Block title
Block content

"Lâkin bir kısım ehl-i ilim, bunlardan bir kısmını bid’aya dahil edip, fakat 'bid’a-i hasene' namını vermiş." Burada "bir kısım" denilen ehli ilim kimlerdir, Üstadımız bu tespite katılıyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, Üstad Hazretleri bu tasnifi  kabul etmiyor, sadece böyle tasnif yapan alimlerin de bulunduğunu söylüyor. Üstad Hazretleri bu hususa şu ibareleri ile işaret ediyor: 

"Fakat, tarikatte evrad ve ezkâr ve meşrepler nev’inden olsa ve asılları Kitap ve Sünnetten ahzedilmek şartıyla, ayrı ayrı tarzda, ayrı ayrı surette olmakla beraber, mukarrer olan usul ve esasatı, Sünnet-i Seniyyeye muhalefet ve tağyir etmemek şartıyla, bid’a değillerdir. Lâkin bir kısım ehl-i ilim, bunlardan bir kısmını bid’aya dahil edip, fakat 'bid’a-i hasene' namını vermiş."(1) 

İkincisi, Hz. Ömer (r.a) , Mescid-i Nebevi’de teravih namazını cemaatle kılanları görünce, “Bu ne güzel bir bidattır.” diyerek teşvik etmiş ve bidat-ı haseneyi belirtmiştir. İmam-ı Ebu Yusuf, İmam-ı Azam'a “Teravih namazı için, 'Hz.Ömer (r.a)’in yaptığı içtihadın hükmü nedir?'" diye sorduğunda, İmam-ı Azam, “Teravih namazı sünnet-i müekkeddedir. Bu sebeple kimse bid’at diyemez." cevabını vermiştir.

Üçüncüsü, bu tasnif özde ve esasta bir tasnif değil, zahirde ve lafızda bir tasniftir. Yani her iki kesim de Kur’an ve sünnete muhalif olmayan şeylerin bidat olmayacağını ifade ediyor. Hasane tabiri ise, bu aykırı olmayışa bir sembol, bir karinedir denilebilir. Bizce bu tasnif ciddi bir fikir ayrışması değil, sureten ve lafzi bir ayrışmadır.

(1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...