Block title
Block content

Mahbuplara olan aşk-ı mecazî aşk-ı hakikîye inkılâp ettiği gibi, acaba ekser nasta bulunan, dünyaya karşı olan aşk-ı mecazî dahi bir aşk-ı hakikîye inkılâp edebilir mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu konu Birinci Mektup'ta izah edilmektedir. İlgili yer aşağıda verilmiştir.

"DÖRDÜNCÜ SUAL: Mahbuplara olan aşk-ı mecazî aşk-ı hakikîye inkılâp ettiği gibi, acaba ekser nasta bulunan, dünyaya karşı olan aşk-ı mecazî dahi bir aşk-ı hakikîye inkılâp edebilir mi?"

"Elcevap: Evet. Dünyanın fâni yüzüne karşı olan aşk-ı mecazî, eğer o âşık, o yüzün üstündeki zeval ve fenâ çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, bâki bir mahbup arasa, dünyanın pek güzel ve âyine-i esmâ-i İlâhiye ve mezraa-i âhiret olan iki diğer yüzüne bakmaya muvaffak olursa, o gayr-ı meşru mecazî aşk, o vakit aşk-ı hakikîye inkılâba yüz tutar. Fakat bir şartla ki, kendinin zâil ve hayatıyla bağlı kararsız dünyasını haricî dünyaya iltibas etmemektir. Eğer ehl-i dalâlet ve gaflet gibi kendini unutup, âfâka dalıp, umumî dünyayı hususî dünyası zannedip ona âşık olsa, tabiat bataklığına düşer, boğulur. Meğer ki, harika olarak bir dest-i inâyet onu kurtarsın. Şu hakikati tenvir için şu temsile bak:"

"Meselâ, şu güzel, ziynetli odanın dört duvarında, dördümüze ait dört endam âyinesi bulunsa, o vakit beş oda olur: biri hakikî ve umumî, dördü misalî ve hususî.  Herbirimiz, kendi âyinemiz vasıtasıyla, hususî odamızın şeklini, heyetini, rengini değiştirebiliriz. Kırmızı boya vursak kırmızı, yeşil boyasak yeşil gösterir. Ve hâkezâ, âyinede tasarrufla çok vaziyetler verebiliriz. Çirkinleştirir, güzelleştirir, çok şekillere koyabiliriz. Fakat haricî ve umumî odayı ise kolaylıkla tasarruf ve tağyir edemeyiz. Hususî oda ile umumî oda hakikatte birbirinin aynı iken, ahkâmda ayrıdırlar. Sen bir parmakla odanı harap edebilirsin; ötekinin bir taşını bile kımıldatamazsın."

"İşte, dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır. Belki o hususî dünyamız ve âlemimiz bir sahifedir, hayatımız bir kalem onunla, sahife-i a’mâlimize geçecek çok şeyler yazılıyor."

"Eğer dünyamızı sevdikse, sonra gördük ki, dünyamız, hayatımız üstünde bina edildiği için, hayatımız gibi zâil, fâni, kararsızdır, hissedip bildik. Ona ait muhabbetimiz, o hususî dünyamız âyine olduğu ve temsil ettiği güzel nukuş-u esmâ-i İlâhiyeye döner, ondan cilve-i esmâya intikal eder."

"Hem o hususî dünyamız, âhiret ve Cennetin muvakkat bir fidanlığı olduğunu derk edip, ona karşı şedit hırs ve talep ve muhabbet gibi hissiyatımızı onun neticesi ve semeresi ve sümbülü olan uhrevî fevâidine çevirsek, o vakit o mecazî aşk hakikî aşka inkılâp eder."

"Yoksa  نَسُوا اللهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْ اُولٰۤئِكَ هُمُ الْفاَسِقُونَ sırrına mazhar olup, nefsini unutup, hayatın zevâlini düşünmeyerek hususî, kararsız dünyasını aynı umumî dünya gibi sabit bilip kendini lâyemut farz ederek dünyaya saplansa, şedit hissiyatla ona sarılsa, onda boğulur, gider. O muhabbet onun için hadsiz belâ ve azaptır. Çünkü, o muhabbetten yetimâne bir şefkat, meyusâne bir rikkat tevellüt eder. Bütün zîhayatlara acır, hattâ güzel ve zevâle maruz bütün mahlûkata bir rikkat ve bir firkat hisseder; elinden birşey gelmez, ye’s-i mutlak içinde elem çeker."

