"Mahbubunuz olan nefsinizin hadsiz belâsını çekiyorsunuz. Çünkü hakikî bir rahatı, o mahbubunuza vermiyorsunuz. Hem onu, hakikî mahbub olan Kadîr-i Mutlaka tevekkül ile teslim etmiyorsunuz, daima elem çekiyorsunuz." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Çünkü Cenâb-ı Hakka ait muhabbeti nefsinize verdiniz; mahbubunuz olan nefsinizin hadsiz belâsını çekiyorsunuz. Çünkü hakikî bir rahatı, o mahbubunuza vermiyorsunuz. Hem onu, hakikî mahbub olan Kadîr-i Mutlaka tevekkül ile teslim etmiyorsunuz, daima elem çekiyorsunuz."(1)

İnsan, çok kıymet verdiği bir şeyin ihtiyaçlarını karşılamaktan ve onu korumaktan aciz ise, bundan büyük bir elem duyar.

İnsanın en kıymet verdiği ve üzerine titrediği şey ise kendi nefsidir; o nefsin çok ihtiyaçları ve tehlikeleri bulunuyor. Mesela, güzel bir evde yaşamak bir ihtiyaç iken, bedenini çeşitli hastalıklardan koruyamamak bir tehlikedir. Bu durumda, nefsin binlerce ihtiyacını karşılamak ve onu binlerce tehlikelerden korumak insan kudretini aşan bir durumdur.

İnsanlardan gelecek muhtemel zararları yahut tabiat hâdiselerinin eliyle uğranılacak musibet ve felaketleri sürekli düşünen ve korkan insân, büyük bir belaya düşmüş demektir.

Her konuda olduğu gibi burada da temel prensip “Vazifeni yap vazîfe-i İlâhiyeye karışma.” düsturudur. Biz menfaatleri celbetmekte olduğu gibi zararları def’ etmekte de sadece kendi irademiz dâhilinde olan tedbirleri almakla mükellefiz. İlâhî rahmete mazhar olmak ve yine İlâhî azâbtan kurtulmak için neler yapmamız gerekiyorsa bunları düşünmeli ve yerine getirmeliyiz. Bundan sonraki safhada bize düşen tek vazife“Kaderin her şeyi güzeldir.” deyip, her türlü neticeyi rıza ve memnuniyetle karşılamaktır.

Zelzeleden korkmak yerine arzın Rabbinden korkmak, fırtınadan korkmak yerine havâ unsurunun sahip ve malikinden korkmak ve O’na isyandan uzak durmak gerekir.

Keza, ölümden korkmak yerine Mümit olan Allah’tan korkmalı, emirlerine dikkatle uyup, yasaklarından hassasiyetle kaçınmalıyız.

Madem perestiş derecesinde kıymet verdiği nefsini koruması ve ihtiyaçlarını karşılaması insan için mümkün değil. O zaman nefsi koruyup nefsin bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek Allah’a dayanması, O’na teslim olması ve ona tevekkül etmesi gerekiyor. Yani insan, böyle bir nefsin bütün ihtiyaçlarını karşılayan ya da karşılayabilecek olan Allah’a tevekkül etmeli ki rahata ersin...

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...