Block title
Block content

"Madem gençlik darbesini yedin, bir vazife-i fıtriye olan tenasül kanununa daha girme... Fakat bîçare kadın..." Burada tüm kadınlara mı "evlenmeyin" deniliyor?

 
Soru Açıklaması:

"Dedim ki: Madem gençlik darbesini yedin, bir vazife-i fıtriye olan tenasül kanununa daha girme. Çünkü o vazifenin mukabilinde ücret olarak erkeğin aldığı muvakkat lezzet ve keyif bir derece bidayette kâfi geliyor. Fakat bîçare kadın, o vazife-i fıtriyede bir sene ağır yükü çekmeye ve bir iki sene veledin meşakkatine, beslemesine ve açık saçıklık sebebiyle kocasının nazarında sadakatsizlik ittihamı ve kocasının da gözü dışarıda olmak ihtimali ve ona samimi merhamet etmemesi cihetiyle, daimî sıkıntılara ve vicdanî azaplara mukabil; izdivaçta aldığı muvakkat bir keyif ve lezzet, bu bozuk zamanda ona o vazifeye mukabil yüzden birisine mukabil gelemiyor. Ve bilhassa küfüvv-ü şer'î tabir edilen, birbirine seciyeten ve diyaneten liyakat bulunmadığından daha ziyade azap çektirir. Ve bilhassa terbiye-i İslâmiye haricinde, Müslüman namı altında olanlar, imandan gelen hürmet ve merhamet-i mütekabileyi bulamadıklarından bütün bütün saadet-i hayatiyeyi mahvediyor, cehennem azabı çektiriyor."
- izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Dedim ki: Madem gençlik darbesini yedin, bir vazife-i fıtriye olan tenasül kanununa daha girme. Çünkü o vazifenin mukabilinde ücret olarak erkeğin aldığı muvakkat lezzet ve keyif bir derece bidayette kâfi geliyor. Fakat, biçare kadın, o vazife-i fıtriyede, bir sene ağır yükü çekmeye ve bir-iki sene veledin meşakkatine, beslemesine ve açık saçıklık sebebiyle kocasının nazarında sadakatsizlik ittihamı ve kocasının da gözü dışarıda olmak ihtimali ve ona samimî merhamet etmemesi cihetiyle, daimî sıkıntılara ve vicdanî azaplara mukabil, izdivaçta aldığı muvakkat bir keyif ve lezzet, bu bozuk zamanda, ona, o vazifeye mukabil yüzden birisine mukabil gelemiyor."

"Ve bilhassa, küfüvv-ü şer’î tâbir edilen, birbirine seciyeten ve diyaneten liyakat bulunmadığından, daha ziyade azap çektirir. Ve bilhassa terbiye-i İslâmiye haricinde, Müslüman namı altında olanlar, imandan gelen hürmet ve merhamet-i mütekabileyi bulamadıklarından, bütün bütün saadet-i hayatiyeyi mahvediyor, cehennem azâbını çektiriyor."(1)

Üstadımız burada bütün kadınlara "evlenmeyin, bekâr kalın" demiyor. Sadece evlenirken seçeceği eşin namuslu, ahlaklı ve dindar olmasına dikkat edilmesi gerektiğine işaret ediyor. Aksi takdirde, yani sırf evlenmek ve evlilikteki cüzi lezzeti tatmak amacı ile rastgele ve iffetsiz bir erkekle evlenilirse, bu evliliğin yararından çok zararını görürsün diyor.

Yani iffetsiz ve serseri bir erkekle ile evlenmektense, bekâr kalmak daha evladır, diyor. Çünkü iffetsiz ve serseri bir erkekle evlenmenin hem dünya hayatı açısından hem de ahiret hayatı açısından çok büyük risk ve zararları bulunuyor. Bu zararlara maruz kalmaktansa, bekâr kalmak daha evla daha makuldür.

Ama evleneceğin erkek iffetli, ahlaklı ve dindar olursa, hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında rahat edersin. Evde kalırım korkusu ya da sırf evlenme hevesi ile rastgele bir erkekle evlenmek akıl karı değildir.

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 162. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 162 | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 545 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...