Block title
Block content

"Levlake: Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım,.." hadisini izah eder misiniz, Risalelerde bu konuda izah var mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamber Efendimiz (asv)'in şahsiyetinin iki yönü vardır. Birisi nübüvvet ve risalet yönü, diğeri  beşer ve insani yönüdür.

Tarih ve siyer kitaplarında daha çok beşeri halleri ön plana çıktığından, sadece beşeri yönüne yoğunlaşanlar Peygamber Efendimiz (asv)'in manevi şahsiyetinin büyüklük ve azametini anlamakta zorlanıyorlar, hatta inkara bile gidiyorlar. Dolayısı ile sevgi de ona göre şekilleniyor.

Risalet ve nübüvvet yönüne yoğunlaşıp, beşeri yönünü aklına sığıştıramayıp insan üstü, melek gibi görüp, insani yönünü inkar eden tasavvuf geleneği de vardır. Bunun da çok sakıncaları vardır. Zira Hazreti Peygamber (asv), sadece Allah’ın elçisi değil, bizim de vekilimizdir. Yani, insanlara imam ve rehberdir. İnsan üstü bir melek makamında olsa, bize imamlık ve modellik yapamazdı.

Risale-i Nurlarda bu iki şahsiyet çok güzel dengelenmiştir. Yani, ne manevi azametinde sapma var, ne de beşeri hallerini kabullenememe durumu vardır. Her iki şahsiyet mükemmel bir denge ile tarif edilmiştir.

Peygamber Efendimiz (asv)'in manevi şahsiyetini ve Allah katındaki mevkiini en güzel şu kudsi hadis bize bildiriyor:

"Ey Habibim, sen olmasaydın bu kainatı halketmezdim."(1)

O (asv), her yönü ile en yüksek ve mualla bir makamdadır, onun maddi ve manevi şahsiyeti bütün kainatın ve mahlukatın üstündedir.

 Nasıl Allah’ın isimleri içinde İsm-i Azam varsa ve en büyük ve faziletli ismide bu isim ise bu isimlerin mazharları içinde de mazhar-ı azam Peygamber Efendimiz (asv)’dır. Yani Peygamber Efendimiz (asv) Allah’ın bütün isimlerinin en azam derecede tezahür ve tecelli ettiği, en nurani ve en güzel bir forum ve mahiyettir. Bütün insanlık olmasa sadece o kalsa Allah’ın kainatı yaratmasındaki maksat tahakkuk etmiş olurdu.

 Onun (asv) o mükemmel varlığı nasıl kainatın yaratılmasına sebep olmuş ise, o azami kulluğu da kainatın bekasına sebeptir. Kainat bir ağaç ise kökü ve esası Peygamber Efendimiz (asv) ve ibadetidir. Yine bu ağacın en mükemmel bir meyvesi ve en azami neticesi İki Cihan Serveri Peygamber Efendimiz (asv)'dir.

İşte bütün bu ince ve nurani manaların en güzel temsili ve en somut ifade şekli bu hadistir, denilebilir. Tafsilat için Miraç Risalesi'ne bakılabilir.

(1) bk. El-Leali-l Masnua, Suyutî 1/272

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

üyelik2
Biz hayatımızı Allah Celle celaluhu ya mı resulullaha sallallahu aleyhi vesellem emi borçluyuz?Yani Allah peygamberimizi yaratmasaydı bizi yaratmazdı.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Biz hayatımızı direk olarak Allah'a borçluyuz dolaylı olarak da Hazreti Muhammed (sav)'in ubudiyet ve Allah katında ki değerine borçluyuz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek

