Block title
Block content

"Mahzen-i mucizat ve mucize-i kübrâ-yı Ahmediye (a.s.m.) olan Kur'ân-ı Hakîm-i Mu'cizü'l- Beyanın hadsiz vücuh-u i'câzındankırka yakın vücuh-u i'câziyeyi Arabî risalelerimde ve Arabî Risale-i Nur'da ve İşârâtü'l-İ'câz namındaki tefsir,.." İzahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mahzen-i mucizat ve mucize-i kübrâ-yı Ahmediye (a.s.m.) olan Kur'ân-ı Hakîm-i Mu'cizü'l- Beyanın hadsiz vücuh-u i'câzından kırka yakın vücuh-u i'câziyeyi Arabî risalelerimde ve Arabî Risale-i Nur'da ve İşârâtü'l-İ'câz namındaki tefsirimde ve geçen şu yirmi dört sözlerde işaretler etmişiz. Şimdi, onlardan yalnız beş vechini bir derece beyan ve sair vücuhu içlerinde icmâlen derc ederek ve bir mukaddime ile onun tarif ve mahiyetine işaret edeceğiz."(1)

Kur’an, kitap olarak adeta mucizeler mahzeni gibidir ve aynı zamanda Hazreti Peygamber Efendimiz (asv)'in göstermiş olduğu en büyük mucizedir. Kur’an içindeki bu mucizeler yedi külli ve kırk vecihle mucize şeklinde tespit ve tahlil edilmiştir.

Kur’an’nın yedi yönü ile mucize olması ve kırka yakın mucizeleri göstermesi Risale-i Nurlarda kati bir şekilde izah ve ispat edildiği için, tafsilatını oraya havale ederek biz  sadece başlıklar halinde o yedi ve kırk mucizeyi şu şekilde takdim ederiz:

 KUR’AN’IN YEDİ KÜLLİ VECH-İ İ’CÂZI:

1. Lâfzındaki fesahat-i harikası
2. Nazmındaki cezalet-i harikası.
3. Câmiiyet-i harikulâdesi
4. Derece-i i’cazda belâğat-i Kur’âniye
5. Üslûp ve îcâzındaki câmiiyeti
6. İhbârât-ı gaybiyesi
7. Fezlekesi ve meseleleri özetlemesi.

Ayrıca Kur’an içinde kırka yakın mucizeler ilmi bir titizlikle tespit ve tayin edilmiştir. Şöyle ki:

1. Mânâsındaki belâğatı
2. Nazmın cezaleti
3. Hüsn-ü metaneti
4. Üslûplarının bedâati
5. Garipliği
6. Müstahsenliği
7. Beyanının beraati
8. Fâik ve Üstünlüğü
9. Safveti
10. Maânîsinin kuvveti
11. Lâfzının fesahati
12. Selâseti
13. Lâfzındaki câmiiyeti
14. Mânâsındaki câmiiyeti
15. İlmindeki câmiiyeti
16. Mebâhisindeki câmiiyeti
17. Üslûp ve îcâzındaki câmiiyeti
18. Üslûb-u Kur’ân’ın cem’iyeti (bir tek sûre veya ayet, kâinatı içine alan bahr-i muhit-i Kur’ânîyi içine alır.)
19. Âyât-ı Kur’âniye’nin câmiiyeti.("İstediğin her şey için, Kur’ân’dan her ne istersen al”)
20. İ’câzkârâne îcâzı. (Kâh olur ki, uzun bir silsilenin iki tarafını öyle bir tarzda zikreder ki, güzelce silsileyi gösterir.)
21. Câmi’ ve hârıktır
22. Makàsıd-ı câmiiyeti
23. Maânî-i câmiiyeti
24. Esâlib-i câmiiyeti
25. Letâif-i câmiiyeti
26. Mehâsin-i câmiiyeti
27. Mesâil-i câmiiyeti
28. Maziye ait ihbârât-ı gaybiyesi
29. İstikbale ait ihbârât-ı gaybiyesi
30. Hakaik-ı İlâhiye’ye dair ihbârât-ı gaybiyesi
31. Hakaik-ı kevniye’ye dair ihbârât-ı gaybiyesi
32. Umur-u uhreviye’ye dair ihbârât-ı gaybiyesi
33. Kur’ân’ın şebâbeti
34. Tabakat-ı beşerin hususi hisse-i fehmi
35. Heyet-i mecmuasında râik bir selâset
36. Fâik bir selâmet
37. Metin bir tesanüd
38. Muhkem bir tenasüp
39. Meziyet-i i’câziye
40. Temsilat-ı kur’aniye.

"Kur'ân, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi, ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi."

