Block title
Block content

"Madem böyle umum zîhayatta kalem-i kader hükümrandır..." cümlesine göre; "İlim maluma tabidir." diyoruz; fakat burada kaderin bize çizmiş olduğu programa göre hareket ediyoruz, gibi anlaşılıyor, meseleyi izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kaderin biri büyük, diğeri küçük olmak üzere iki dairesi vardır.

Büyük (ıztırarî) daire; tamamen Allah’ın kudret ve iradesi ile takdir edilir, burada insan tıpkı bir cansız varlık gibi iradesiz ve muzdardır. İnsanın şu anne ve babadan olması ve şu memlekette doğması, şu boyda şu vasıfta olması, hep bu kaderin büyük dairesinin içindedir. İnsan bu daireden sorumlu olmadığı için mesul değildir. Burada malum ilme tabidir. Yani her şey; Allah’ın ilim, irade ve kudreti dahilinde vuku buluyor.

Diğer küçük (iradî) dairede ise; tedbir ve tasarruf tamamen şaibesiz olarak insanın elindedir. Bu dairede sorumlu; insan ve iradesidir. İman küfür, iyi kötü, güzel çirkin, hayır şer, gibi şeylerin tercih edilmesi bu dairededir; tercih ise tamamen insana bırakılmıştır. Allah cebir ve baskı olmasın diye, bu daireye müdahale etmiyor, insanı bu dairede tam serbest bırakıyor. 

Allah’ın kudret ve irade sıfatı bu dairede sadece insanın tercihlerini yaratmak noktasında müdahildir, bunun dışında insanın tercihi üstünde asla bir tecelli ve taalluku yoktur.

İnsan hayatında gerçekleşen fiilleri yüzdeye vurduğumuz zaman, bu fiilerin yüzde doksan dokuzunun insan iradesi ile gerçekleşen fiiller olmadığını görüyoruz. Geri kalan yüzde birlik fiiller ise; insanın itibari olan iradesi ile yapmış olduğu tercih ve seçimlerdir. Böyle olunca insan da kaderin muzdar ve mukadder dairesinin bir parçasıdır. İnsan nasıl olsa yüzde bir hürriyetim var diyerek, kaderin muzdar dairesinden kendini hariç addedemez.

Aynı şekilde, yüzde doksan dokuz amellerim nasıl olsa benim iradem dışında gerçekleşiyor, öyle ise ben iradesiz ve sorumsuzum da diyemez. Zira sorumluluk amellerin yaratılmasında değil, tercih edilmesindedir. Amellerin tercih edilmesinde ise; insan tam hür ve özgürdür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
İlmin maluma tabi olması, malumun ilmin düsturları haricinde olmasını istilzam etmez. Bahsi geçen yerde, yanlış hatırlamıyorsam "İlim maluma tabidir. Bu kaziyyeye göre malum ilme tabi değil. Yani ilim desatiri malumu harici vucud noktasında tutmak için esas değil!...Hem ezel mazi silsilesinin bir ucu değil ki,ona göre bir mecburiyet tasavvur edilsin. Belki ezel, mazi hal ve istikbali birden tutar yukarıdan bakar bir ayine misaldir." deniliyor. Zaten daire-i ilm-i ilahinin haricinde birşey yok, ancak bu bizim ihtiyarımızı elimizden almıyor. Ancak biz, sualinizi yanlış anlamadıysam, ihtiyarımızı kaderin abluka ettiği daire haricinde tevehhüm ediyoruz, sorun ordan çıkıyor. Yani, ilm-i ilahi, ihtiyarımızla neyi, nasıl, hangi hissiyatla, hangi vaziyette tercih edeceğimizi biliyor, onun düsturlarıyla da hadisat vucuda geliyor.Yani, ilim maluma tabidir, aynı zamanda da herşeyden ziyade insanın dahi başına gelecekler ilm-i ilahinin bir nevi olan kaderce takdir ediliyor... İnşaallah anlatabilmişimdir...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...