"Fakat gafletten kurtulan evvelki adam, o şedit şefkatin elemine karşı ulvî bir tiryak bulur ki, acıdığı bütün zîhayatların mevt ve zevâlinde bir Zât-ı Bâkînin bâki esmâsının daimî cilvelerini temsil eden âyine-i ervahları bâki görür; şefkati bir sürura inkılâp eder. Hem zeval ve fenâya maruz bütün güzel mahlûkatın arkasında bir cemâl-i münezzeh ve hüsn-ü mukaddes ihsas eden bir nakış ve tahsin ve san’at ve tezyin ve ihsan ve tenvir-i daimîyi görür. O zeval ve fenâyı, tezyid-i hüsün ve tecdid-i lezzet ve teşhir-i san’at için bir tazelendirmek şeklinde görüp, lezzetini ve şevkini ve hayretini ziyadeleştirir."(1)

(1) bk. Mektubat, Birinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

ihtiyar Said
Tam olarak oturmadı bu cevap. Bu yeri biliyorum lakin sanırım biraz daha yorum istemiştim ben..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Yukarıdaki cevapta yeteri kadar izah olduğu kanaatindeyiz. Aşkı mecazi ile aşkı hakiki arasındaki fark, sevilen şeye göre değişir. Kalbimizi bağladığımız şey mecazi, fani, geçici ve kararsız ise, bizim muhabbetimiz de mecazidir. Diğer taraftan, sevilen şey hakiki ise muhabbet de hakiki olur.
Mesela, aynanın içindeki güneşi sevmek, mecazi; aynadan başını kaldırıp, gerçek güneşi sevmek ise hakiki bir sevgidir. Her şey esmai ilahiyenin tecellisinden ibaret olduğuna göre, onları manayı ismi ile sevmek mecazidir. Kafasını kaldırıp, Allah'ın isim sıfat ve zatına odaklaşsa, hakiki aşka doğru yol almışız demektir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ihtiyar Said
Aşkın hayatımızda yeri olmalı mı? Yoksa aşk, sıradan birşey mi? ... Bu sorularıma hâlâ cevap gelmediği kanaatindeyim..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (m.ali)

Yemeğe iştiha bir ihtiyaç olduğu gibi, güzelliğe ilgi de bir ihtiyaçtır ki, ihtiyacın muzaaf şekline, yani bir adım ötesine de aşk denir. Ama burada da aşkın yüzünü gerçeğe çevirmek önemlidir. 
Yukarıda da ifade edildiği gibi, aynaya değil de güneşe yöneltmek lazımdır. Kısacası aşk bir ihtiyaçtır, ama mecrasında olmak şartı ile faydalıdır, yoksa sahibine elem çektirir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
adriatik
Selamün Aleyküm Benim sorum şöyle sayın hocam: -İnsan eşine karşı nasıl sevgi nasıl bir aşk beslemeli yada eşine beslediği aşkta acaba mecazi aşk mı?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Sorunuzun cevabı için tıklayınız:
Şehvani Sevmekler Hangi Aşk Grubuna Girer?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hakanahmet
sevgili kardeşler!aşk Allah içindir.insan Allahtan gayrisina aşık olursa bu hatadır.ama Allah namına ve esma hesabına sevgi masivaya yöneltilebilir.ama bildiğimiz manada ehli dünyanın aşkı büyük hatadır zaten bu hatanın cezası kıskançlık firka ve karşılık görmeme gibi çeşitli elemlerle cezasını bulmaktadır..bu konuda 3.lema,meyvenin 5.meselesi ve 32.sözdeki ilgili yere bakma meseleyi tavzih eder kanaatindeyim.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...