Block title
Block content

"Lezzetleri terk etmek evladır." cümlesi ile "Şükür etmek için lezzetler takip edilebilir." cümlesini nasıl tevfik edebiliriz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dünya hayatında lezzet ve keyfi takip etmenin bazı şartları vardır.

Birinci Şart: Lezzet ve keyif helal dairesinde olmalıdır. Haram yollardan lezzet ve keyif takip etmek insanı cehenneme yuvarlar. Üstad Hazretlerinin ifadesi ile "helal dairesi keyfinize kafidir, harama girmeye lüzum yoktur." Meşru dairede insan serbesttir.

İkinci Şart: Lezzet ve keyfin manevi ücreti olan şükrün eda edilmesi. Yani insan şükür için helal olan her lezzeti takip edebilir. Zaten Allah insanının mahiyetine bin bir cihaz ve latifeleri külli bir şükür yapabilmesi için takmıştır. Öyle ise Allah’a külli şükür yapabilmenin yolu helal olan her lezzet ve keyfin tadılabilmesi ile mümkündür. Ancak o zaman insan Allah’ı bütün  his ve cihazları ile tanıyıp ona göre şükür yapmış oluyor.

Üçüncü Şart: Helal dairesinde de olsa israf ve aşırılığa kaçmamaktır. Zira bu alem doyumluk değil tadımlıktır. Tatmaya izin var, ama hayvan gibi yutmaya izin yoktur. İsrafa kaçmamak kaydı ile lezzet ve keyif takip edilebilir.

Dördüncü şart: Sevad-ı azam denilen insanların genel durumunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Yani  bulunduğu toplumun çoğunluğu aç ve sefil iken lezzet ve keyif takip etmek hem insanlığa hem de Müslümanlığa yakışmaz. Ama toplumun genel durumu iyi ise ona göre lezzet ve keyif takip edilebilir.

Burada kalbi ve nazarı geniş olan bir mümin yer yüzündeki bütün müminlerin ahvalini nazara alır ve ona göre hareket eder. Somali'de ölmek üzere olan aç çocukların cesedini akbabalar beklerken, kalbinde zerre kadar iman olan bir insan aşırı ve serbest hareket edemez ve etmemelidir. Bu hususta çekirdekten ağaca kadar makamlar var, herkesin nazarı ve merhameti bir olmaz. İsraf ölçüsünün asgarisine dikkat edenlere, takva namına ilişmek doğru değildir.

Beşincisi: Kapitalizmin ahlak anlayışı ve tüketim tarzı iliklerimize kadar işlemişken dikkatli olmakta fayda vardır. Dinimizin verdiği ölçüler dâhilinde hayatımızı sürdürürsek israftan da korunmuş oluruz. Bu ölçüler, aşırı cimriliği ve aşırı savurganlığı doğru bulmayıp, harcamanın makul sınırlar içinde olmasını tavsiye etmektedir. Bir davranış ve harcamadaki 'ihtiyaç' ve 'faydalı olma' önemli bir kriterdir. Bir şey alacağımız zaman onun ihtiyacımız olup olmadığını veya bir davranış sergileyeceğimiz zaman onun faydalı olup olmadığını kontrol etmemiz gerekiyor. Vicdanî muhasebe, davranışlara ayrı bir ayar getirir. Harcamalarımızda nefsimizin evet dediği bir şeyi, vicdanî bir değerlendirmeye tâbi tutabilmeli ve ona göre karar vermeliyiz. Nefsanî istek ve arzuları esas aldığımızda israfın boyutları giderek artacaktır. 

Altıncısı: "Yerinde ve faydalı kullanılmayan her şey" israf olarak değerlendirilebilir. İsraf helal dairesinde yapılması gereken bir davranıştır. Bazılarının iddia ettiği gibi "helalden kazanıp helale harcadıktan sonra istediğin gibi harcayabilirsin" mantığı yanlış ve hatalıdır. İsraf helal dairesine getirilmiş bir ölçü ve bir kavramdır.

Yedincisi:

"Onlar harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar." (Furkan, 25/67)

Bu ayetin tefsirinde, yapılan masrafların "ya bir zaruret, ya bir ihtiyaç veya bir hüsün" için yapıldığı ifade edilerek, bunlar dışında kalan harcamaların israf olduğu kaydedilir. Hüsün, güzellik demektir. Güzel şeyler yemek, güzel elbiseler giymek "israf" değildir. Ancak, karşımızda veya yakınımızda zarurî ihtiyaçlarını karşılamaya güç yetiremeyenler varken, onlara yardımcı olmak yerine kendi lüksümüzü artırmaya çalışmamız da israfa girmektedir. 

Elmalılı tefsirinde bu konuda şu kayıt konulur:

 "İbadullahın ihtiyacı karşısında fazla tenaum da (nimetlenmek, yiyip içmek) hüsün değil israf hududuna girer."

Risale-i Nur Külliyatı'nda da bu konuda şu değerlendirme yapılır

"Bu zamanda tereffühte izn-i şer'i bizi muhtar bırakmaz." (Sözler-Lemeat)

Tereffüh, refah içinde yaşamak, günümüz tabiriyle lüks bir hayat sürmektir. 

Allah Resulü (asm),

"Komşusu aç iken kendi tok olan bizden değildir." (İslam'ın istediği ideal Müslüman değildir.)

hadis-i şerifleriyle bu gerçeği en güzel şekliyle ortaya koymuştur.

İhtiyaç ve zaruret, harcamanın temel bir rüknüdür. İhtiyaç dışı harcamaların israf kapsamına girdiği su götürmez bir hakikattir. Mümin ne kadar zengin ve varlıklı da olsa sade ve sünnete uygun bir hayat sürmeye gayret etmelidir. Lezzetleri şükür için ve itidal ile takip etmelidir.

Özet olarak yukarıdaki şartlar dahilinde insan dünya hayatının her çeşit lezzet ve keyfini tadıp takip edebilir.

(1) bk. Sözler, Lemeât.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Habbe | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3424 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...