KURBİYET - BU’DİYET

“Kurbiyet: Yakınlık

Bu’diyet: Uzaklık.”

"Cenâb-ı Hak, herşeye herşeyden daha yakındır. Fakat, herşey O’ndan nihayetsiz uzaktır." Sözler

Eşya için kullanılan uzak- yakın, geçmiş- gelecek gibi ifadeler zaman ve mekânla ilgilidir. Yâni, bunlar birbirlerine göre yakında ve uzakta ve yine birbirlerine nisbeten mâzi ve müstakbeldedirler.

Kur’an’ın terbiyesinden geçen bir akıl şöyle düşünür:

Madem bu alemde her mekân yerli yerine konulmuş, eşyayı o mekânlarda hikmetle yerleştiren Zâtı, mekândan münezzeh bilmeliyim.

Madem her zamanda yeni varlıklar vücuda geliyor, onların mûcidini zamandan münezzeh bilmeliyim.

O halde, Allah’ın, mahlûkatına yakınlığını ve mahlûkatın ondan uzaklığını zaman ve mekân ölçüleriyle izah edemeyiz.

Bir misal:

Siz okuduğunuz kitaba ondan daha yakınsınızdır; o kendisinde nelerin yazıldığını bilmez, siz bilirsiniz... Ve kitap sizden çok uzaktır, sizi anlamanın, tanımanın, seyretmenin çok gerilerindedir.

Kitabın ilk sayfasındaki bir kelime ikinci sayfadakine yakındır, onuncu sayfadakine uzak. Ama onları yazan zat, hepsine aynı derecede ve aynı ölçüde yakındır.

Allah’ın varlığı vacibdir, mahlukatın varlığı ise mümkin... Vacib varlık, mümkin varlıklara son derece yakındır; zira, onları yaratan, idare eden, her türlü ihtiyaçlarını gören O’dur. Mümkin varlıklar ise, mahiyet olarak, vacib varlığa son derece uzaktır. Onun Zatının mahiyetini bilemezler, sıfatlarının sonsuzluğunu kavrayamazlar.

Bir insanın madde ve mâna âlemini daima terbiye eden Allah, o kuluna onun nefsinden daha yakındır. Kul ise, ancak belli sınırlar arasında iş görebilen noksan sıfatlarıyla, Rabbini hakkıyla tanımaktan çok uzaktır.

Yakınlık ve uzaklığın bir başka cihetini ders veren bir hadis-i kudsî:

"Kulum bana, en fazla, farzlarla yaklaşır, sonra nefilelerle..."

Bu kudsî hadis, yakınlaşmanın mânevî olduğunu, kalbî ve ruhî olduğunu bize ders veriyor...

Nafile; farz ve vacipleri işledikten sonra kulun Rabbine daha fazla yakınlaşmak, kalbini ulvî feyizlere daha ziyade açmak niyetiyle yaptığı ibadetler, tefekkürler, ilticalar, şükürlerdir...
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...