Block title
Block content

Kuvvet ve kudret Allah'tandır; bizim el kaldırmamız, konuşmamız vb.. Allah'ın insana cüzi kuvvet, ilim, irade vb. vermesini nasıl anlamalıyız, bize verilen "cüz-i ilim", "irade", "kudret" gibi sıfatların hakikatı nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainatta her şeyin yaratılması ve tedbiri, istisnasız olarak Allah’a aittir. İnsan fiillerinin ve amellerinin de hepsi bu kaideye dahildir. İnsanlara atfedilen fiiller ve işler ise, mecazidir. Yani yaratma noktasından değildir. İnsana verilen cüzi ilim, irade, kudret, malikiyet, vesaire gibi sıfatlar Allah’ın sonsuz ve mutlak sıfatlarını anlamak, kavramak ve kıyas yapmak içindir.

Burada, verilmiş derken, ona bırakmış da, Allah karışmıyor, insan kendi yaratıyor, anlamında değildir. Yine yaratan Allah'tır.  Ama mecazi ve kıyasi bir sahiplilik duygusu vermiş ki, onunla Allah’ın sonsuz sıfatlarını anlayıp idrak edebilelim.

Mesela, sen kendi küçük haneni tedbir ve idare ediyorsun. Allah ise, koca kainatı tedbir ve idare ediyor. Sen, küçük bir taşı kaldırırsın, Allah ise bütün gezegen ve küreleri kaldırır. Şu var ki, senin o tedbir ve idaren ve o taşı kaldırman yine Allah'ın işidir ve yaratmasıdır. Sen orada farazi ve kıyasi bir sahiplilik duygusu ile o işlere sahipsin. Yoksa, yaratma noktasından değildir. Şayet bu farazi ve mecazi sahiplenme duygusu olmasa idi, biz Allah’ın sonsuz sıfatlarını kıyaslayıp anlayamayacaktık. Allah’ın  sıfatları bize meçhul olacaktı.

Yani, bizdeki cüzi ilim, irade, kudret gibi haller bizi gerçek bir yaratıcı ve sahip yapmıyor. Onlar, sadece bir varsayımdan ve faraziyattan ibarettir.

Bu sahiplenme dediğimiz duygu, hayvanlarda olmadığı için, hayvan gördüğü halde, görmenin ne olduğunu bilmiyor. Kulakları olduğu halde, benim bir kulağım var ve ben işitiyorum diyemiyor. Çünkü onda aitlik duygusu yoktur. İnsanı hayvandan ayıran şey, yalnız bu aitlik duygusudur. Yoksa, hayvanın da gözlerini ve kulaklarını yaratan Allah’tır, insanın da.

Ancak bu duyguyu gerçek kabul edenler, kendilerini bir an ilah tasavvur edip firavunlaşarak tarihte rezil olmuşlardır.

Aitlik duygusunun gerçek olmadığını anlamak için şu örneği verebiliriz. Ali’den aldığımız bir parayı Veli’ye vererek bir ev alıyoruz. Daha sonra benim evim, diyoruz. Halbuki bir taşına bile dokunmamışızdır. Daha sonra vefat edip gidince, ev oğluna kalıyor. Bu kez oğlu, bu benim evimdir, demeye başlıyor.

Burada geçen, “benim” kavramı tamamen nisbidir, farazidlr. Sahiplenme nedeni, evi yaptıkları için değildir. İnsan vücudu da bir evdir. Allah yaratmıştır. Ama biz içinde kaldığımız için, benim bedenim diyoruz; yoksa yaptığımız için değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Altıncı Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3892 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...