"Madem bana itimad eden bir abdimin eline öyle bir asa veriyorum ki: Her istediği yerde âb-ı hayatı onunla çeker." Cenab-ı Hak, Musa Aleyhisselam’ın su ile alakalı mucizesini nazara verirken neden onu "itimad eden bir abdim" diye tavsif ediyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İtimat kelimesi, “Allah’a tam bir teslimiyet içinde onun emirlerini tereddüt etmeksizin yerine getirmek” manasında kullanılmıştır. Bu kelimenin Hz. Musa'nın (as.) hayatında hususi bir yeri vardır. Asasını taşa vurması emredildiğinde, “Bununla su çıkmanın ne alakası var.” gibi bir tereddüde kapılmadığı gibi, hakkı tebliğ için Firavun’a gittiklerinde de kısa süren bir endişeden sonra, Allah’a teslim ve tevekkül ile ölümü göze alarak o vazifeyi de yerine getirmiş, keza sihirbazların göz kamaştıran sihirleri karşısında da ve Firavun’un kendilerini takiplerinde de hep bu itimad ve teslim üzere olmuştur.

“Kavânin-i rahmet” ifadesi, insanın âdetullah kanunlarına riayet ettiği takdirde, umulmadık rahmetlere ereceğini ve beklenmedik neticelere ulaşacağını ders verir.

Bu kanunlar sayılamayacak kadar çoktur. Konumuzla alakalı olarak bir iki kanundan söz edelim:

Küçük şeylerden büyük şeyleri yaratmak âdetullahtandır. Bu kanunun, çekirdeklerden ağaçları çıkarmak, yumurtalardan kuşları yaratmak gibi sayısız misalleri vardır. Burada bize düşen, kendi vazifemizi hassasiyetle yerine getirmek, o teşebbüsümüzden beklediğimiz büyük neticeyi ise Allah’ın inayetinden beklemek, bu hususta teslim ve tevekkül ile onun rahmetine, kudretine itimat etmektir.

Bir başka kanun tedric kanunudur. Bu dünyada lahi tasarruflar, çoğu zaman, tedric kanunuyla, kademeli olarak icra edilir. Bu kanuna uymak ve aceleci olmamak da bize düşen bir başka vazifedir.

İnsanları musibet ve hastalıklarla imtihan etmek ve onları böylece günahlarından temizleyip manen terakki ettirmek de ayrı bir kanundur. Bu konuda yine sebeplere teşebbüs ettikten sonra neticeyi sabır ve tevekkül ile beklemek de bizim için ayrı bir vazifedir.

Kendi his ve kanaatimize zıt düşen, beklentilerimizde bizi hayal kırıklığına uğratan hadiseler karşısında Nur Külliyatında geçen; “Tedbîri ona bırakmalı, hikmetine itimad etmeli, rahmetini ittiham etmemeli.” tavsiyesine aynen uymak durumundayız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...