkezli felsefe, akla hitap ederken kalbi ihmal eder, kalp merkezli mistik felsefe ise; kalbe hitap ederken aklı ihmal eder. Yani denge korunmaz. Kur’an ise sadece aklı ve kalbi değil, insanın bütün mahiyetini işlettirip tatmin eden bir usul üzere gider. Bu sebeple her hak meslek ve meşrep; esasını Kur’an'dan alıyor.

• Solu, biaynilyakîn, teshir-i akıl ve iz'an,

Kur’an’ın akıl ve idrakleri etkilemesinde ve terbiye etmesinde çok mertebeler vardır. Bu mertebeleri genel anlamda üç sınıfta hülasa ediyorlar. Bunlar ilmelyakin, aynelyakin ve hakkelyakindir. İşte Kur’an’ın bu sol yüzünde, bu hadsiz mertebe ve dereceler vardır. Öyle ki bu yüzde iki cihan serveri Peygamber Efendimiz (asm) de talebedir, bir avam Mümin de talebedir. Demek hadsiz iman ve ahlak mertebesi Kur’an’ın içinde mevcuttur.

• Meyvesi, bihakkılyakîn, rahmet-i Rahmân ve dâr-ı cinân,

Kur’an’ın meyve ve neticesi; dünya ve ahirette saadettir. Rahman dünyaya, Rahim ise ahirete bakıyor.

• Makamı ve revacı, bilhads-i sâdık, makbul-ü melek ve ins ve cânn bir kitab-ı semâvîdir.

Kur’an’ın makam ve mevkii; bütün insanların ve cinlerin ve meleklerin kabulü olmasıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Kur'an'ın Tarifi, Üçüncü Cüz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4149 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...