Block title
Block content

Lemeat'ta geçen; "Meziyetin varsa hafâ türâbında kalsın, tâ neşvünemâ bulsun,.." ifadesini, altında yer alan açıklaması ışığında izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bu misallerin haşmeti, hem de o sırr-ı hasen, iphamda izhar eder, ihfâda ispat eder. Meselâ, ecelin iphamında bir muvazene vardır; her dakikada tutar ne vaziyet alırsan." (1)

Kıymetli olan şeyler aranır ve bulunur, kıymetsiz şeyler gibi kendini göstermeye ve ilan etmeye muhtaç değildir. Mesela, elmas çok kıymetli bir maden olduğu için, sürekli aranır ve el üstünde tutulur. Ama toprak ve taş, elmas gibi kıymetli olmamasından dolayı  bol bulunur ve ayak altında dolaşır. Kadir Gecesi diğer gecelerden kıymetli olmasından kendisini saklıyor.

Üstad bu hakikate şu cümleler ile işaret ediyor: 

"İşte sana misali: İnsan içinde veli, ömür içinde ecel, olmuş meçhul ve mücmel. Cumada müstetirdir bir saat, kabul olur dua edersen."

"Ramazan'da münteşir bir leyle-i zû-kadir. Esmâü'l-Hüsnâda muzmer iksir-i İsm-i Âzam. Bu misallerin haşmeti, hem de o sırr-ı hasen,.."(2)

Aslında kıymetli şeylerin gizli ve belirsiz olması bir çeşit izhar ve görünürlüktür. Yani kıymet ve güzellik ucuz bir meta gibi ayak altına atılır ise, kimse ona teveccüh etmez, ama saklanır ve gizlenirse o zaman değerini ve kıymetini ilan ve izhar etmiş oluyor ki, herkes ona teveccüh eder.

 İnsan da bu örneklerde olduğu gibi kıymetli ve değerli meziyetlerini riya ve yapmacık hareketler ile ilan edip ifsat etmemelidir. Yani gerçekte çok değerli olan bir meziyet, yapmacık ve gösteriş ile ilan edilmeye çalışılırsa, o meziyetin kıymeti adileşir, değersiz bir hale girer. Sarrafın, kıymetli mücevherlerini çarşı pazarda bağırarak satması malının değerini düşürür. Halbuki mücevherler ücra ve korunaklı mahzeninde durması gerekir. Alıcısı gelip onu bulur. Yanlış anlaşılmasın, meziyetleri gizlemek demek, yok etmek, heba etmek, başkalardan gizlemek anlamında değildir. Burada ipham ve gizlemek riya ve tasannudan kaçmak anlamındadır.

Enaniyetsiz büyüklük ve meziyet sahibi; kendinde bulunan güzel ve gıpta edilecek vasıfları Allah’tan biliyor ve asla nefsine vermiyor. Güzel bir meziyeti varsa bunu Allah’tan bilip insanlar üstünde üstünlük ve büyüklük taslamıyor. Hatta meziyetinin çokluğu kadar mahviyet içine giriyor.

Nasıl ki, toprağa bir tohum attığımızda, o tohum orada iyi muhafaza olunursa -gerekli kimyevi maddeleri verilirse- ondan kaliteli bir ağaç meydana gelir. Öyle de insanın da bazı kabiliyetleri olsa ve bunu muhafaza edip kendi aleminde olgunlaştırıp -ihlasla, samimiyetle, tevazu ve mahfiyetle- yeri ve zamanı geldiğinde serrişte ederse, kullanırsa, hem takdire şayan olur; hem de o meziyeti lütfu ilahi bilip ihlasla söylenildiğinde de tesir eder.

Toplum hayatında sıkça rastlamışızdır. Bir kimse kendi meziyetlerini olur olmadık yerlerde söyleyince, bu durum muhataplarının bazısında aksülamel yapar. Bir kısmı bu vaziyeti kıskanır, diğer bir kısmı bu vaziyetten sıkılır kerahet eder, hoş karşılamaz ve başkaları da bu olaydan fazla etkilenmeyebilir vs.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Lemeat.

(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...