Block title
Block content

"Küre-i arzın nıfsını ve nev-i beşerin humsunu daire-i tasarrufuna aldığı,.." Küre-i arzın nısfı ve nev-i beşerin humsunun Peygamber Efendimiz hakkındaki görüşleri nelerdir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İslam dünyası, tarihin her döneminde asgari olarak sayısal açıdan insanlığın beşte birisini teşkil etmiştir. Mesela bugün dünya nüfusu altı yedi milyar ise İslam alemi bir buçuk  milyar nüfusu ile yaklaşık olarak dünya nüfusunun beşte birine tekabül ediyor. Bu beşte bir oran Peygamber Efendimiz (asm)'in ümmeti olmasından dolayı bakış açısı iman ve hidayet şeklindedir. 

Dünyanın yarısı ifadesi ise  siyaseten yönetme noktasındandır. İslam alemi bazı zamanlar dünyanın tamamını, bazı zamanlarda ise yarısını elinde tutmuştur.

Mesela Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı dönemlerinde dünyanın yarısı hatta tamama yakını İslam medeniyetinin hükmü ve tesiri altında kalmıştır. Osmanlılının yıkılmasından sonra siyaseten en zayıf sürecini yaşayan İslam alemi yinede insanlığın yoğun yaşadığı bölgelerde söz sahibidir. Bu siyasi tesir sebebi ile insanlığın diğer yarısı Peygamber Efendimiz (asm)'e en azından bir hürmet ve saygı ile bakıyor. Avrupa aydın ve yazarlarının Peygamber Efendimiz (asm) hakkındaki müspet düşünleri meseleye işaret eder.

Bunlardan birkaç tanesini numune olarak takdim edelim:

"Sana muasır bir vücut olamadığımdan müteessirim, ey Muhammed (a.s.m.)"

"Muhtelif devirlerde, beşeriyeti idare etmek için taraf-ı Lâhutîden geldiği iddia olunan bütün münzel semavî kitapları tam ve etrafıyla tetkik ettimse de, tahrif olundukları için, hiçbirisinde aradığım hikmet ve tam isabeti göremedim. Bu kanunlar değil bir cemiyet, bir hane halkının saadetini bile temin edecek mahiyetten pek uzaktır. Lâkin Muhammedîlerin (a.s.m.) Kur'ân'ı, bu kayıttan âzâdedir. Ben, Kur'ân'ı her cihetten tetkik ettim, her kelimesinde büyük hikmetler gördüm. Muhammedîlerin (a.s.m.) düşmanları, bu kitap Muhammed'in (a.s.m.) zâde-i tab'ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, en mükemmel, hattâ en mütekâmil bir dimağdan böyle harikanın zuhurunu iddia etmek, hakikatlere göz kapayarak kin ve garaza âlet olmak mânâsını ifade eder ki, bu da ilim ve hikmetle kabil-i telif değildir. Ben şunu iddia ediyorum ki, Muhammed (a.s.m.) mümtaz bir kuvvettir. Destgâh-ı kudretin böyle ikinci bir vücudu imkân sahasına getirmesi ihtimalden uzaktır."

"Sana muasır bir vücut olamadığımdan dolayı müteessirim, ey Muhammed (a.s.m.)! Muallimi ve nâşiri olduğun bu kitap, senin değildir; o Lâhutîdir. Bu kitabın Lahutî olduğunu inkâr etmek, mevzu ilimlerin butlanını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için, beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben, huzur-u mehabetinde kemal-i hürmetle eğilirim."

"En temiz ve en doğru din, Müslümanlıktır"

"Meşhur muharrir, müsteşrik, edebiyat-ı Arabiye mütehassısı ve Kur'ân-ı Kerimin mütercimi Doktor Maurice şöyle diyor:"

"Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl itikatlar girîvesinden, ancak Arabistan'ın Hıra Dağında yükselen ses kurtarabilmiştir. İlâhî kelimeyi en ulvî makama yükselten ses, bu ses idi. Fakat Rumlar bu sesi dinleyememişlerdi. Bu ses, insanlara en temiz ve en doğru dini tâlim ediyordu. O yüksek din ki, onun hakkında, Gundö Firey Hesin gibi muhakkik bir fâzıl, şu sözleri pek haklı olarak söylüyor: "Bu dinde mukaddes sular, şâyân-ı teberrük eşya, esnâm ve azizler, yahut a'mâl-i sâlihadan mücerred imanı müfit tanıyan akideler, yahut sekerat-ı mevt esnasında nedametin bir fayda vereceğini ifade eden sözler, yahut başkaları tarafından vuku bulacak dua ve niyazların günahkârları kurtaracağına dair ifadeleri yoktur. Çünkü bu gibi akideler, onları kabul edenleri alçaltmıştır."

Kur'ân, serapa samimiyet ve hakkaniyetle doludur

Carlyle şöyle diyor:

"Kur'ân'ı bir kere dikkatle okursanız, onun hususiyetlerini izhara başladığını görürsünüz. Kur'ân'ın güzelliği, diğer bütün edebî eserlerin güzelliklerinden kabil-i temyizdir. Kur'ân'ın başlıca hususiyetlerinden biri, onun asliyetidir."

"Benim fikir ve kanaatime göre, Kur'ân, serapa samimiyet ve hakkaniyetle doludur. Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) cihana tebliğ ettiği davet, hak ve hakikattır." (1)

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Ecnebî Filozofların Şehadetleri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...