Yukarıdaki cümleyi de nümune olarak izah edelim: İnsan soyut aklı ile kainatın hal diliyle bize verdiği mesajları idrak ve ihata edemiyor. Bunun en güzel ve somut delili; insan aklının mahsulü olan felsefenin hakikatleri anlamak ve anlatmaktaki acziyetidir. İnsanlığın düşünce tarihine baktığımız zaman, hiçbir felsefi ekol, kainatın dilini çözümleyememiştir. Yani kainatta verilmek istenen mesaj ve maksatları keşfedememiştir. Edenler de kıyısından köşesinden, bazı kırıntılarını tespit edebilmişlerdir ki, bu da insanlık için yeterli değildir. Felsefi doktrinlerin insanlık tarafından denenip, işe yaramadığı ve insanlığı saadete ulaştıramadığı tecrübe ile sabittir.

İnsanlığın bu acizliğinden, bu çaresizliğinden dolayıdır ki; Allah, peygamberler ve kitaplar göndererek, kainatın dilini ve maksatlarını, insanlığa çözümleyip takdim etmiştir. Bu İlahi kitaplar içinde de, kainatı bütünü ve derinliği ile en güzel ve en mükemmel izah ve tercüme eden Kur’an-ı Kerim'dir.

Nasıl ki, dilini bilmediğimiz bir turist karşısında aciz ve çaresiz kalıp, bir mütercime ihtiyaç hissediyor isek; aynı şekilde kainat ve içindekiler de dilini bilmediğimiz bir turist gibidir. Onun dilini anlamak için bir tercümana ihtiyacımız vardır. Turistin diline tam hakim ve vakıf olmayan bir tercüman, maksadı ve mesajı tam ifade edemediği gibi; kainatın diline hakim ve vâkıf olmayan filozoflar da kainatın maksatlarını ve mesajlarını insanlığa bildiremezler. Bu yüzden insanlık, kainatın diline vâkıf ve hâkim olan Kur’an’ın tercüme ve tefsirine muhtaçtır.

Mesela; kainat içinde ölüm bir mesaj, bir kelimedir. İnkarcı filozoflar, bu mesajı ve kelimeyi, yokluk ve hiçlik olarak tercüme ediyorlar. Kur’an ise ölümü daimi ve baki bir alemin bir başlangıcı ve bir geçiş noktası olarak tercüme ve tefsir ediyor. Kur’an-ı Kerim; insanlık ölüm ile yokluğa ve hiçliğe gitmiyor, bilakis ebedi bir aleme ebedi yaşamak için sevk ediliyor, diyerek, insanlığın aciz ve çaresiz kalbine bir merhem, bir ilaç oluyor. Maddeci felsefe; tercüme özürlü bir rehber iken, Kur’an-ı Kerim; hakiki ve şaşmaz bir mütercim ve rehberdir.

Ezeli tercüman tabirinde şöyle ince bir nükte vardır; insanın kafa feneri hükmünde olan aklı; ancak maddi alem üzerinde hareket edebiliyor. Hatta maddi alemin uzak noktalarına da ulaşamıyor. Halbuki alemler, sadece bu maddi alemle kayıtlı ve sınırlı değildir. Allah’ın mülkünde insan aklının anlamakta zorlanacağı çok alemler ve noktalar vardır. İnsan aklının bu alemleri ve noktaları çıplak aklı ile yani vahyin yardımı olmadan anlaması ve ihata etmesi mümkün değildir.

Halbuki vahiy; Allah’ın ezeli ilminden süzülüp gelen bir rehber olmasından dolayı, değil kainatı, Allah’ın bütün mülkünü kuşatacak ve ihata edecek bir mahiyettedir. Demek varlık olgusunu bütünü ile tarif ve tasvir etmek; ancak vahye mahsus bir özelliktir. İşte bu nokta ezeli ve ebedi tercüme şeklinde ifade ediliyor. Kur’an’ın bir ucu maddi alemde iken, diğer ucu Vacibü'l-Vücud olan Allah’ın Zat-ı Akdesi ve sıfatlarındadır. Böyle ihatalı bir kelama karşı, insanın kafa feneri hükmünde olan salt aklını ileri sürüp kibirlenmesi, gerçekten komik ve acınacak bir durumdur.

Evet, insanlığın saadet ve mutluluğu; semavi  mesaj olan Kur'an'ın hükümlerine ittiba ile mümkündür. İnsanların kafasından çıkan vehimli çürük iplere sarılmak, insana saadet ve mutluluktan çok, bela ve sıkıntı getirir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Mu'cizât-ı Kur'âniye Risalesi | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4396 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...