Block title
Block content

Maddeyi, sadece enerjinin belirli bir biçimi olduğunu söyleyenler var. Hakikatte maddenin bir vucüdu var mıdır? İslam alimleri ve Bediüzzaman'ın bu konuda görüşü nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ayan-ı sabit konusu meseleye ışık tutar mahiyettedir.

Ayan: Bir şeyin zatı, esası, özü ve mahiyeti manasına gelen, aynı zamanda kesret manasını ifade eden bir kelimedir. Sabit kelimesine izafe edilmesi ise, adem-i mutlaktan müberra olmasına delalet içindir.

Evet, her şeyin ve her mevcudun iki cephesi vardır. Birisi, mahiyet ve zatı; diğeri ise, hariçteki vücudu ve suretidir. Yani, cismani boyutudur. Her şeyin aslını ve özünü teşkil eden ise, zatı ve mahiyetidir. Bu da Allah’ın ezeli ve ebedi ilminde manevi ve ilmi olarak mevcuttur. Buna vücud-u ilmi de denir. Şayet, Cenab-ı Hak, ezeli irade ve kudreti ile ilminde sabit olan bu mahiyetlere ve asıllara harici bir vücut verirse, o zaman ilmîlik ve manevilikten mahlukat ve şehadet alemine intikal etmiş olur.

Cenab-ı Hakk'ın ezeli ilmindeki eşyanın mahiyet ve zatına ayan-ı sabit denir. Onun harici bir vücut giydirilmiş haline de mahlukat veya hakikat denilir. Üstad'ın ifadesi ile, daire-i ilmiden, daire-i kudrete çıkmış olana, mahluk ve mevcut denilir. Daire-i ilmînde olan mahiyet ve aslına da, her şeyin bir nevi programı ve mahiyeti hükmünde olan vücud-u ilmî denilir.

Varlıkların sağlamlık noktasında muhtelif mertebe ve dereceleri vardır. Varlıklar içinde en sağlam ve kararlı olan varlık, Allah’ın ezeli ve ebedi olan varlığıdır. Diğer bütün varlıklar Allah’ın varlığı yanında gayet zayıf ve gölge gibi kalıyor. Yani içinde yaşadığımız varlık boyutu, yani maddesel alem Allah’ın vacip olan varlığı ile mukayese edildiği zaman, maddesel alemin ne kadar ehemmiyetsiz ve sönük kaldığına işaret etmek için bazı büyük evliyalar, istiğrak hali olarak, eşyanın varlığını ya inkar etmişler ya da hayal deresine indirmişler.

Yalnız bu evliyaların bu halleri bir fikir ya da ilmi bir hakikat değil, aşkın ve aşk halinin bir coşkusudur. Bu evliyalar Allah’ın varlık boyutuna hasr-ı nazar edip sadece  onun varlığına konsantre oldukları için, eşyanın hakikatini akıllarına ya da nazarlarına getirmiyorlar veya o anda getiremiyorlar. Bu sebeple eşyanın hakikatini idrak edemiyorlar. Böyle mahsus birkaç evliyanın bu mahsus halleri  bir ölçü, bir miyar sayılamaz.

Ehl-i sünnet alimleri ittifak ile "Eşyanın hakikati sabittir." diye hükmetmişler ve madde alemini kabul etmişlerdir. Üstad Hazretleri Ehl-i sünnetin ittifak ile kabul ettiği "Eşyanın hakikati sabittir." fikrini aynen savunuyor ve kabul ediyor. Üstad Hazretleri eşyanın varlığını ve maddesel boyutunu inkar etmenin mahzurlu olacağını ayrıca ifade ediyor.

Buraya kadar olan kısım, eşya ve maddenin varlık sınıfından olduğu üzerinedir. Eşya ve maddenin var olduğu sabit olduktan sonra, "Maddenin inceldiği en alt birimler nedir?" sorusuna kısaca işaret edelim: Evet madde esir ve zerreden mürekkep bir şeydir.

 Esir: Görülmeyen ve varlığı bütün ehl-i ilimce kabul edilen lâtif, rakik, elâstikiyeti hâiz seyyal ve akıcı bir maddedir. Aynı zamanda bütün kâinatta bulunan ve her tarafı kaplamış olan lâtif bir maddedir. Elektrik, ışık ve hararetin yayılmasına vasıtalıkta eder.

Radyo ve telsiz gibi haberleşme araçlarının hiç maddesiz olarak dalga iletmesi mümkün değildir.  Esirsiz ve maddesiz bir boşlukta dalgaların ilerlemesi hem akla hem de bilime aykırı bir durum olduğu için, esir maddesinin varlığı sabit olarak kabul edilmiştir. 

Zerre: En küçük en ufak manasına geliyor ki, maddenin en küçük yapı taşına verilen genel bir kavramdır. Öyle ise zerre atom değil maddenin en küçüğü ve en nihayeti ne ise odur. Bugün fen ilimleri maddenin derinliklerine indikçe, yeni küçük maddeler ortaya çıkıyor. Öyle ise zerrenin genelliğine dokunmamak gerekir. 

Atom: Atom, Yunanca atomos, bölünemez anlamına gelir. Bir kimyasal elementin bütün özelliklerini taşıyan en küçük parçacığıdır. Gözle görülmesi imkânsız, çok küçük bir parçacıktır ve sadece taramalı tünel mikroskobu (atomik kuvvet mikroskobu) ile incelenebilir.

Bir atomda, a yapılı çekirdeği saran negatif yüklü bir (elektron) bulutu vardır. Çekirdek ise pozitif yüklü protonlar ve yüksüz nötronlardan oluşur. Atomdaki proton sayısı elektron sayısına eşit olduğunda atom elektriksel olarak yüksüzdür. Elektron ve proton sayıları eşit değilse, bu parçacık iyon olarak adlandırılır. İyonlar oldukça kararsız yapılardır ve yüksek enerjilerinden kurtulmak için ortamdaki başka iyon ve atomlarla etkileşime girerler.

Maddenin en nihayetinde bir enerji olduğu tezi daha tam netlik kazanmış değildir. Lakin öyle olmuş olsa bile, yukarıda ifade ettiğimiz gibi, önemli olan eşyanın varlığı ve sabit olmasıdır. Keyfiyetinin ne olduğunun o kadar da bir önemi yoktur. O bilimin sahasına girer.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...