"Mahpus zulmen mahkûm olmuşsa, farz namazını kılmak şartıyla, her bir saati bir gün ibadet" ifadesinin devamında "Her bir saatleri yirmişer saat ibadet" ve "Her bir gün on gün kadar bir ibadet kazandırabilir." deniyor. Bu farklılıkları izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eğer mahpus, zulmen mahkûm olmuşsa, farz namazını kılmak şartıyla her bir saati bir gün ibadet hükmünde olduğu gibi, o hapis onun hakkında bir çilehane-i uzlet olup eski zamanda mağaralara girerek ibadet eden münzevî salihlerden sayılabilirler."

Burada kişi haksız bir şekilde hapse atılmış ise ve farz namazlarını da kılıyorsa, hapiste geçirmiş olduğu her bir saati bir gün ibadet olur. Bir saatinin bir gün ibadete dönüşmesindeki sebep masum olması oluyor. Bu masumiyeti onu münzevi salihlerden yapıyor.

"Eğer fakir veya ihtiyar veya hasta ve iman hakikatlerine müştak ise, farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla, her bir saatleri dahi yirmişer saat ibadet olup, hapis ona bir istirahathâne ve merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethâne, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. O hapiste durmakla, haricindeki müşevveş, her tarafta günahların hücumlarına mâruz serbestiyetten daha ziyade hoşlanabilir, hapisten tam terbiye alır. Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar."

Bu paragrafta ise kişi bir suç ve günahtan dolayı hapse girdiği, ama aynı zamanda hem fakir, hem yaşlı hem hasta hem iman hakikatlerine muhtaçlığını idrak etmiş, hem farz namazlarını kılıp hem de samimi bir şekilde işlediği günahtan tövbe ediyor ise, o zaman bir saati yirmi saat sevaba dönüşüyor.

Haksız yere hapse atılmış olanda hem bu kadar şartlar yok, hem sevabı 4 saat daha fazla.

"Hapiste geçen ömür günleri, her bir gün on gün kadar bir ibadet kazandırabilir. Ve fâni saatleri, meyveleri cihetiyle mânen bâki saatlere çevirebilir. Ve beş on sene ceza ile milyonlar sene haps-i ebedîden kurtulmaya vesile olabilir. İşte, ehl-i iman için bu pek büyük ve çok kıymettar kazanç şartı, farz namazını kılmak ve hapse sebebiyet veren günahlardan tövbe etmek ve sabır içinde şükretmektir. Zaten hapis çok günahlara mânidir, meydan vermiyor."(1)

Bir güne on gün sevap meselesinde ise, Allah bir hasenata on misli sevap verdiğini ayetlerinde şu şekilde ifade ediyor;

“Şu kesindir ki Allah kullarına zerre kadar bile zulmetmez. Ama kulun zerre kadar bir iyiliği bile olsa, onu kat kat artırır ve ayrıca kendi tarafından büyük bir mükâfat verir.” (Nisa, 4/40)

“Kim Allah’a güzel bir işle gelirse, iyilik işlerse, ona on misli verilir; kim de bir kötülükle gelirse, sadece kötülüğüne denk bir ceza görür ve hiç kimseye haksızlık edilmez.” (Enam, 6/160)

Dolayısı ile hapiste geçirilen her bir günün sevabı on günlük sevaba tekabül ediyor.

Bir saatin 20 ya da 24 saat sevap olması da bu ayetlerden mülhem manalardır. Yani kişinin şartları ağırlaştıkça sevabı da ona göre çoğalıyor. Farklı rakamların olması bu yüzdendir. Şayet herkese eşit sevap verilmiş olsa, şartları ağır olanlara haksızlık edilmiş olurdu. Haksız yere hapis yatanın sevabı ile bir suçtan dolayı hapse girmiş ama tövbe etmiş birisinin sevabı eşit olamaz.

Hatta salih insanların zulmen hapiste geçirdiği her bir dakikası bir gün ibadet kadar sevaplı ve faziletli olabilir. Sevapların dağılımında kişinin manevi durumu ve masumiyeti de çok önemlidir. Hazreti Yusuf (as)’in zindanda geçirdiği bir dakikası ile Üstad'ın geçirdiği bir dakika arasında da azim bir fark olacaktır. Rakamların muhtelif olması durumların çeşitliliğinden dolayıdır.

Yine de işin doğrusunu Allah bilir. Allah Adil olduğundan, Üstadımızın bu bahsettiği genel sayılardan farklı olarak herkesin durumuna tamı tamına hakkettiği kadar sevap vereceği elbette adaletinin gereğidir. Kur'anda Kadir Gecesi'nin bin aydan daha hayırlı olduğu açıkça ifade edilmiştir.(bk. Kadir, 97/3) Buradan da anlaşıldığı gibi bin aydan hayırlı demek, herkesin sevabının farklı olduğu anlamındadır. Belki de bazılarına bin ay iken, bazılarına binlerce ay olabilir. Hasta, mazlum, masum, salih, halis, uyanık, uykulu olma hallerine göre sevapları da farklı olacaklarına işarettir.

(1) bk. Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...