Block title
Block content

"Lezzet-i kutsiye, aşk-ı mukaddes, ferah-ı münezzeh, mesruriyet-i kutsiye, diye tabir edilen izn-i şer’i olmadığından yâd edemediğimiz..." Herhangi bir insan Allah'a ait bu manaları yaşayabilir mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela şunu tespit edelim; Üstat "lezzet-i kutsiye", "aşk-ı mukaddes", "ferah-ı münezzeh", "mesruriyet-i kutsiye" gibi şuunat ve sıfatları Allah için söylüyor. Yani bu sıfat ve hâller Allah’ın zatına has hâl ve sıfatlardır. Bu hal ve sıfatları insanlara ve mahlukata vermek doğru ve caiz değildir.

Ama bu hâl ve sıfatların çok gölgelerden geçmiş zayıf bir tecellisi insanın mahiyetinde bulunabilir. Nasıl insan cüzi ilim, irade ve kudret gibi sıfatlarla Allah’ın külli sıfatlarına ayna ve mazhar oluyor ise, aynı şekilde Allah’ın zatına münasip olan kudsi şuunat ve hallerde de insan mazhar ve ayna olabilir.

Allah’ın için, "lezzet alma" tabirini kullanmak uygun düşmez. Zira Allah’ın lezzet alması ile insanın lezzet ve keyif alması arasında kıyasa gelmeyecek kadar azim farklar vardır. Biz kendimize ait lezzet ve keyif alma halini Allah’a izafe edersek, yani Allah da bizim gibi lezzet ve keyif alır dersek, Allah’ı mahlukata benzetip, ona kıyas etmiş oluruz ki, bu bir çeşit şirk olur.

"İnsan için kullanabilir miyiz?" ifadesine gelince; insan ancak bir beşer olarak lezzet ve keyif alır. İnsanın Allah’a ait olan mukaddes ve kutsi bir şekilde lezzet ve keyif alması imkansızdır. Aksi takdirde insanı ilahlaştırmak olur ki, maazallah imanı götürür. Bunlara dikkat etmek gerekir.

Allah’ın zatına has olan Lezzet-i kutsiye, aşk-ı mukaddes, ferah-ı münezzeh, mesruriyet-i kutsiye, gibi sıfatları Allah’tan başka hiç kimse bilemez ve yaşayamaz.

İlgili yeri okumak için tıklayınız:

Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...