Block title
Block content

"Küre-i Arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefîhe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Ta'dili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve kezâ, beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması ancak Allah'ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İ’lem Eyyühe’l-Azîz!  Küre-i Arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefîhe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Ta'dili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve kezâ, beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması ancak Allah'ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur.

Üstat  hazretleri zamanında sadece bir tek  devlet radyosu vardı ve onunla dünyanın tamamından bir köy gibi haberdar olunabiliyordu. Şimdi ise birçok devlet radyosu yanında birçok özel radyo ve televizyonlar ve bunlara ilave olarak da sayılamayacak kadar çok internet siteleri devreye girdi. Böylece, dünyanın tamamı artık bir ev kadar küçüldü ve gaflet perdesi de o nispette kalınlaşmış oldu.

Bu teknik imkanların, büyük çoğunlukla insanların kalb ve ruhlarına değil, nefislerine hizmet etmiş olmalarındandır ki, Üstadımız bu medeniyet  için “medeniyet-i sefîhe” ifadesini kullanmıştı. Bunun tadili, yâni aşırılıklardan kurtarılıp mutedil bir hale dönüştürülmesi ve insanlara faydalı hale getirilmesi “büyük bir himmete muhtaçtır."

Bu sefih medeniyetin ahlak ve fazilete verdiği zararlar yanında bir başka zararı da, insanların akıl ve kalplerini sadece dünyaya çevirmesi, onlara ahiret hayatını adeta unutturmasıdır. İnsanlar imanlarının nasıl kemale ereceği, hislerinin nasıl ulvileşeceği gibi yüksek gayelerden uzaklaştırılmış, bunların yerini nasıl zengin olacağım, dünya nimetlerinden nasıl daha fazla faydalanacağım, menfaatimi nerede daha çok bulacağım gibi nefis eksenli hedeflere yönlendirilmiştir.

Toplumum bu yapısına Allah Resulünün (asm.) “Sohbete insibağ (boyanma) vardır.” hadis-i şeriflerinin ışığında nazar ettiğimizde, böyle bir ortamda kalpleri ve akılları ulvî gayelere yönlenmenin çok zor olduğu açıkça görülür. Bütün bu menfiliklere rağmen rıza ve istikamet çizgisinde bir  ömür geçirmek  “ancak Allah'ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur.”

Üstat hazretleri bu lütfa mazhar olabilmenin şahs-ı maneviye dahil olmakla mümkün olabileceğini sürekli olarak ifade ederler.

“Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası ne kadar harika da olsalar, cemaatin şahs-ı manevîsinden gelen dehasına karşı mağlûp düşebilir.” Emirdağ Lahikası-I

İnsan dünya nimetlerinden de helal dairesinde istifade etmekle birlikte kendilerini ahiret yolculuğuna hazırlayan bir cemaat içinde bulunmakla toplumun bozuk yapısından sıyrılabilir ve Allah’ın lütfuyla kendini  “medeniyet-i sefîhe”nin zararlarından kurtarabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Habbe | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1166 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...