MADDEDEN MÜCERRET

“Maddeden mücerred ve muallâ… şu umum envar ve bütün nuraniyat Onun envâr-ı kudsiye-i esmâsının bir kesif zılâli…”(1)

Mücerret; katışıksız, karışık olmayan demektir. Muallâ ise, yüksek, yüce mânasına gelir. Bir ismi Nur olan Allah’ın varlığı, madde âleminin varlığından sonsuz derece yüksektir, yücedir. Zira bütün madde âlemi Allah’ın mahlûkudur. “Leyse ke mislihi şey’ün” hükmünce, hiçbir şey O’nun misli gibi değildir. Ve Allah, maddî bir varlık olmaktan münezzehtir.

Bütün ruhaniyat âlemi de O’nun mahlûkudurlar. Ve Allah, ruhanî varlıklar gibi olmaktan da münezzehtir. “... şu umum envar ve bütün nuraniyyat Onun envar-ı kudsiye-i Esmâsının bir kesif zılali” ibaresinde güzelce ifade edildiği gibi, bütün nuraniyat kendilerinde tecelli eden İlâhî isimlerin nurları yanında koyu ve katı bir gölge gibi kalmaktadır. Nuranîler böyle olursa, Allah’ın varlığının madde âleminden ne kadar mücerret ve muallâ olduğu çok daha iyi anlaşılır.

Fizikçiler, maddeyi enerjinin kesifleşmiş hali olarak tarif ederler. Enerji ise Allah’ın kudretinin bir tecellisidir. Kudret sıfatı nuranî olduğu gibi, enerji de bir derece nuranîdir. Onun kesifleşmesiyle madde ortaya çıkmaktadır.

Buna göre enerji de maddeye benzemez. O enerjinin kaynağı olan kudret ise maddeye hiç benzemez ve ondan mücerrettir ve sonsuz derecede muallâdır.

Bir insan, fikren sapıklığa düşerek maddeyi yaratıcısına benzetmeye kalkışsa, fizik ilmine göre, bir ağacı, bir taşı yahut bir canlıyı ancak enerjiye benzetebilir. Enerjinin ise bu kadar çok ve farklı varlıktan hiçbirine benzemeyeceği açıktır. Daha da ileri gitse, o enerjinin yaratıldığı kudrete kadar gider ve eşyayı İlâhî kudrete benzetme gibi bir sapıklığa düşer. Bundan öteye gidemez. Zira kudret Allah’ın sıfatlarından sadece birisidir.

Vücut ve beka, ilim ve irade gibi bütün sıfatların sahibi olan Cenâb-ı Hakk’ın mahlûkatla münasebeti, Üstad'ın ifade ettiği gibi sadece “hallakıyettir”; onları yaratmış olmasıdır. O’nun ne ilminin, ne iradesinin, ne görme ve işitme sıfatlarının enerjiyle açıklanması mümkün olmadığı gibi, mukaddes Zatının da yarattığı hiçbir varlığa benzemeyeceği bütün akılların ve vicdanların kabul edecekleri bir hakikattir.

(1) bk. Sözler, On Altıncı Söz.

Yükleniyor...