HADİSİ KUDSİ olarak nakledilen bu ve buna benzer ifadeler Resulullah Efendimizden 500-900 yıl kadar sonraları YAZILAN KİTAPLARDA geçer. ''MEVZU veya sahih olması şüpheli'' zannı da bu sebeple söylenmiştir. Zamanımızda İSE BU VE BUNA BENZER İFADELERDE , BAZILARINCA fazlaca aşırı bulunmaktadır. BU İFADEYE İNANMAMIŞ OLMAKLA da ne GÜNAHA girilir ne de İSLAMDAN çıkılır.
..KUR'ANIMIZDA ;RESULULLAH Efendimize sav doğrudan yapılan HİTAPLAR,TANIMLAMALAR, ATFEDİLEN vasıflar(Duha suresinde olduğu gibi), DAHA çok onun İNSANİ yani KUL MUHAMMED (asm) tarafını ön plana çıkarmaktadır. Bir arkadaşım ; HUTBE VE VAAZLARDAN etkilenmiş ve şu soruyu sormuştu:
--- Yani tüm KAİNAT ve HERŞEY İNSAN İÇİN yaratılmış değil mi?
Şöyle bir düşündüm. KAİNATIN YARATILIŞ AMACINA, Yüce ALLAH'IN İSİMLERİNE VE SIFATLARINA, nazar etmeye çalıştım.Nedense içimden EVET demek gelmedi.
--- HAYIR dedim. KAİNAT ve her şey İNSAN için yaratılmış demek pek doğru olmaz. AMA insan yaratılış ağacının nihai bir meyvesidir o başka. Zira ; KAİNATIN YARATILIŞ AMACI YÜCE ALLAH'A aynadarlık VE ŞAHİTLİK yapması amacını taşır. İNSAN da bu AYNALARDAN VE ŞAHİTLERDEN BİR AYETTİR.. Özellikle ADL ismi ve ADİL sıfatı açısından. RAHİM ,SETTAR,KEREM gibi isimlerin TECELLİLERİ, İNSANOĞLU veya İNSAN gibi vasıflara sahip bir VARLIK YARATILMASAYDI tam tecelli etmezlerdi. Madem ALLAH cc böyle YARATTI o halde en güzelini ve en KAMİLİNİ yarattı.İtiraz edecek halimizde yok. Ancak KAİNATIN tamamındaki YARATILIŞ gerçeği , biz normal İNSANLARIN kavrama ve anlama kabiliyetinin çok çok üstündedir.Bilmediğimiz nice ALEMLER ve NİCE SIRLAR var ki belki AHİRET HAYATINDA tam manasıyla idrak edeceğiz.Mesela RUH, Mesela MELEKLER mesela UZAYDAKİ nice varlıklar,yıldızlar,yaratılışlar. Belki İNSANOĞLU maddi ve mana aleminde ilerledikçe bu hakikatlere de kısmen muttali olacaktır.Elbette YÜCE ALLAH'A YAKINLIK ARTTIKÇA ,Onun SIRLARINA DA yakınlık artmakta,perdeler aralanmaktadır. MİRAC-ı NEBEVİ bu yakınlığın nihai noktasıdır. Bunu zaten biliyoruz. MİRAC İnsan açısından nihai amaç olsa da yüce ALLAH tarafından tek amaç değildir.Belki İNSANLIKTAN muradının son noktasıdır ama KAİNATIN ve diğer ALEMLERİN yaratılmasındaki muradın nihai noktası DEĞİL. KUR'ANIMIZA nazar ettiğimde , RESULULLAH EFENDİMİZİN mana boyutundan çok daha fazla MADDİ yani İNSANİ boyutuna dikkat çekildiğini görmekteyim. BU İNSANİ BOYUTTA direkt veya dolaylı olarak bize atfedilmektedir. Şöyle bir benzetme yaparsak ; MANA boyut RUH'A TAALLUK ettiğinde İNSANİ boyutta BEDENE talluk etmektedir. MANA boyut üzerinden İNSANLAR kolayca ifrata,şirke, vs sürüklenebilir ama İNSANİ boyut üzerinden öyle kolay sürüklenemez. Zira önünüze koyulan ELMAS ile KÖMÜRÜ ayırt etmekte zorlanmazsınız. Sadece tercih yaparsınız. İsteyen ALLAH'I isteyen UZZA 'yı tercih eder. Sanıyorum İNSANIN bu YARATILIŞ ÖZELLİĞİNDEN olacak KUR'ANIMIZ ; TEBLİĞ,İKAZ,ÖĞRETME,YÖNLENDİRME
LERDE çoğunlukla maddi boyutlu anlatımı esas almakta , RESULULLAH EFENDİMİZİ sav 
ve diğer NEBİLERİ DE as bu BOYUTA MODEL olarak nazarlara vermektedir. 
Cumalarımız mübarek olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...